Hep olan şeyler işte dediğimiz... Gerçekten de gerçekliği çok iyi verebilen bir Fransız yapımı. Ayrıca Yann Tiersen'in harika film müzikleriyle, film her şeyiyle aklınızda kalıyor. Oyunculuklar çok iyi, kurgu sağlam ve elbette müthiş son. Aslında hayatı dışarıda pek de bir şey bırakmayacak bir kapsayıcılıkla ele alıyor, iki genç kızdan yola çıkmış olsa da. İzlenesi film.
apayrı karakterlere sahip iki kızın ilişkisini anlatmaz, dışları başka içleri başka iki kızın hayata nasıl tutunmaya çalıştıkları ve hayatla nasıl ilişki kurdukları/kuramadıkları hakkında modern bir masal anlatıp şak diye uyandırıverir seyirciyi. böylesi görülmedi dedirtenlerden.gerçekçi yaklaşımı, hayata bakışı ve doğallığı ile çok da yakınımızda duran öyküler anlatılır.
Bu filmi görmeyenler için,çok şey kaçırıyorsunuz diyorum mutlaka görmelisiniz.Oyuncular o kadar doğal ki filme kendinizi kaptırmadan edemiyorsunuz.Elodie Bouchez’e hayranım...
Kesinlikle duygu yüklü bir film. Küçük karakterlerin küçük hayatları... Adı sanı duyulmadık oyuncuların son derece doğal oyunculukları... Programı sunan şahıslardan biri "Bazı filmleri seyredince romanın okumanın hazzı alınır" demişti. Kesinlikle katılıyorum. Sonunda fabrikadaki kadınları sırayla kısa bir süre göstermesi yönetmenin "her bir kadının farklı hikâyesi var, biz sadece birini yahut ikisini işledik" demesiydi. Ancak filmde çok büyük bir eksiklik var: Müzik! Finaldeki şarkıdan başka film müziği namına bir teneke gıcırtısı dahi yok. Belli bir süre sonra sessiz film seyrediyormuş hissine kapıldım. TRT filmi kesmiş midir bilmiyorum ama başlamadan bir 15 dakika canlı yayına bağlandı, filmin orta yerinde de haberleri vererek zaten seyirciye yapacağı saygısızlığın en büyüğünü yaptı. Bir de dublaj işini beceremiyorsanız yazın altyazıyı, orijinal diliyle verin kardeşim. Stüdyonun yankısını kulağımıza sokmak zorunda mısınız?
filmi 16 17 yaşlarındayken izlemiştim ilk ve sinemadan içim kabararak,gözyaşlarımı tutamayarak çıktığımı ve yol üzerinde bir kez de köşeye çekilip hıçkırıklarla ağladığımı hatırlıyorum.Dün akşam trt2de yeniden izleidğimde ise bunun yrine çok daha farklı bir şey hisstettim.sanırım direnç noktası denen şey kişiden kişiye değişiyor ve zamandan zamana da.marie2nin yaşadığı tutkulu aşkı isa elbette anlayamazdı.o yaşama dönen bir ayçiçeği gibi.Marie ise daha çok hüzüni ömenekşe ya da açelya tadında.genelde bu tip arkadaşlıklar çabuk biter;birbirlerine pek dayanamazlar çünkü.ün, yaşantımın ne çok değiştiğini gördüm bu filmi izledikten sonra.yani o yoğun tutkuların ve çığlık attıracak kadarsevinme ya da sinirlenmelerin.şimdiki halimden de çok şikayetçi değilim ama o gün sinemadan çıkaren hıçkırıklara boğulan kızı da özlüyorum ara sıra. pek bir kişisel oldu;kusura bakmayın.ama bu film gerçekten herkesin tek başına;kendi yalnızlığıyla izleyebileceği;gerçekten güzel bir film bana göre.trt'nin filmi kestiğini sanıyorum;bu yüzden yakın zamanda filmi bir kez daha izlemeye niyetliyim ve bu filmi sevenlerin 13 filmini de seveceğini düşünüyorum. selamlarımla
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.