Pek Yakında, Eşkiya filminin o dillere destan sahnesiyle açılıyor ve Zafer orada figüran rolünde, diğer figüranın Zafer'in ayağını kaydırması sonucu işini kaybediyor ve korsan CD sektörüne atılıyor ve bunu istemeden yaptığı düşüncesine itiyor izleyenleri bu yüzdendir ki Zafer'e sürekli acıyacağız. Burada ki en büyük eksiklik keşke bu sahnede Şener Şen'i izleyebilseydik bir diğer eksiklik hatta utanç verici sinema sanatına hiç yakışmayan neredeyse her kadrajdaki firma isimleri ve reklam kokan hareketler, Cem Yılmaz'a yakıştıramadım. Bir diğer hususta Hababam Sınıfı'na değinilen sahnede Halit Akçatepe'yi görmek isterdim mesela ya da Ayşen Gruda'yı daha çok seyretmek kesinlikle onun oyunculuğunu özlemişim. Müzikleri hiç beğenmedim genel izleyici kitlesine hitap eden bir tarz kesinlikle değil. Beğenmediğim ve can sıkan bir diğer şey ise diyaloglar sanki sonradan eklenmiş spontane olmuş, güldürü sahneleri yarım kalmış bir bütünlük sağlananamış. Gönderme yaptığı sanatın ticaretleştirilmesi konusunu oturup izlemeli ve bundan ders çıkartmalı kendisine yeni bir yol çizmeli ve kendisine asla bir haksızlık yapmamalı o bizlerin 2000'li yılların Kemal Sunal'ı.
Filmin en büyük artısı Sunay Akın'ın dünya çocuklarına armağan ettiği Oyuncak Müzesi, Yılmaz Erdoğan, mükemmel derecedeki oyuncular ve oyunculuk, ve Yeşilçam filmlerinden aşina olduğumuz nesneler. Nostalji havası müthişti, kostüm ve dekorlar kesinlikle çok iyiydi.
Sonuç itibari ile Bu film ne Hokkabaz gibi ne de G.O.R.A gibi ne dram ne komedi herşeyden azar azar alınıp ortaya yapılması istenen bir yemek siparişi gibi. Cem Yılmaz yönetmen ve oyuncu olarak mükemmel bir iş çıkartmış fakat konusu ve yüksek beklenti sebebiyle bu film olmadı, Cem Yılmaz'a yakışmadı, bu sefer güldürmedi...