Duvara Karşı
Ortalama puan
4,0
786 Puanlama

123 Kullanıcı yorumları

5
25 Eleştiri
4
66 Eleştiri
3
8 Eleştiri
2
11 Eleştiri
1
5 Eleştiri
0
8 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
lizardqueen
lizardqueen

Takipçi 37 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
14 Ocak 2008 tarihinde eklendi
fatih akın marjinal bir yönetmen iki kültürün farklarını çok iyi gözler önüne sermiş açıkçası türkiyede yaşamamamış bir adam için bu yapıyı çok iyi içselleştirmiş, doğal oyunculuk gündelik yaşamın bir kesiti gibi..izlerken sıkmayan..ve iyi müziklerin seçildiği bence türk klasiklerinin içine alınması gereken bir film...
bordello86
bordello86

Takipçi 7 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
17 Mart 2007 tarihinde eklendi
cok degişik bi filmdi hatih akının kendini kanıtladıgı bi yapım film cok surukleyici benim canım hiç sıkılmadı ısrarla tavsiye ediyrm
Uğur Çakmak
Uğur Çakmak

Takipçi 24 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
12 Şubat 2025 tarihinde eklendi
Çarpıcı, yalın ve düşündürücü. Baskı ve özgürlüğün uçlarda yaşandığı iki hayat ve bunun neden olduğu kişisel ve toplumsal problemleri işleyen bir yapım. Başrol oyunculuğuna şapka çıkarılacak bir performans. Oldukça radikal yorumlanması, müzikleri ve yaşattığı hissiyatı ile izlenmesi gereken bir film. Giriş, gelişme ve sonuç kısmında yaşanan olayların bağı çok ince bir çizgi üzerinde ilerliyor. Tüm bunlara rağmen film bize düşünüp yorumlayabileceğimiz ve hiç bir zaman cevabını bilemeyeceğimiz soru işaretleri de bırakıyor.

İyi seyirler.
AKIN ŞENEL
AKIN ŞENEL

Takipçi 22 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
20 Aralık 2024 tarihinde eklendi
Hayatın kıyısında buluşan iki yalnızlık hikayesi… Fatih Akın’ın 2004 yılında izleyiciyle buluşturduğu bu çarpıcı film, yalnızca bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda toplumsal normlara, kimlik arayışına ve özgürlüğün bedeline dair sarsıcı bir anlatıdır. Filmin başrollerini Birol Ünel ve Sibel Kekilli paylaşıyor; iki oyuncunun da etkileyici performansları filmin ruhunu şekillendiriyor.

Cahit (Birol Ünel), hayatını alkol ve uyuşturucunun etkisinde sürdüren, kendi iç çatışmalarında kaybolmuş bir adamdır. Kendisini öldürmeye çalışırken tanıştığı Sibel (Sibel Kekilli), ailesinin baskısından kurtulmak için onunla formalite bir evlilik yapmayı teklif eder. Sibel, kendi hayatını kontrol altına almak isterken, Cahit bu teklifin ağırlığını pek anlamaz. Ancak zamanla ikisi de bu sahte evliliğin yarattığı duygusal bağların farkına varır ve hayatlarının birbirine dolanmasıyla olaylar karmaşık bir hâl alır.

Fatih Akın, hikayeyi bir romantik drama gibi sunsa da aslında duyguların derinliğini, kültürel çatışmaları ve bireylerin topluma karşı mücadelesini odak noktasına alıyor. Filmin arka planında yalnızca iki insanın değil, Doğu ile Batı'nın, gelenekle modernliğin ve bireyle toplumun çarpışmasını izliyoruz.

Yönetmen ve Sosyolojik Kuramsal Yaklaşım
Fatih Akın, Duvara Karşı ile göçmenlik, aidiyet, ve bireysel özgürlük temalarını hem duygusal hem de estetik açıdan derinlemesine işleyen bir sinematografik başyapıt yaratmıştır. Yönetmen, hikâyesini şekillendirirken farklı sanatsal unsurları bir araya getirerek izleyiciyi yalnızca bir anlatıya değil, aynı zamanda bir ruh haline ortak eder. Akın’ın en belirgin başarısı, karakterlerinin iç dünyasını çevresel unsurlar ve sembollerle birleştirerek dramatik bir atmosfer yaratmasıdır.

Berlin sokaklarının soğukluğu ve kasveti, Cahit ve Sibel’in hayatlarındaki karanlığı yansıtır. Mekan seçimleri, karakterlerin ruh halleriyle doğrudan bağlantılıdır. Örneğin, Berlin’de geçen sahneler daha boğucu ve klostrofobik bir atmosfer sunarken, İstanbul’daki sahneler hem bir kaçış hem de yeni bir başlangıcın temsili olarak daha geniş ve kaotik bir enerjiye sahiptir. Akın, bu şehirleri birer karakter gibi kullanır; her bir sahnede mekânlar da anlatıya katkı sunar.

Filmin görsel estetiği, anlatının duygusal yoğunluğunu artırmak için dikkatlice tasarlanmıştır. Kameranın kullanımında genellikle karakterlerin duygusal anlarına odaklanan yakın plan çekimler tercih edilir. Özellikle Cahit’in öfke nöbetleri ya da Sibel’in çaresizlik anlarında kamera, onların yüz ifadelerine ve beden dillerine yoğunlaşarak izleyiciyi bu anlara dahil eder. Aynı zamanda ışık kullanımı, karakterlerin içsel dünyalarını yansıtacak şekilde ayarlanmıştır; loş ve gölgeli sahneler, karakterlerin karanlık ve karmaşık ruh hallerini simgeler.

Müziğin kullanımı ise filmi benzersiz kılan bir diğer unsurdur. Akın, hem Türk hem de Batı kültürlerinden müzikleri harmanlayarak hikâyenin kültürel karmaşıklığını güçlendirir. "Senden Daha Güzel" gibi klasik Türk şarkılarının yanı sıra punk rock ve klasik Batı müzikleri, karakterlerin içinde bulunduğu çok kültürlü yapıyı ve duygu dünyalarını ifade eder. Özellikle Şanar Yurdatapan’ın bestesi, filmin dramatik yoğunluğunu artıran bir unsur olarak öne çıkar.

Akın’ın yönetmenlik anlayışında dikkat çeken bir diğer nokta, karakterlerin insanî kusurlarını yüceltmeden, onları olduğu gibi sunma cesaretidir. Ne Cahit ne de Sibel mükemmel ya da idealize edilmiş karakterlerdir; aksine, hataları, zaafları ve arzularıyla insana dair bir gerçeklik taşırlar. Bu yaklaşım, izleyicinin karakterlerle özdeşleşmesini kolaylaştırır ve hikâyeye olan duygusal bağlılığı artırır.

Fatih Akın, "Duvara Karşı" ile yalnızca bireysel hikayeler değil, aynı zamanda toplumsal bir portre sunar. Göçmenlik, gelenek ve modernlik arasında sıkışmış bireylerin hikâyesi, aynı zamanda kimlik arayışının ve özgürlüğün bedelinin evrensel bir yansımasıdır. Bu anlatı, yalnızca göçmen topluluklar için değil, modern dünyada kimlik ve aidiyet sorunları yaşayan herkes için bir yankı uyandırır.

Sanatsal açıdan bakıldığında, Akın’ın filmi, sinemanın sınırlarını zorlayan ve alışılmışın dışında bir cesaretle hikâyesini anlatan bir eser olarak kabul edilir. "Duvara Karşı", yalnızca bir film değil, bir deneyim, bir çağrı ve bir meydan okumadır. Yönetmenin bu eserdeki başarısı, bir hikâye anlatmaktan öte, izleyiciyi sorgulamaya ve düşünmeye teşvik eden bir sanat eseri yaratmış olmasıdır.

Duvara Karşı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda bir direnişin hikayesini anlatırken, göçmenlik, kimlik, kültürel çatışmalar ve modern toplumdaki aidiyet sorunlarını derinlemesine işler. Film, Almanya’da yaşayan Türk göçmenlerin sosyal ve kültürel gerilimlerini yansıtarak göçmenlik deneyiminin çok katmanlı yapısını gözler önüne serer.

Fatih Akın, göçmen ailelerin yaşamlarını sadece yüzeysel bir bakışla değil, toplumsal dinamikleri ve bireysel mücadeleleri detaylı bir şekilde ele alır. Cahit ve Sibel karakterleri, bu bağlamda iki farklı uç noktayı temsil eder. Cahit, geleneklerden tamamen kopmuş, geçmişini reddetmiş bir bireyi canlandırırken, Sibel, geleneksel değerler ve bireysel özgürlük arasında sıkışmış bir kimlik arayışını temsil eder. Bu iki karakterin kesişim noktasında, kültürel çatışmanın birey üzerindeki etkileri derinlemesine incelenir.

Filmin en dikkat çekici unsurlarından biri, Alman-Türk göçmen toplumunun çok boyutlu temsiliyetidir. Aile yapısı, mahalle baskısı, cinsiyet rolleri ve toplumsal kontrol gibi unsurlar, hem bireylerin kararlarını etkiler hem de toplumsal dinamiklere ışık tutar. Sibel'in ailesi, özellikle muhafazakâr ve ataerkil Türk aile yapısının tipik bir örneğini sunar. Bu aile yapısı içinde Sibel'in yaşadığı özgürleşme mücadelesi, bireysel isteklerin ve geleneksel toplumsal normların nasıl çatıştığını gözler önüne serer.

Kimlik ve Aidiyet
Cahit ve Sibel karakterleri, kimlik ve aidiyet meselelerini farklı boyutlarda işler. Cahit, hem kültürel hem de kişisel bir kimlik krizi yaşar. Türk kökenli olmasına rağmen, geçmişine dair tüm bağlarını koparmış ve Almanya'daki hayatını tamamen kaotik bir şekilde yaşamaktadır. Bu kopuş, hem göçmen kimliğiyle hem de bireysel varoluşuyla çatışma halindedir. Sibel ise, ailesinin ve çevresinin ona dayattığı kimlikten kaçma çabası içindedir. Kendi hayatını kontrol etme arzusuyla ailesinden uzaklaşmaya çalışır, ancak bu çaba ona özgürlüğün ağır bir bedelini ödetir.

Fatih Akın, karakterlerin kimlik arayışını ve toplumsal baskılarla yüzleşmesini gerçekçi ve etkileyici bir şekilde yansıtarak, bireyin toplum içindeki yerini sorgulatır. Bu bağlamda film, sadece göçmenlik deneyimini değil, aynı zamanda modern toplumda birey olmanın zorluklarını da ele alır.

Kültürel Çatışma
Filmde Doğu ve Batı arasındaki kültürel çatışma, yalnızca karakterler arasındaki ilişkilerde değil, aynı zamanda görsel anlatımda ve mekân kullanımında da belirgin bir şekilde işlenir. Almanya'nın modern ve bireyselci yapısıyla, geleneksel Türk kültürünün kolektivist değerleri sürekli bir çelişki yaratır. Sibel, bu iki kültür arasında sıkışmış bir birey olarak, hem ailesinin hem de kendi arzularının baskısını hisseder. Ailesinin bekaret ve ahlak üzerinden tanımladığı kimliği, onun özgürleşme çabasının önündeki en büyük engeldir.

Fatih Akın, bu çatışmayı dramatize ederken, izleyiciyi her iki tarafın da dinamiklerini anlamaya davet eder. Filmde, Cahit’in umutsuzluğu ve Sibel’in kaçışı, yalnızca bireysel bir hikâye değil, aynı zamanda göçmen toplulukların bir yansıması olarak okunabilir.

Toplumsal Normlar ve Bireysel Özgürlük
Film, toplumsal normların birey üzerindeki baskısını çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer. Sibel’in ailesi, onun yaşamını kontrol altına almak için kültürel ve ahlaki değerleri kullanırken, Sibel bu baskıya karşı koymak için radikal adımlar atar. Ancak bu adımlar, onun özgürleşmesini sağlarken aynı zamanda yeni travmalara yol açar. Sibel'in yaşadığı şiddet, dışlanma ve yalnızlık, özgürlüğün bedelini sorgulatır.

Cahit ise, bireysel özgürlüğünü kazanmış gibi görünse de, bu özgürlüğün getirdiği boşluk ve anlamsızlık içinde kaybolur. Bu iki karakterin hikâyesi, bireysel özgürlüğün toplumun dayattığı sınırlarla nasıl şekillendiğini ve bu sınırların ötesine geçmenin ne kadar zor olduğunu ortaya koyar.

Göçmenlik Deneyimi
Duvara Karşı, göçmenlik deneyimini yalnızca toplumsal bir mesele olarak değil, bireysel bir varoluş sorunu olarak da ele alır. Film, göçmenlerin yeni bir toplumda yer edinme çabalarını, kültürel kimliklerini koruma mücadelelerini ve bu süreçte yaşadıkları yabancılaşmayı derinlemesine işler. Fatih Akın, bu temaları yalnızca bir arka plan unsuru olarak değil, filmin merkezine yerleştirerek, göçmen bireylerin içsel ve dışsal mücadelelerini görünür kılar.
Bu açıdan, Duvara Karşı hem bir aşk hikâyesi hem de bir toplumsal eleştiri niteliği taşır. Fatih Akın, karakterlerin kişisel hikâyelerini sosyolojik bir bağlama oturtarak, göçmenlerin yaşamlarındaki çelişkileri ve zorlukları izleyiciye etkileyici bir şekilde aktarır.

Cahit’in Derinlikleri
Birol Ünel, Cahit karakterinin hem fiziksel hem de duygusal olarak çökmüş hâlini canlandırırken büyük bir otantiklik sunuyor. Karakterin yaşamının dip noktasındaki halleri, Ünel’in jestleri, mimikleri ve sesi aracılığıyla sarsıcı bir gerçeklik kazanıyor.
Bir sahnede, Cahit’in bar köşesinde alkolle teselli bulurken yıldırıcı bir öfkeyle bardak kırdığı an, karakterin içindeki yıkımı ve umutsuzluğu derinlemesine hissettiriyor. Bu patlama, hem karakterin kontrol edilemeyen öfkesi hem de hayatının küle döndüğüne dair sessiz bir çağlık gibi yorumlanabilir. Ünel, Cahit’in depresyonu ve kendini yönetememe halini incelikle yansıtarak, izleyiciyi karakterin kaotik dünyasına çeker.

Sibel’in Evrimi
Sibel Kekilli, Sibel karakterine hayat verirken, onun özgürleşme yolculuğundaki bütün iniş çıkışları ustalıkla sergiliyor. Sibel’in ailesinin baskısından kurtulmak için girdiği evlilik oyununun arkasında yatan çaresizlik ve korkuyu, Kekilli’nin gözlerinden okumak mümkün.
Bir gece kulübü sahnesinde, Sibel’in dans ederken sergilediği özgürleşmiş, ama bir yandan da yalnız ve kırılgan hali, Kekilli’nin oyunculuğunun derinliğini gösteriyor. Bu sahne, Sibel’in içindeki çatışmanın ve kurtuluş çabasının bir temsili olarak izleyiciye çarpıcı bir etki bırakıyor. Kekilli’nin performansı, karakterin masumiyet ve kararlılık arasındaki dengede nasıl bir savaş verdiğini güzel bir şekilde görüntüler.

Yan Rollerin Katkısı
Yan rollerdeki oyuncular da hikayenin etkileyiciliğini artırıyor. Sibel’in ailesini canlandıran oyuncular, geleneksel aile yapısının baskıcı yüzünü inandırıcı bir şekilde yansıtarak izleyicinin Sibel’in çatışmasını daha iyi anlamasını sağlıyor. Aynı şekilde, Cahit’in arkadaşlarını ve tedavi gördüğü insanları oynayan oyuncular da hikayeye katman ekliyor. Her biri, ana karakterlerin yolculuğunda ya destekleyici ya da engelleyici birer unsur olarak hikayenin dokusunu geliştiriyor.

Doğallık ve Samimiyet
“Duvara Karşı” filminde oyunculuk performanslarının dikkat çeken bir başka yönü, karakterlerin doğallıkla canlandırılmasıdır. Birol Ünel ve Sibel Kekilli’nin performansları, sanki kamera karşısında değil de gerçek hayatın içinde izleniyormuş hissi yaratıyor. Bu samimiyet, izleyicinin karakterlere olan bağlılığını ve hikayeye olan inancını güçlendiriyor. Fatih Akın’ın oyuncuları yönetme becerisi, bu doğallığın sağlanmasında büyük bir rol oynuyor.

Tematik Derinlik
Film, bireysel özgürlük ve toplumsal baskı arasındaki çatışmayı incelikle işler. Sibel ve Cahit'in hikâyesi, modern insanın aidiyet ve özgürlük arasındaki dengesini sorgulatan bir alegori olarak okunabilir. Her iki karakter de kendi kimliklerini ararken, hayatlarının farklı dönemlerinde farklı bedeller öder. Bu açıdan, film evrensel bir mesaj taşır: Özgürlük hiçbir zaman kolay elde edilmez ve genellikle büyük kayıplarla gelir.
Fatih Akın'ın anlatımı, toplumsal normların birey üzerindeki etkilerini sorgulatırken, izleyiciyi empati kurmaya zorlar. Sibel'in geleneksel aile yapısından kurtulma çabası, bireyin toplum tarafından nasıl şekillendirildiğine dair bir eleştiri niteliği taşır. Aynı şekilde, Cahit'in geçmişiyle yüzleşmesi ve içsel çöküşü, özgürlük ve kendini kabul etme mücadelesinin sancılarını gözler önüne serer.

Görsel ve İşitsel Etki
Filmin görsel dili, karakterlerin duygusal durumlarını derinleştirir. Berlin’in soğuk, gri atmosferi, Cahit ve Sibel'in içsel boşluğunu yansıtırken, İstanbul’un kaotik ve canlı yapısı, yeni bir başlangıç arayışını simgeler. Mekânların hikâyeye entegre edilme biçimi, filmin tematik zenginliğini artırır.
Akın'ın müzik kullanımı ise filmdeki duygusal yoğunluğu güçlendirir. Özellikle Şanar Yurdatapan’ın “Senden Daha Güzel” parçası, hem melankolik hem de nostaljik bir tonla karakterlerin köklerine dair bir hatırlatma niteliği taşır. Bu parça, film boyunca farklı duygusal doruk noktalarına eşlik ederek anlatımı daha etkileyici kılar.

Karakterlerin Derinliği
Cahit ve Sibel'in hikâyesi, sıradan bir aşk hikâyesi olmanın ötesine geçerek insan doğasının karmaşıklığını keşfeder. İki karakterin de kusurları, onları daha insancıl ve gerçek kılar. Cahit’in kendini yok etme arzusu ve Sibel’in özgürlüğe olan açlığı, izleyiciye yoğun bir duygusal deneyim yaşatır. Karakterlerin iniş çıkışları, insan psikolojisinin kırılganlığını ve dayanıklılığını aynı anda sergiler.
Film, yalnızca Türk-Alman göçmen topluluğunun hikâyesini değil, aynı zamanda kültürlerarası çatışmaların ve bireysel kimlik arayışının evrensel doğasını yansıtır. Bu bağlamda, "Duvara Karşı" sadece bir göçmenlik hikayesi değil; kimlik, aidiyet, aşk ve özgürlük gibi temel insanî meseleleri sorgulayan bir yapımdır.
Fatih Akın, "Duvara Karşı" ile izleyiciyi yalnızca bir hikâye anlatımıyla değil, aynı zamanda bir sorgulama süreciyle yüzleştirir. İzleyici, film boyunca kendi değerlerini, toplumsal normları ve bireysel özgürlük anlayışını sorgulamak zorunda kalır. Bu nedenle, film izlendikten sonra da uzun süre etkisini sürdürür.

Son Sözler
Duvara Karşı, sinemanın yalnızca bir anlatı aracı olmadığını, aynı zamanda insan ruhunun en derin çatışmalarını ve varoluşsal sancılarını yansıtabilen güçlü bir ifade biçimi olduğunu gösteriyor. Fatih Akın, bu filmde bir hikâye anlatmaktan öte, toplumsal normlara, kimlik sorunlarına ve özgürlüğün bedeline dair güçlü bir eleştiri sunuyor.
Filmin en büyük başarısı, izleyiciye birey olmanın zorluklarını ve hayatın kırılma anlarının insanı nasıl değiştirdiğini samimi bir şekilde hissettirmesi. "Duvara Karşı", özgürlük arayışının ne kadar sancılı ve pahalı bir süreç olduğunu gözler önüne sererken, her bireyin bu süreçte kaybettikleri ve kazandıklarıyla nasıl yeniden doğabileceğini gösteriyor.
Bu film, modern sinema tarihine yalnızca bir göçmen hikayesi ya da aşk trajedisi olarak değil, aynı zamanda insan doğasının ve toplumun çelişkilerini inceleyen çok katmanlı bir eser olarak geçiyor. Akın’ın cesur yönetmenliği, Birol Ünel ve Sibel Kekilli’nin unutulmaz performansları ve görsel-işitsel atmosfer, Duvara Karşı'yı sinema sanatının nadir başyapıtlarından biri yapıyor.

Sonuç olarak, film yalnızca izlenip geçilecek bir hikâye değil; sorgulanacak, hissedilecek ve üzerinde düşünülecek bir deneyim sunuyor. Fatih Akın’ın yarattığı bu güçlü dünya, izleyiciye bir kez daha şunu hatırlatıyor: İnsan, en çok duvara çarptığında kendi gerçeğiyle yüzleşir.
dadas d
dadas d

8 değerlendirmeler Takip Et!

1,0
24 Haziran 2021 tarihinde eklendi
ulan kimsede demiyoku sibel kekilli tam bir porno yildizi almanyada önüne gelen kaymiş böyle bir fahise böyle film cevirebilirmi hic mantik aliyormu hadi bunu gec bu film icin 350 tane bayanin arasindan sibeli secmişler ben yönetmen olsam bi gece sabaha kadar sibeli sikerim sonrada sen oyna derim jetonunuz düşerse haberin verin樂樂
samet-sayan
samet-sayan

Takipçi 4 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
24 Haziran 2007 tarihinde eklendi
harika ötesi bir film 10 üzerin den 15 veririm bu filme filimde kendimden geçtim diyebilirim müzikleride film kadar iyi
braveheart67
braveheart67

41 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
3 Eylül 2025 tarihinde eklendi
Filmin ismi bile ne kadar sert bir filim olduğunu anlatıyor. Film sizi içine alıyor, o karakterlerin mutsuzluğunu ve çıkmazını anlıyorsunuz. Benzer duyguları sizde yaşıyorsunuz. İlk izlediğimde dahi bir yönetmen geldi diye sevinmiştim. Maalesef Fatih Akın bu filmden sonra aynı başarıyı tekrar edemedi. Aldığı ödülleri, oyuncuları, sansasyonları bir kenara bıraktığınızda çok saf çok sert bir film ile baş başa kalıyorsunuz.
tolga-sengul
tolga-sengul

104 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
4 Temmuz 2004 tarihinde eklendi
Türk aile yapısına ters düşüyor diyen arkadaşlar bir noktayı gözden kaçırıyorlar. Bu filmdeki insanlar Türkiye'de yaşamıyorlar. Adam da kız da Almanya'daki Türklerin tersine işleyen kültürle bizim kültürümüz arasında sıkışmış, oraya kendini kaptırmış kişiler. Yani ikisi de kendi kültürlerini yabancı bir ülkede yitirmişler. Filmin Türk düşmanlığı yaptığı fikrine de katılmıyorum. Hangi yurtdışına açılmış bir filmde kendi müziklerimizi, kendi halkımıza özgü adetleri, İstanbul'un güzelliklerini görebiliyoruz? Fatih Akın, filmi izleyenlere bence Türkiye'yi de övüyor.

Sonuç itibariyle her film de kelimesi kelimesine doğruları yansıtmak zorunda değildir, bu yönetmenin elinde olan birşey. O kendisi olayları nasıl görüyorsa, daha önemlisi nasıl bir hikaye anlatmak istiyorsa anlatır, bunu da kendi istediği şekilde yapar. Filmi izleyip herkes farklı bir tat alabilir. Veya çok saçma bulabilir ama kimsenin çıkıp burda veya başka bir yerde sen nasıl bu filmden hoşlanırsın, veya sen filmden ne anlarsın, bu filmden herkes hoşlanmalı gibi bir bir laf edemez bence. Herkes sadece filmle ilgili fikrini yazar, ama filmi beğenip beğenmeme konusunda birbirini suçlayamaz. Bunu yapanlar insanlar da sonra çıkıp ben medeni ve demokratik bir insanım diye ortada dolaşamaz. Çünkü fikirlere saygı bu saydıklarımın öncü maddesidir.
medjai78
medjai78

94 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
24 Kasım 2006 tarihinde eklendi
tam anlamı ile bir film..
umut-kahya
umut-kahya

82 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
29 Ekim 2008 tarihinde eklendi
Çok çok kaliteli bir film. Gerçekten kalın şekilde hafızama kazınmıştır bu film.
aheyahey
aheyahey

60 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
23 Nisan 2010 tarihinde eklendi
bunalım dozu yüksek bi film.. ama bu türden hoşlananlar için idealdir.. benim için 10/6
erdenizpasali
erdenizpasali

57 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
8 Şubat 2012 tarihinde eklendi
Önyargılarınızı bir kenara bırakın ve izleyin.. ilginç bir senaryosu ve karakter seçimi var. başrol karakterleri çok renkli ve bu da filmi sıkıcı yapmıyor çünkü beklenmedik zamanlarda beklenmedik olaylar olabiliyor. kısacası film hayatı işliyor ve gerçekleri sakınmadan gösteriyor ha elbette "vay be" dediğim zamanlar da olmadı değil. ingilizce konuşulan sahnedeki meltem cumbul un söylediği söz mesela.. filmin sonunu gerçekten beğendim olması gerektiği gibi olmuş. Hani bir film izlersiniz ve sonunda adam ölmelidir ama sırf seyirci istiyor diye adamı yaşatırsınız ya, işte bu film o filmlerden değil. Ha tabi biraz daha renkli bir son bekleyebilirdim 1-2 gözyaşı falan olmadı sağlık olsun.. 8/10
no-one-2
no-one-2

84 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
21 Mart 2004 tarihinde eklendi
bu birol ünel nasıl mükemmel bir oyuncudur böyle ya..film de idare eder ama fatih akın’ın tarantino’yu küçümsemesine de uyuz olmadım değil yani..
budamibasimagelecekidi
budamibasimagelecekidi

42 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
25 Haziran 2010 tarihinde eklendi
konu sıradan görünse de, oyuncular -özellikle birol ünel- kendisine hayran bırakıyor... fatih akın yine yapacağını yapmış:)
M-XXXimum
M-XXXimum

36 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
23 Mart 2009 tarihinde eklendi
Gegen die Wand, bence en iyi türk filmi. Aldığı ödüller, imdb ve beyazperde puanları bunu ispatlar nitelikte. Bu filme berbat diyen şahıslara sadece gülüyorum. Mutlaka seyredilmesi gereken bir film. Ben biraz daha ileri gidip türk sinemasında bir başyapıt diyebilirim. Ama bu fikrimde dünya sinemasını kategori dışı tutuyorum. 10/10
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler