Yurttaş Kane
Ortalama puan
4,3
328 Puanlama

73 Kullanıcı yorumları

5
23 Eleştiri
4
28 Eleştiri
3
8 Eleştiri
2
11 Eleştiri
1
3 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Mustafa Savran
Mustafa Savran

27 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
9 Ekim 2022 tarihinde eklendi
Ben film çok beğendim.Eğer sinemayı seviyorsanız izleyin.Fakat boş aksiyoncusanız tavsiye etmem.Puan 10/10
Selcen E.
Selcen E.

35 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
22 Temmuz 2019 tarihinde eklendi
sinema olarak bir başyapıt, analitik yorumları ile narsistik kişilik özelliklerini ilmek ilmek işleyen mutlaka izlenmesi gerken b,r film
Ugur Tazegül
Ugur Tazegül

Takipçi 672 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
13 Kasım 2014 tarihinde eklendi
BİR KİLOMETRE TAŞI
orson Welles film dünyasına Citizen Kane filmi ile girmiş ve film büyük sansasyon yaratmış ve sinema tarihini etkilemiş ve değiştirmişti. Sonrasında ise Hollywood'dan aforoz edilmesine neden oldu. Filmin yorumunu okuduğunuzda, filmi yeniden daha dikkatli seyretmek isteyecek olabilirsiniz. Belki de hepimizin bir Xanadu'su ve Rosebud'ı var olabilir. Sizinki hangisi? Seneler ve seneler önceydi. Karanlık bir gecede tel örgü üzerinde yazan bir yazı ve pencereden dışarı sızan ışıkla, başlıyor ve 1941 yılında Citizen Kane filmi gösterime giriyordu. Sinema tarihinin hala en önemli filmlerinden biri sayılan film, hem sinema tarihinin gidişatını ve hem de Orson Welles'in kaderini değiştirecekti. Tel örgü üzerinde yazan “No Trespassing” yazısı ile başlayan film yayını sonrasında, Hollywood'da Orson Welles'e “No Trespassing” diyecekti. Bu belki de Hollywood'un sermay ile ilk bütünleşmesi sayılabilir, hem de bir kişiye karşı. Hem simgesel ve hem de sosyal açıdan önemli olan bu filmde, çok önemli bilgileri aktardığının kendisi de farkında değildi, Orson Welles'in. Mercury Productions adı gösterilen filmin başında oynayanları görmüyoruz. Bu gün film sonun da akan isimlerin başlangıcı da Citizen Kane filmi sayılabilir. Film Charles Foster Kane'in ölüm sahnesinden hemen sonra ağzından dökülen son kelime olan “Rosebud” ile başlar. Charles Forster Kane kimdir, Rosebud ne anlama gelmektedir? Bu açıklanmaya çalışılır. Charles Forster Kane'in hayatını anlatılır ama film boyunca Rosebud kelimesinin ne olduğu araştırılır ve bulunamaz, ama seyirciler bunun ne olduğunu farkeder. Ölümünün Amerika'da uyandırdığı yankı, gazetelerde ve radyolarda yayınlanır. Xanadu şatosu içinde herşey vardır. Hayvanat bahçesi,, heykeller, resimler, antikalar, Yurttaş Kane hepsini, gezdiği gördüğü heryerden toplamıştır. Kubilay Khan'dan daha fazla para harcanmıştır Xanadu'ya, ama nedeni bilinmez. Neden bunları yapmıştır. Herşey Rosebud'da gizlendiği düşünülmektedir. Annesine pansiyonunda kalan bir madencinin kendisine verdiği işletme ruhsatını, bankaya verip, oğlunun eğitim görmesini sağlar, banka Charles Foster Kane'in eğitimini üstlenir ve 25 yaşından sonra da o güne kadar elde edilen geliri kendisine aktaracaktır. 25 yaşına geldiğinde kendisi dünyanın en zengin insanlarından biridir ama basın sektöründe yer almak ister. Sansasyonel gazeteceliğin ilk başlangıcı da sayılabilir, bu sektörde yer alması. Basın imparatorluğu kurar. Bu filmi seyredenler, filmin Amerikan Medya devi Herarst Corporation'ın sahibi Randolph Hearst'un hayatı olduğunu düşünürler. İşte bu düşünce Orson Welles'in Hollywood'dan aforoz edilmesinin nedenlerinden ilkidir. Herşeye sahip ve güçlü olmak isteyen Kane,güçlü insanlarla, dünya liderleri ile görüşür, başkanın yeğeni ile evlenir. Evlilikleri kısa bir süre sonra açmaza girer. . Bir gün bir arabanın çamur sıçratmasından sonra tanıştığı şarkıcı olmak isteyen kadın ile tanışır ve evliyken birlikte olur. Kadın yalnız ve çaresizdir. Seçimlere iki gün kala basına yansıyan bu ilişki yüzünden aday olduğu ve seçilmesinin garanti gibi görüldüğü bir anda, başkan seçilemez. Eşinden ayrılır ve eşi ve çocuğu bir trafik kazasında ölür. Tek amacı birlikte olduğu kadını opera sanatçısı yapmaktır ve onun için Chicağo'da bir opera binası yaptırır. Ancak birlikte olduğu kadın da kendisini terkeder, yalnız yaşadıkları devasa Xanadu şatosunda. Arkasından binlerce toplanmış eser bırakarak ve Rosebud diyerek tek başına ölür. Ölümü tıpkı Papa seçildikten sonra yakılan ocaktan tüten dumanla anlatılır. Toplanmış binlerce eşya simgesel olarak New York'u ve gökdelenlerini anlatmaktadır aslında. Görsel olarak çekimler muhteşemdir. Şömine sahnesi, arkadaşlarla piknik sahnesi, seçimi kaybettiğinde duygularını ifade sahnesi hepsi film tarihi içinde yerini almıştır. Karısının opera performanıs hakkında arkadaşı adına yazdığı sahneler ve daha bir çoğu. Ancak Yurttaş Kane bunları neden yapmıştır. Sosyalistler tarafından faşışt, liberaller tarafından komünist olarak görülen bu kişi bunları neden yapmıştır. Neden bu kadar eseri toplamış, neden basın sektöründe yer almış, neden Xanadu şatosunu ve Chicago opera binasını yaptırmıştır. Bunun cevabı aslında filmin yönetmeni ve oyuncusu olan Orson Welles'in oynadığı Charles Foster Kane'in çocukluğunda yatmaktadır. Evinden alınmadan önceki ve alınırken söylediği sözler, birçok soruyu cevaplamaktadır. Evinden alınmadan önce kızağı ile tek başına oynayan çocuk Charles, hayali arkadaşları ile oynamaktadır, dikkatli olarak bakıldığında. Yalnızdır ama hayali arkadaşları vardır. Annesi ile birlikte yaşarken duyduğu arkadaş eksikliğinin göstergesidir, bu sahneler. Hayali arkadaşları yaratabilmek için yalnız olmak gerekir. Yalnızlık bu kadar derin yaşanırken, onun annesinden alınıp koparılması daha derin bir yalnızlığa yol açacaktır. En samimi arkadaşı bile onun kendisi ile arkadaş olamayacağını anlayacaktır, sonunda. Annesinin “seni götürecekler ve artık şehirde yaşayacaksın” cümlesi üzerine “Sen gelmeyecek misin? Anne” cümlesi herşeyi anlatmaktadır. Evinde de yalnız olan çocuk, oradan da koparılarak daha yalnız hale gelmektedir. Bu derin yalnızlık onda herşeye ve kaybetmeyeceği herşeye sahip olma ihtiyacı doğuracaktır. Güç isteyecek ve gücü bulmaya çalışacaktır. Ancak hissettiği yalnızlıktan dolayı kendisine benzeyen “yalnız” insanlarla duygusal birliktelik yaşayacaktır. Yolda karşılaştığı, sonra sevgilisi ve daha sonra da eşi olan kadın da derin bir yalnızlık yaşamaktadır. Çevresinde varolan bütün otoriteler ile savaşır ve bu savaş ona sonunda seçimi kaybettirir. Filmin sonunda ise Rosebud'ın ne olduğu anlaşılır, kendisinin evinden alındığı sırada oynadığı kızağın üzerinde yazan yazıdır Rosebud. Karlı küre elinden düşerken söylediği Rosebud kelimesi aslında çocukluğunu aradığını göstermektedir. O kızağı annesinin vefatından sonra hayatının sonuna kadar saklamış olması da ilginçtir. Hep çocukluğundaki annesi birlikte iken aradığı yalnızlığı aramış ama bulamamıştır. Rosebud kelimesinin argodaki anlamı ise Orson Welles'in Hollywood tarafından aforoz edilmesinin ikinci nedenidir. Rosebud (gül tomurcuğu) argoda klitoris için ve anüs için kullanılmaktadır. Randolph Hearst'ün hayatının anlatıldığı düşünülen byu filmede, karısı ile söylenmiş bir ifade olarak algılanır ve aforoz edilir. Bu aforoz ediliş onun hayatı boyunca, filmde anlattığına benzer bir yalnızlığı yaşamasını sağlayan bir nedendir de, aynı zamanda. Fim farkında olmadan benzer bir yalnızlığı yaşamasını da sağlamıştır. Bu filmde bugün uyguladığımız Zihinsel Detoks programına ait önemli veriler bulunmaktadır. Tabii Orson Welles'de bunu anlattığının farkında olmasa gerektir. Çocuk yaşlarda yaşanan olaylar ve tecrübeler kişinin hayatını çok derin şekilde etkilemektedir. Bu gün gördüğümüz çoğu “önemli” sayılan insanın çocukluğunda yaşadığı derin yalnızlık duygusu ve aileden koparılmışlık, ya da çocuklukta yaşanan derin darbeler ve kayıplar olduğunu küçük bir inceleme yapılsa kolaylıkla görebiliriz. Böylece farkında olmadan kendisini yalnız ve kaybolmuş hisseden çocuk, ileri yaşlarında kaybolmamak için “görünür” hale gelmeye çalışacaktır. Buna çok sayıda basın sektöründe yer alan sahip ve yazarları, sanatçıları, ressamları ve yazarları örnek gösterebiliriz. Burada yatılı okumak kavramının da bu yalnızlığı derinleştirdiğini, okula kaydolunan ilk günde kaybolma duygusunun yaşandığını, bu duygudan dolayı görünür olma ihtiyacı ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Kaybolmamak için hep görünür olmak tek strateji olarak hayatı yönetecektir, bu duyguyu yaşayan çocuklarda. Güçlü ve görünür olmak isteyen ve iz bırakmaya çalışırken hapse atılan, uyuşturucu kullanan ve hiç düşünmedikleri şekilde kaybolan çok kişi var. Tabii aynı şekilde görünür olmaya devam edebilmek için, kendi doğrularından ödün veren çok sayıda gazeteci ve yazardan da bahsetmeden olmaz. Bu anlamda Yurttaş Kane filmi bugün yaşadığımız dünyada da bir çok şeyin değişmediğini gösteriyor. Film bu yorumlar açısından yeniden ve yeniden izlenmeli ve kişi yaptığı şeyleri geçmiş tecrübelerinin etkisi ile mi? Yoksa kendisi istediği için mi yapıyor? Bunun farkına varmalı. Değişim ancak bundan sonra kişinin kendi kararı ile yaşanabilecektir. İlk yaptığı filmle sinema tarihine geçen Orson Welles “I know what it is to be young” şarkısındaki, “ There'll be someone sharing the time with you” diyerek yalnız olmaya devam ettiğini de ifade etmektedir, ölmeden önce söylediği bu şarkıda. Sizin Xanadu'nuz, ve yalnızlığınızın nedenleri hangi tecrübeleriniz olabilir. Bir düşünün.
gigildak
gigildak

Takipçi 11 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
11 Haziran 2011 tarihinde eklendi
izlediğim en iyi filmlerden bir tanesiydi .insanın bazı şeyleri kabullenmemesini kendine yedirememesini konu almış aslında her insanda vardır bir kane tarafı ama bunu izledikten sonra farkedeceksiniz 10/10
l-i-l-a-H
l-i-l-a-H

Takipçi 2.129 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
14 Ekim 2010 tarihinde eklendi
Seneler önce TV de seyretmiştim. Tekrar bi seyretmek de yarar var. Bulabilirsem, Saga nın çıkarttığı çift discli versiyonu istiyorum...
ozzy-badd
ozzy-badd

Takipçi 831 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
10 Mart 2010 tarihinde eklendi
sinemanın dahi çocuğu olarak adlandırrılan orson welles in başyapıtı citizane cane zamanının çok çok üstünde çekimleri ve incelikle özgün senaryosuyla çoğu kişiye göre sinema tarihinin en iyi filmi...bir çok anketlerde üst sıraların müdavimi olan yapım tüm zamanların en iyi filmi yakıştırmasını kapsayacak kadar iyi bir film olduğunu söyleyemiyeceğim ama 41 senesinde böyle film helal olsun walla diyenlerdenim:D...orson welles in oyunculuğuda yönetim,-senaryosu kadar derin...her sinemasever bu filmi 1 kere görmeli ve şu zamanlarda hala gördüğümüz bir çok sinema tekniğinin ilk kullanılışına tanık olmalı bence...10/10
flamen-tusering
flamen-tusering

Takipçi 59 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
2 Şubat 2010 tarihinde eklendi
Kanımca en büyük rakibi The Godfatherdır.
esatcanmeker
esatcanmeker

19 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
25 Ocak 2010 tarihinde eklendi
"bu filmi beğenmeyen sinemadan anlamıyordur" gibi bir gereksiz entellik yapmak istemiyorum lakin söylemek istediğim bir kaç şey var.

"citizen kane" çok düşük tempolu bir film. hele ki bizim gibi "the mask"lar, "independence day"ler, "jurassic park"lar döneminde, yani bilgisayar efektinin yeni yeni çıktığı, en kıymetli olduğu dönemde sinemaya gitmeye başlamış bir neslin sinema filmi algısını düşününce gerçekten düşük tempolu sıradan konulu bir film. bu bir gerçek. hatta aynı döneme ait daha tempolu ve eğlenceli filmler de var.

aldığım tavsiyelerle filmlerin nispeten zor edinildiği dönemlerde bulduğumu ve izleyip hayal kırıklığı yaşadığımı net hatırlıyorum. hatta film başlar başlamaz siyah beyaz olduğunu öğrenmem ilk hayal kırıklığımdı. siyah beyaz ve iyi film mi olurmuş?. hayatında epi topu 50-100 film izlemiş bir çocuk için de gayet normal hayal kırıklığıdır bu.

ama sonraları sapkın bir şekilde günde 3 film izlemeye başlayınca normal olarak her film aynı gelmeye başladı ve tıkandığım bu dönemde film aramaya başladım. bu dönemde film kıtlığından (her nekadar eski film izlemekten hala çok hoşlanmasamda) eski filmlere yönelip bu filmi de o sıra tekrar izledim. aynı dönemde yapılmış ve "citizen kane"den önceki filmlerle ister istemez karşılaştırınca filmin bugünün sinemasına neler kattığını farkettim. sinema için "o filmden önceki ve sonraki" filmler diye iki gruba ayrılabilecek kadar değişimler söz konusu.

normal şartlarda belki 15 yılda yapılacak sinema gelişimini orson welles bir filme sokuşturmuş. evet sığdırmış değil bildiğin sokuşturmuş. önceki dönem filmlerinin aksine uğraşılmış makyajlar, yeni çekim denemeleri, alan derinliği gibi sinema araçları dönemiyle karşılaştırınca çok çok ileride. en basitinden filmde 70 lerde yapılmış bir çok filmde dahi olmayan makyaj kalitesi var.

bir sinema filmi için "en iyi" demeyi hangi film olursa olsun doğru bulmasam da illa böyle bir isimlendirme yapılacaksa bunu hak edenlerden biri olduğunu düşünüyorum.

bu günden itibaren bir film sinema adına 15 yıllık gelişim değerinde bir yenilikle karşımızıa çıkarsa o gün "citizen kane"i tartışmak daha doğru olur. yoksa "citizen kane döneminden çok ileridedir ve inanılmaz teknik kazanımlar sağlamıştır" önermesi izlediğim filmler dahilinde doğru görünüyor.

seven sevmeyen kendisi bilir elbet onun haricinde. kimsenin hayatına kimse karışamaz. e benim yollamam bu kadar. hadi hayırlı işler. :)
rudeonerudeone
rudeonerudeone

Takipçi 1.698 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
5 Mayıs 2009 tarihinde eklendi
pek çok anket ve otoriteye göre sinema tarihinin en iyi filmi.en kavramı her insana göre değişeceği için bu konuda tabii ki kesin bir sonuca varılamaz fakat citizen kane kesinlikle görülmesi gereken ve çok kaliteli bir film şüphesiz.ayrıca bazılarının belirttiği gibi artık anlamını yitirmiş,bu dönemde bir şey ifade etmeyen falan bir film de değil kesinlikle,her dönemin filmi.orson wellesin inanılmaz yaratıcılığı ve charles foster kane karakteri gerçekten de tarihe damga vuruyor.zaten bu başyapıtla ilgili gerek sinema okullarında gerekse sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenen platformlarda uzun uzun analizler,eleştiriler,incelemeler yapıldığını da unutmayalım.yaratıcı çekim teknikleri ve yetmiş yıl öncesinin sadeliği,günümüz aksiyon ve efekt filmlerinden hoşlananlar için tabii ki sıkıcı veya yetersiz gelecektir.25 yaşındaki orson welles ve o zamana kadar önemli işlerde yer almamış yarı amatör diyebileceğimiz çoğu oyuncusuyla,kesintisiz iki saatlik bir sinema keyfi.bir kült haline dönüşmüş rosebud kelimesi,sinema tarihinin en anlamlı ve etkileyici alegorilerinden diye düşünüyorum.gerçek sinemaseverlerin kaçırmaması lazım.
Plagueis
Plagueis

Takipçi 257 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
29 Ocak 2009 tarihinde eklendi
sinema tarihinin şüphesiz en iyi filmlerinden birisi. yapıldığı seneye ve sinema sanatına getirdiği yenilikler açısından tam bir başyapıt. orson welles o genç yaşta nasıl böyle bir filme imza atmış ve nasıl ustaca oynamış akıl sır ermiyor. usta işi bir senaryo, harika bir kurgu, oscarlık oyunculuklar..bir filmde aradığınız herşeyi 1941 yapımı bu filmde bulacaksınız emin olun. makyajlar ise ayrı bir olay gözlerime inanamadım. günümüz sinemasına yön veren bir çok teknik, kamera açıları ilk kez bu filmde kullanılmış. mesela kameranın yere gömülü olarak alttan çekim yapması ilk kez bu filmde kullanılmış. godfather mı citizen kane mi diye hep sorulur iki filmde çok önemli ama ben citizen kanei tercih ederim. sonradan önemi unutulan sinemanın dahi ismi orson wellesin zamanın ötesine geçen bu filmini sinemayla ilgilenen herkes izlemeli bence 10/10
sonny-89
sonny-89

Takipçi 29 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
15 Kasım 2008 tarihinde eklendi
arkadaşlar bu filmi dvd dükkanında gördüm ve hemen aldım size tavsiyem sizde gördüğünüz yerde alın bu filmi mutlaka ama mutlaka edinin mükemmel bir film özellikle orson welles bir karakterin hem gençliğini hem orta yaşlı halini hemde yalşışığını mükemmel bir şekilde oynuyor yani utanmazsa charlie foster kanein çocukluğunuda oynayacak o derece aşmış kendini 1941 yapımı ama mükemmel ötesi bir film godfather ve shawshank redemption dan her zaman 1 adım önde olacak bence mutlaka ama mutlaka edinin
oguzkaan-boga
oguzkaan-boga

28 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
12 Kasım 2008 tarihinde eklendi
Abi yok böyle film ya...İlk onuma girdi şimdiden...Çekim teknikleriyle olsun, ışık oyunlarıyla olsun beni benden almıştır hakkaten...Şu an hala bizimkilerin yapamadığı bi çok kamera oyununu adamlar 1941de yapıyo ya...
Mesela kameranın fotoğrafa yaklaşması ve fotoğrafın canlanması felan o zaman için çok zor şeyler ve adamlar bunu yapıyo ya helal olsun hakkaten...
Ismail T.
Ismail T.

53 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
21 Ocak 2008 tarihinde eklendi
yapıldıgı yıla oranla çok mükemmel bir film.daha sinemanın kendini tam bulamamışken boyle bir filmin yapılması sinemanın gelişimine cok büyük etki etmiştir kuşkusuz.Yönetmenin film baka baka yönetmen olması şaşırtıcı.bu bize bakmak var gormek var.sözünü aklımıza getirse bari.
emre-psycho
emre-psycho

Takipçi 72 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
17 Kasım 2007 tarihinde eklendi
Dün izledim ve gerçekten büyülendim.. birçok otorite tarafından sinema tarihinin en iyi filmi olarak nitelendirilmesini gerçekten hak ediyor..Güzel bir senaryo, yeni kamera açıları, olağanüstü oyunculuklar ve bireysel ve toplumsal konularda bir sürü değerli mesaj.. flashback tekniği de ustaca kullanılmış.. bir sinemaseverin izlemesi gereken kilometretaşlarından biri olduğu kesin.. Ve benim, ’Psycho’ ile denk tutabileceğim tek filmdir..’Rosebud...’
erkanbars
erkanbars

13 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
24 Temmuz 2007 tarihinde eklendi
Yurttaş Kane filmi,soğuk ve sıkıcı görünüşüne rağmen,aslında filmin tümüne yayılan sihirli,gizemli ve sıcak atmosferiyle sadece dönemini değil,tüm insanlık tarihini kucaklıyor.Ancak filmin sıcaklığını kavrayabilmek için çok uğraşmanız gerekiyor.Film gizemini final sahnesine kadar saklı tutuyor.Bence filmin anahtar repliği,Kane'in söylediği şu cümledir:"Bu kadar zengin olmasaydım,büyük bir adam olabilirdim..."Kapitalist dünyamız için anlaşılması zor bir mesaj,ama inanın film mesajlarını insanlara iletmek için çok uğraşıyor eğer siz de anlamak için uğraşırsanız.Ve film Kane'in şu cümleleriyle vatandaşlığın tanımını yeniden yapıyor:"Ben sade bir Amerikan vatandaşıyım...Geçmişte de öyleydim,bundan sonra da öyle olacağım!.."Vatandaşlığı yeniden tanımlarken,tabii ki, toplum için faydalı bir birey,iyi bir insan olmanın da sırlarını açığa çıkarıyor.Bu yüzden en iyi film olarak bu filmi kabul etmeyenler,bence en azından şunu kabul etmeliler:Yurttaş Kane,sinema tarihinin en önemli filmidir.Bana kalırsa,en iyi ve en önemli filmidir.Günümüz sinemasının gidişatına bakınca,bu filmin tahtına oturmak uzun yıllar mümkün olmayacakmış gibi gözüküyor...Bu filmi herkesin mutlaka izlemesi gerektiğini düşünüyorum.Sinemayı seven herkese en sıcak selamlarımı gönderiyorum!..
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler