bu filmi henüz izlemedim, 2,5 puan vermem tam ortada olmamdandır, izlemiş olsam eksi veya artı puanlamamı yapardım. lakin site puanlama yapmadan eleştiriye mahal vermiyor. bu yazıyı yazmamın sebebi ali ercivanın filmi iki paralık eden eleştirilerinden rahatsız olmamdır. türk sineması için ve en önemlisi sinema için bu kadar para ve emek harcan mış bir eser için, böylesi kötümser ve alçaltıcı eleştiri yazmak son derece haksızdır, senaryoya tarih kitabı gibi diye eleştirip, ak şemseddin efendinin filmde köse olmamasını eleştirmek ayrı bir tarih kitapçılığı değilmidir? sesler kulağımı tırmaladı başım ağrıdı gibi öznel ve izleyiciyi filme karşı soğutan kelamları filme karşı yapılmış bir ayıp olarak telakki ediyorum, sanatta eleştirinin yapıcı olanı makbuldur, yıkıcı eleştiri sanatı eleştirenlerin sinemanın erman toroğlusu olmasını doğuran yergidir belki de. bizim genlerimizde 2. mahmuttan 3. selimden beri gelen batıcılık hayatın her alanında dışa vuruyorken, gün geçtikçe batı hayranlığına dönüşmüştür.
stanley kubrick'in otomatik portakal isimli son derece boş, sıkıcı ve gerçeklikten uzak alabildiğine yapay duran filmine 10 yıldız verip türk filmlerini her ortamda yermek ancak bize özgüdür. ama muhsin bey gibi filmlerimizde vardır ki amerikalılar bile taklidini çekmiştir.
17 milyon dolara avatar çekemeyeceğimize göre sinemanın sanat ve eğlenceyi bir arada barındırdığını unutmadan, filmleri bazen izleyicinin bakışına bırakmak en güzeli.