yeşil gölün,aydınlık hislerin habercisi olan bulutlarla aşık attığı,atların şevk dolu bir özgürlükle koştuğu ağaçların onları baştan çıkartan rüzgarla boğuştuğu şeytanın kulesinin gece gündüz bir başına nöbet tuttuğu beyazperdeden görsel hiddetiyle bal damlatan acı bir aşk filminin vuku bulduğu yer...wyoming...sene 1963... ennis;olgun,üzgün,karamsar,masum... jack;aklından ne geçiyorsa direk söyleyen neşeli ama yaşama karşıda öfkeli... para ihtiyacından dolayı bu iki farklı insanın hayatı kesişir.fasulyeler yenir,yasak ateşler yakılır,kısa ve öz muhabbetler yapılır,yağmurlar yağar üstlerine...günler geçer .ennis ve jack bir gece aynı çadırı paylaşır.bu gece de brokeback dağı yıllar yılı sürecek çaresiz bir sevgiye gebe kalır.iki erkeğin birbirine bakışları, kavuşmaları, buluşmaları, kopamamaları, direnmeleri, toplumsal sınırlamalar, aradaki kadınlar, gerçekler... ve bonus olarak dağ, nehir manzaraları... lee nin oyuncu yönetimindeki ustalığını da toza dumana katarak kanıtladığı filmdir bu.kusursuzluğu yakalamalarında rehberlik ettiği iki başrol oyuncusu ise sevdiği adama derin bir tutkuyla bağlı olan ve son ana kadar gizeminden hiç birşey kaybetmeyen ennis’e hayat veren heath ledger ve bıkıp usanmadan düzene başkaldırıp birlikte yaşayabileceklerini savunan,sigarasını her yakışında içine ennis i çeken jack i yansıtan jake gyllenhaal...dağların arasına sıkışıp kalmış bir hüznün kavuşamamanın ağır yükünün kelimelerin tutulamayan balıklara tabi olduğu yaşamsal darbelerin,devrim niteliğindeki gömlek sahnesi gibi unutulmayacak anların sahibi... ve brokeback mountain bir eşcinsel filmi değil aslında bir kovboy filmi hiç değil.ang lee nin de dediği gibi 'evrensel bir aşk filmi'... sükut-u hayale uğramış heyecanları,bakışlardaki beni kurtar yazılarını gün olur devran döner den nasibini alamamış bir aşkı,gustavo santaolalla nın ezgileriyle dinlemek süper bir şey.ve her dinlendiğinde kalbin düzeniyle oynayan ve sinema tarihinin en çarpıcı özgün film şarkılarından biri olan 'a love that will never grow old'... ang lee hüzün en kalıcı duygudur diyor...belki de ennis ve jack in iç sızlatan aşkının tüm şeytani gizemi burada yatıyor.çünkü ben bu yazıyı yazarken bile hüzün doldum...bu şeytan ennis ve jack e hiç rahat vermiyor.'keşke senden nasıl vazgeçebileceğimi bilseydim'diyor jack.çünkü hayatları boyunca ikiside içten içe hiçbirşeyden korkmuyorlar birbirlerini sevmekten korktukları kadar... ama yine de jack in külleri hiçbirzaman 'hoşçakal' demek istemeyenlere armağan olsun...