ilk saniyesinden itibaren kaliteli ve üst düzey bir film olacağının sinyalini veriyor ve sonuçta da öyle olmayı başarıyor.harika,inandırıcı,sade ama etkileyici oyunculuklarla,etkili kullanılabilen dış ses ile,hayatın içinden fakat yine de yeniymiş gibi duran çekimleriyle sizi yakalamayı başarıyor film.yönetmen todd fieldın üslubu gerçekten farkını belli ediyor.çok realistik karakterler,çok realistik olaylar var filmde.hepsi de gerçekten aramızda yaşayan tipler,ve çevremizde olan olaylar.tabii bunlar amerikan banliyösünün o ünlü karamsarlığıyla,uzaktan rüya gibi görünen iç karartıcı kabusuyla birleşip daha da etkileyici sunuluyor bizlere.genel olarak beğendim little childrenı.sadece finalindeki bir anahtar nokta bana pek inandırıcı gelmedi diyebilirim.bahsettiğim kısım daha içime sinmiş olsaydı,benim açımdan daha kusursuz bir film olacaktı kendisi.fakat o ayrıntı pek hoşuma gitmedi.güzel,boş olmayan bir film izlemek isteyenler tercih edebilir.
Çok güzel bir film olmuş.Konu işleyişi açısından takdiri hak ediyor oyuncularda çok iyi oynamış kate de bu filmde gerçekten güzeldi bence izleyin insanın yapabileceği şeyleri görmesi açısından güzel.8/10
lezzetli, aksak tempolu, iyi film klişelerine uymadan, yormadan ama ümük cidarına yerleşerek yutkunmayı zorlaştıran güzel film. filmdeki her kahramanın çocuklarla ya da çocuk dünyası ile mutlak ilgisi var. garip bir akrabalık yaratıyor izleyiciye... müthiş bir gerçeklik var... hayat ve seçimler üzerinde iddialı olmadan çok önemli kavramları tartıştırıyor.
fim herkesin hayatından kesitler sunuyor sanki. aldatılmanın, aldatmanın dışlanmanın, hataların ve aşkların bir kesitiydi bu film. oyunculuk ise süper.
Müthiş derecede gerçekçi ve etkileyici.Hayat ve hayattaki seçimler üzerine iddialı,büyük laflar etme zahmetine girmeden yaşamımızın tam merkezinde yer alan değerleri ve insanoğlunun ahlakçılıkla gizlediği ikiyüzlülüğü o kadar başarılı perdeye taşıyor ki... Oyunculuklar konusunda tek tek yorum yapmaya gerek yok,hepsi hiçbir zaman bizi hayal kırıklığına uğratmamış isimler zaten.Sadece senaryodan mı (kitap uyarlamasıydı çünkü) yoksa yönetmenin tercihinden mi olduğunu bilmediğim ahlakçı sayılabilecek sonu tartışmaya açık.Özellikle karakterlerini iyi-kötü ayrımından özenle soyutlamış bir film için hayli tartışmaya açık gerçekten.Filmin genel etkileyiciğini az da olsa zedeleyen belki tek unsur bu.
Vasat film dedikleri bu olsa gerek. Pek çok açıdan Amerikan Güzeli adlı filmi andıran bu yapımın genel çizgisinin dışında çok abartılı bir sevişme sahnesine sahip olması tarafımdan ayrıca eleştiri konusu yapılmakla birlikte,yeni bir gaşlangıç arayan insanları anlatan şu replikte not edilmiştir. -Zamanı geri alamazdı ama gelecek farklı olabilirdi ve bir yerlerden başlaması gerekirdi.
Bu tarz filmler neden eleştirmenler tarafından çok tutulur neden Oscar’da aday bile gösterilir halen anlayamıyorum doğrusu. 2001 yılında aynı yönetmenin In the Bedroom diye bir filmini izlemiştim, ilk defa hayatımda o filmde resmen uyuya kaldığımı hatırlıyourm, ama gel gör ki o film o yıl Oscar’a aday oldu (!). Bu film ondan bile kötü, tempo yok son derece sıkıcı, adeta bir roman gibi filme ne katkı sağladığını anlamadığım üçüncü şahış anlatımı mevcut, üç saatlik sadece kilit zina sahneleri ve büyüklerin performanslarını altüst eden iki küçük çocuğun (orijinal ismi herhalde buradan geliyor)olağanüstü performansı hariç, filmde hiç bir şey yok. En önemlisi Winslet Wilson arasındaki aşk hiç inandırıcı değil. Filmde resmen öfledim.
Filmin en çok dikkat çeken yanı sağlam karakterleri, ve bu karakterleri büyük bir başarıyla canlandıran oyuncularıydı kuşkusuz. Hele Jackie Earle Haley, öyle bir oyunculuk sergilemiş ki hayran olmamak elde değil. Sakin bir kasabada gelişen olayları, 2 saat boyunca hiç sıkılmadan, hatta bazı sahnelerde bolca gülerek izledim. Herkese hitap eden bir yapım olmadığı gerçek ama ben tanıdıklarıma tavsiye edeceğim 8/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.