Kaç kez izlediğimi bilmiyorum. Tam anlamıyla kuşkusuzca bir romance filmi Brokeback Mountain. Ang Lee nin harika adaptasyonu ve unutulmaz sahneler ve eksik olmayan gözyaşı. Gerçekten bu filmde duygulanmayan bir insan için ne denmeli bilmiyorum. Bu bir zevk meselesi değil, anormallik meselesi ise hiç değil, Heath Ledger ve Jake Gyllenhaal unutulmaz performanslar. Heath ah gitmeseydi...
...Ang Lee cok cesitli turlerde filmlere imzasini atmis ve hemen hepsinin altindan basariyla kalkmis, son yillarin en onemli yonetmenlerinden biri kuskusuz. Ennis Del Mar ve Jack Twist adli 2 kovboyun, 20'li yaslarinin basinda bir sure suru guderek birlikte calistiklari sirada yasadiklari iliski ve bu iliskinin yaklasik bir 20 yila yayilan hikayesi, ve bu surec icerisinde gizliden gizliye yasadiklari aski Lee oylesine guzel bir anlatimla seyircisine sunuyor ki filmin escinsel yonu rahatsiz etmedigi gibi hikayenin akisini da oldukca iyi dengeliyor. Iki asik kovboyun yillar icerisindeki fiziksel degisimleri kusursuz bir sekilde aktarilirken Ang Lee, hikayesini cok iyi kurgulayarak zaman icerisindeki atlamalarda cok dengeli bir anlatim tutturuyor. Rodrigo Prieto'nun essiz guzellikteki kadrajlari, Gustavo Santaolalla'nin seyirciyi duygulandirmaya yeten tinilari, sesiyle cok iyi oynayarak parildayan Ledger ile Gyllenhaal'in dengeli performanslari biraraya gelince 134 dakikalik suresi boyunca seyircisini alip kendi dunyasina ceken bir film cikmis ortaya. Hele bir de akillardan cikmayacak o son plan yok mu...(8/10)
iki insan arasındaki sevgi daha nasıl betimlenebilirdi bilemiyorum mükemmel bir yapım, müzikleriyle manzarasıyla insanı başka bir dünyaya götürüyor, emeği geçen herkese başta cesaretlerinden dolayı teşekkürler mutlaka izlenmeli
senaryosu bakımından çok cesur bir film.başrol oyuncularınıda kutlamak lazım çünkü her oyuncu böyle bir rolde oynamak istemez.film bittikten sonra acayip duygusallaştım.ağlatan nadir filmlerden .belli bir kesimede seslendiği için herkesin bu filmi beyenmesi beklenemez.
Ya bu kadar eleştireye maruz kalmasının bir tek nedeni var oda filmde 2 eşcinselin aşkının anlatılması yani anlamıyorum bir filmde erkek-kadın ilişkisinin başarılı olma yizdesi ne kadardır sizce bence yarı yarıyadır ama bu filmin gerçekten başka bir büyüsü war bencede''aşk sınır tanımaz''oyunculuk 10 numara senaryo desen 11 numara yani bukadar önyargılı davranmayın lütfen bu filmi izledikten sonra bu insanlara daha anlayışlı davranacağınıza eminim favari filmin ve 10/10...
Size gerçek bir hikayeyi anlatmak istiyorum.Çok samimi olduğum bir arkadaşım vardı.Uzun süreli bir birliktelik yaşıyordu.Bir gün bunları tanıyan başka bir arkadaşları ,sevgilisinin arkadaşımı aldattığını söyledi.Arkadaşımda sevgilisine bunu sorduğunda aralarında tartışma çıktı.O gün sevgilisi dışarı çıktı.Akşam sevgilisinin trafik kazasında ölüm haberi geldi.Kaza da üzerindeki kana bulanmış gömleği arkadaşıma verildi.Aradan biraz zaman geçti ve bu film vizyonda iken konusunun ne olduğunu bilmeden izlemeye gittik.Film bittiğinde arkadaşım krize girdi ve soluğu hastanede aldık, sakinleştirici verdiler.Günlerce kendine gelemedi.Şimdi değer yargılarınız yada ön yargılarınız nedir, hiç umurumda değildir.Çünkü insanların nasıl ve ne durumda bir hayat içinde yaşadıklarını kimse bilemez.Bu filmin konusu kadar benzer hayatlar olur ki, izleyenlerin az çok kendilerine çıkartacakları bir paye yada dersi vardır.Hoş, eleştirmek bile çıkartılan derstir bence...Ha bu arada arkadaşım sevgilisinin o kana bulanmış gömleğini halen saklar............................
film cok guzeldı ancak duygular ıyı anlatılamamıstı mesela ıkı asık yılda ıkı yada 3 kere bulusuyor olsa ortada bır hasret ozlem olur ve bu ozlem sevgılıye hıssttırılır yanyana geldıklerınde sarılırlar elele gozgoze olurlar ıllakı sevısmek gerekmıyor ancak o ozlemı sevgıyı daha ıyı yansıtabılırlerdı.ama ennıs ve jack'te bu durum yoktu ozlem hasret ve tutku pek yoktu
bir aşk senelere bölünerek ancak bu kadar güzel yaşanır..7 kez izleyip 7 kezde ağladığım bu baş yapıt..ayakta alkışlanır..öylede olmadı mı zaten..ayakta alkışlanmadı mı..20 yılı aşkın yaşanan bir aşkta siz ölesiye sevdiğinizi yılda sadece bir iki defa görseydiniz..ve sevmediğiniz kişilerle sadece toplumda baskı göreceğiniz için evlenseydiniz..böyle bir özleme nasıl dayanırdınız..jake de dayanamamıştı filmin bi karesinde ennis seni o kadar çok özlüyorum ki demişti ennisin gözlerinin içine bakarak bu özleme dayanamıyorum diye bitirmişti cümlesini..öyle bir aşktı ki anlatılan üzerinde sadece onun kanı var die 20 yıl bir duvar aralığında saklanmış gömlek bile yetiyordu bu aşkın derinliğini anlatmaya..ve ennis dolabının kapağını açıp içiçe asılı duran gömleği koklayıp düğmelerini iliklerken gözlerindeki yaşları öyle bir batırıyordu ki yüreğimize yemin ederken unutmayacağına dair jake..o an tabularını yıkamamış insanların anlayamayacağı o büyük aşkın karşısında gözyaşlarımızı tutamayıp bizde ennısle birlikte ağlıyorduk..
Biraz geç oldu ama nihayet izledim. Tek kelimeyle mükemmel bir film. Yönetmen Ang Lee deyim yerindeyse döktürmüş. Yahu bu ne yönetmenlik? Karakterlerin öyküsü, işlenişi, diyaloglar müthiş. Aldığı oscar ödülleri ve oscar adaylıkları boşa değilmiş bunu anladım. Yönetmen aşk, sevgi ve tutku bağını öylesine güzel işlemiş ki senaristin hakkını vermiş. Kurgu keza çok başarılı çünkü aksiyon olmamasına rağmen haddinden fazla olan sahneleri güzel biçimde sunmuş. Görüntü yönetmeninin enfes doğa çekimleri sayesinde keyif alarak da seyrediyorsunuz. Brokeback dağı ABD'nin wyoming eyaletinde bulunuyormuş. Gerçekten de orada hissetmemeniz elde değil. Atmosfer süper, kostümler mesela kimse belirtmemiş ama o dönemi çok güzel yansıtıyordu ve harikaydı. Kovboy teması yoğun biçimde sergilenmiş. Özellikle şapkaların güzelliğine dikkat diyorum. Kısacası sanatsal ağırlığının da yüksek olduğu bir film. Gelelim bu eşcinsellik mevzusuna. Sinemanın hayatın bir parçası olduğu ve sanatında buna hizmet ettiği açık biçimde ortadayken kalkıp da lut kavminden vs bahsederek nefret edici biçimde sözler sarfetmek insani değil bir kere. Moulin Rouge filminde bir replik vardı: "Hayatta öğrenebileceğin en önemli şey; sevmek ve karşılığında sevilmektir" diye. Bu söz bu filmde öylesine tutkulu ve etkileyici biçimde aktarılmış ki gerek hemcinsle gerek karşı cinsle olan cinsel ve duygusal ilişkiler mükemmel yansıtılmış. 2008'de vefat eden ve bu filmde de Ennis Del Mar karakterini canlandıran Heath Ledger'ı hollywood çok arayacak. Jake Gyllenhaal ile birlikte en iyi performanslarını sergilemişler. Bırakın böyle önyargı ve nefretle filmlere seyretmeyi. Yönetmen Ang Lee'yi kutlamak gerek. İzleyin. 8/10
The Day After Tomorrow'dan çıkıp,bir başka yapım olan Brokeback Mountain'ın setlerinde boy göstermek...Bir insan farklı karakterleri ancak bu kadar iyi oynayabilir dedirttiriyor kendisi için şu Jake..Bu kadar mı rolüne kendini verir ve bir başka adam olup çıkar,ve bunu da bu kadar mı iyi yapalır,onun örneğini gösteriyor Jake Gyllenhaal,bu filmde de çok farklı bir karakter canlandırıyor olmasına karşın,adapte olabilmiş ve tam bir profesyonel..Geleceği çok parlak ve adından da bir çok proje aracılığla söz ettirecek...
Her yönetmen cesaret edemez bu konuya değinmeye veya bu tarz film çekmeye. İlk tebrik edilmesi gereken kesinlikle yönetmen Lee. Filmi bir eşcinsel filmi diyerek bir kenara atmayı düşünüyorsanız çok yanlış yoldasınızdır. Sanatta tabular olamaz, sanatta asla ama asla toplumsal sınırlar olamaz, olmamalı. Birbirine aşık olan iki insanın muhteşem doğa çekimleriyle, kusursuz diyaloglarıyla ve en önemlisi de hüznü ve dramı iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir aşkı konu alıyor. Filmde birçok küçük ayrıntılara dikkat ederseniz filmin sonunda da bir o kadar hüzünlenirsiniz. Oyunculuklar da üst düzey olan bu filme puanım 9,7/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.