En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
happyface
Takipçi
195 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
23 Kasım 2008 tarihinde eklendi
Ne şirin, içten bir filmdi... Aşık olasım, aşkımı da her yere haykırasım geldi. Oyuncular başarılıydı, abartılı değildi. Güzel bir kurgu, siyah-beyaz olması ilginç ve hoş bir detay :)
Gerçekten çok etkileyici bir filmdi.. Sıradışı konusu, işleniş tarzı, etkileyici görselliği, oyuncuların performansı...Her şeyi ile çok başarılıydı..Ve film, bittiğinde insanın içine dolan bir huzur ve yüzüne yerleşen bir gülümsemeye sebeb oluyor.. Bence mutlaka izlenmesi gereken, kült olabilecek, sanatsal yönü de olduğunu düşündüğüm süper bi film ..
Bana göre bir film izlerken o filmi daha iyi anlamak,daha iyi özümsemek için mutlaka orjinal dilinde filmi izlememiz gerektiğine inanıyorum.Mesela örnek vermek gerekirse,Benim Adım Sam filmini orjinal dilde izlemek filmi anlamak ve sean penn'in oyunculuğuna daha iyi vakıf olmak açısından çok önemlidir bence.Angel-A'da oyunculuklar güzel,kamera geçişleri fark yaratıcı,senaryoda pek farklı olmasada iyi denebilir,kısacası izlenilmesi gereken bir film daha.7/10.İyi seyirler.
evet güzel film. bir de siyah beyaz olması daha bir çekici kıldı benim açımdan. gerçekten hoş diyalogların geçtiği izlenmesi gereken bir film.ama çok büyük bir beklentiniz olmasın.
Luc Besson’un her filmini görüşümde acaba yeni bir Leon efsanesi mi diye düşünürüm,her izleyişimden sonra da yanıldığımı anlarım.Sadece sıradışı olarak nitelendirebileceğim 2 kişilik bir film Angel-a..İlgi çekici bir yönünü bulamadım,peri masalı gibi bir senaryo...10/6
Luc Besson'u yaklaşık altı yıl gibi uzun bir süre sonra tekrar yönetmenlik koltuğuna oturtan proje; Angel-A. Yönetmenlik yapmadığı bu süreç boyunca Taxi, The Transporter, Bandidas vs. gibi filmlere senaryo yazarak ve prodüktörlük yaparak zaman öldüren Luc Besson; bizleri beklettiğine değecek bir film çekmiş. Filmografisinde; Nikita, Leon ve The Fifty Element vs. gibi filmlerin bulunması yönetmen hakkında iyi şeyler düşünmemize bir sebep; lakin Taxi, The Transporter, Bandidas vs. gibi örneklerle de uğraşması amacının ne olduğu hakkında akıllarda kalan bir soru işareti. Ama neyse ki Luc Besson'a olan özlemimizi Besson bu filmiyle son vermiş ve filme bakarsak kendisi için güzel bir dönüş hazırlamış gibi.Luc Besson, Angel-A'da iki zıt karakterin hikayesini anlatıyor. Biri uzun biri kısa, biri iyi biri kötü vs. gibi çoğaltabileceğimiz her yönden iki zıt karakter. Andre karakterini canlandıran; Amelie ve Aterix & Obelix: Mission Cleopatre gibi filmlerden yan rollerde tanıdığımız Jamel Debbouze, bu filmle artık esas adamlığa terfi etmiş. 2004 yılında çektiği kısa filmle Cannes'te Altın Palmiye'ye aday gösterilmiş diğer bir isimse; Rie Rasmussen, filmin ismini alan Angel-A karakterini canlandırıyor. İki oyuncunun da birbirine uyumu ve performansları çok iyi. Umutsuzca, mutsuz ve yalanlarla dolu bir hayat yaşayan; intiharın eşiğindeki Andre'nin adeta meleği oluyor Angel-A. Hiçbir şeyi umursamadığı gibi Angel-A'yı da umursamıyormuş gibi gözükse de hayatında ne kadar değişikliğe neden olduğuna daha sonra fark ediyor. Kısa sürede Angel-A'ya karşı büyük bir sevgi besleyen Andre için işler pek de istediği gibi gitmiyor gibi gözükse de kısa bir sürü sonra birçok bilmediği gerçekle karşılaşıyor. Besson, yer yer yüzümüzde gülümsemeler oluştururken; Andre'nin iç hesaplaşması ve kendisiyle barışmasıyla bizleri karşı karşıya bırakıyor.Luc Besson'un iyi ki döndü dedirten film; Angel-A, yönetmenine yakışan cinsten bir film. Kamera açılarıyla, verdiği mesajlarla, bir güldürüp bir hüzünlendiren, bazen her ikisini birden de yaptıran film; her sahnesinden bir Luc Besson filmi olduğu anlaşılabilecek tarzda. Besson'un filmde kullandığı çarpıcı ve keyifli izleyim sunumu da cabası.
Siyah-beyaz olmasa bu kadar çarpıcı olmazdı... çok sevdiğim filmlerden biri daha...fahişelik kostümünü seçmiş bi melek,gayet anormal..oyunculuklar,yönetmenlik...herşey çok iyi...favori filmlerimden..10/9
Besson’un en güzel filmerinden biri...Yer yer komik, yer yer romantik...Sihay beyaz görüntülerle Paris’te geçen bir hikaye.Mutlaka izlenmesi gerek diye düşünüyorum.Aklınızda kalacak çok yeri olacaktır filmin.Veee son olarak, Rasmussen tek kelimeyle kusursuz ve etkileyici :)))
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.