Filmi dün gece sabah erkenden işe gitmek zorunda olmama rağmen gece 01:50 de eve gelmek pahasına izledim. Olanca ön yargımı kırıp gittiğim filmin ön yargılarımı haklı çıkarması beni oldukça üzdü. Üstelik filme gitmeden önce üstün körü okuduğum eleştirilerin önemli bir kısmı da filmi övücü nitelikteydi.
Neyse filmi neden beğenmediğimi belirteyim.
Öncelikle okuduğum yorumların aksine oyunculukların berbat olduğu kanaatindeyim. Lakin buradan “Fatih böyle mi oynanır be kardeşim” gibi bir sonuç çıkarılmasın. Zira karakter ister fatih olsun ister figüran taifesinden bir Bizanslı iyi oyunculuk iyi oyunculuktur kötü oyunculuksa kötü… Üstelik kadronun daha deneyimli isimleri daha kötü performanslar sergilemişti. Efekt ve benzeri Türk sinemasının deneyimsiz olduğu işlerle ilgili çok şey söylemeyeceğim zira bunlar zaman içinde kazanılacak meziyetler ama işin temel unsurlarından oyunculuk senaryo yönetmenlik meziyetleri gibi konularda filmin çuvallaması beni epey üzdü. Hele o takma sakal meselesi feci yıprattı. Bir filme milyon dolarlar harca oyuncuya sakal bıraktırma olacak iş değil. Emeğine acımadın bari yatırımını kolla be birader diyesi geliyor insanın yapımcıya. Senaryoya gelince sanırım senarist şöyle kurmuş işi
1- Fatih istanbulu fetheder
2- Bu arada bir Ulubatlı Hasan lazım
3- Konstantiniye fatihini peygamber onurlandırmıştı
4- Gemiler karadan Haliç’e indirildi
5- Sultan Mehmet devasa toplar döktürdü.
6- Ha birde Akşemsettin isimli mübarek bir zat vardı.
Bu malzemeden bir senaryo çıkar mı çıkar. İyi bir film çıkar mı valla çıkmamış. Üstelik malzeme bu kadar kötü değil. O fetih Osmanlı’nın kayda değer bir devlet, büyük bir imparatorluk olmasınde en önemli dönüm noktası. Yanlış okumadıysam o güne kadar tüm Osmanlı sultanları divanı yıkılmış Selçuklu Devleti’nin şahına sadakat yeminiyle açıyor. O günden sonra Fatih’in kararıyla bu uygulama kalkıyor. Kendini artık bağımsız kayda değer bir devlet olarak görüyor. İşlenecek onca malzemeden hepimizin ilkokulda öğrendiği üç beş klişe ile film çekmek en basit ifadeyle zengin bir tarihsel kesiti boşa heba etmek olmuş.
İnandırıcılık açısından da epey zaaflı bir film. Karakterlerin hepsi haddinden fazla delikanlı mesela. Binlerce insan kılıçla kesiliyor manzara kan revan tek askerin suratında korku ifadesi olmaz mı?
Herkes mi şahadet şerbetine bu kadar susamış? Divanı saymıyorum kuşatmaya erattan 8- 10 kişilik bir ekip karşı çıkıyor onlarda korkudan değil politik uyuşmazlıktan. Hani demiyorum savaştan kaçan insanları senaryoya malzeme edelim ama siperde az sonra başına gelebilecek ölümü düşünmeyen kaç insan olur bir orduda bu ifade hiç mi surata yansımaz. Tamam eyvallah Türk korkmaz yiğittir imajı da verilmek istenebilir bir filmde. Zira sinema sanatı oldukça politiktir. Her tarihte de sinema politik bir araç olarak kullanılmıştır. Ama biz inanıyoruz diye gerçek budur denmez, denemez. Bizim inancımızdan bağımsız bir şekilde filmin inandırıcı olması lazım. Yine söylüyorum film “biz” yaptık diye kötü değil kötü çekildiği için kötü.
Ha birde bir arkadaş yazmıştı desteklemek isterim karakterler hiç Türk’e(bize) benzemiyor. 15. Yüzyıldan bu yana şeklimiz şemalimiz çok değişmiştir elbet. Lakin holywood ayarı film çekecez diye Anglosakson görünümlü bir kadro kurmak zorunda da değiliz herhalde.
Gelelim Türk tarihini öğrenme, öğretme, ululama, çerçevesinde yürüyen tartışmalara. Filmden tarih falan öğrenilmez. Her sanatta olduğu gibi sinema sanatında da öznellik çok ön plandadır. Nerden bakarsan öyle çekersin ve tarihte gerçeği arıyorsan her yönden bakıp bir sonuca ulaşırsın. Dolayısıyla filmden öğrendiğin yönetmenin bakış açısından öteye gidemez. Kaldı ki yönetmenimizin baktığı yer ilkokul tarih kitaplarının bile gerisinde bir noktada.
Fazla dağıtmadan film belgesel film değil. Ortada hiç Fatih ya da Ulubatlı olmadan bile bir fetih filmi çekilebilirdi. Aldığın kesite göre bir kurgu yaparsın olur biter. Ortaya çıkanı da senaryonun yönetmenliğin ve oyunculuğun kalitesine kurgunun inandırıcılığına göre de oturur değerlendirirsin.
İstanbul’un fethi iyi bir şeydir. Üstüne çekilen her film de sinema sanatının inceliklerine bakılmaksızın süperdir gibi bir yaklaşımı benim kafam almıyor.
Akıllara yerleştirmek gerekiyor. Fetih 1453 filminin senaryosunu beğenmemek İstanbul’un fethini beğenmemek değildir. Senaryoyu sen ben gibi etten kemikten müteşekkil bir zat yazar. İyi yazabilir kötü yazabilir. Bizimki kötü yazmış ne diyeyim şimdi.
Filme 2,5 verdim zira Holywood’un 2,5’lik filmleri kadardı.
Arkamdan kefere vatan haini diye konuşulmasın İstanbul’un fethine değil “Fetih 1453” isimli filme 2,5 verdim.
Film beni çok hayal kırıklığına uğratmış olacak ki yazdıkça yazasım geliyor.
Zülf-ü yare dokunduysak affola…