En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
kemerlee
Takipçi
693 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
23 Nisan 2012 tarihinde eklendi
On yıl süren Haçlı seferinden dönen yorgun, mağrur ve tanrıya inancını kaybetmiş bir şovalye ölümle karşılaşır ve biraz daha yaşamak son kez anlamlı bir şey yapmak (hayatını boşu boşuna yaşamadığını hissetmek için önemli bir şey yapmak) için Azraile satranç oynamayı önerir.Bir kaç gün sürecek olan satranç oyunu sırasında kalesine sevgili karısını dönmek için aralık vermeden yolculuğuna devam eder, vebanın kasıp kavurduğu avrupada bu kısa yolculukl sırasında her türden insanla yolu kesişecektir. (zamanında haçlı seferi için insanları ikna etmiş şuan ölüleri soyan iki yüzlü bir papazda dahil) Bergman bir çok filminde olduğu gibi ölümü, yaşamı, tanrı ve dinin insan üzerindeki gücünü ve etkisini sorguluyor, özellikle ilk bir saati tıkır tıkır işliyor ama ondan senaryo biraz çıkmaza giriyor sorguladıklarının altını yeteri kadar dolduramıyor, oyuncular fazla abartılı performanslar sergiliyor, ve sonu yeteri kadar etkileyici ve vurucu olamıyor, yinede seğredilmesi gereken bir film. 10/8
Ingmar Bergman’ı tüm düyaya tantıan iki filmden biri-diğeri de Yaban Çilekleri-Kahramanımızın Kara Ölüm ile yaptığı satranç düellosu ile hafızalara kazınan film, tüm sinemaseverlerin mutlaka görmesi gereken bir yapım.
Felsefi ilişki bakımından bakarsak film başarılı. Şahsen pek hoşuma gitmeyen bir filmdi. Daha doğrusu bana hitap etmedi. İzlemek zorunda olduğum için izledim desem daha doğru olur. 1957 yapımı bir film sonuçta. O zamanın şartlarına göre baktığımızda Ingmar Bergman mükemmel bir iş çıkartmış. Kurgusu, çekim teknikleri, senaryosu o zamana göre kaliteli bir iş yapılmış. Bergman severlerin izlemesi gereken filmlerden birisi...
ingmar bergman ın bu başyapıtı hakkında ilk yorum yazmak bana düştüğü için mutluyum time dergisinin 2005 yılında yaşayan en büyük yönetmen olarak ingmar bergmanı seçmesi tesadüf değildi zaten yedinci mühür, haçlı seferlerinden dönen bir şövalyenin yolu ölüm tarafından kesilen bir şovalyenin öyküsü.ölümü bir satrança davet edereğer yenerse hayata kaldığıu yerden devam edecektir.yedünci mühür ,kıyamet tehditi ardın da yaşamın anlamını çözmeye çalışan bir şövalyenin hikayasidir. filmin etkisi günümüzdeki bir çok yönetmen de görülmek tedir ilk bakışta sıkıcı gibi görükebilir ama içne girdiğiniz de bir başyapıt olduğunu anlarsınız.
Bir adam azraile karşı satranç oynarken; hayat ile, ölüm ile, tanrının var oluşu ile ilgili bazı cevaplar arıyor. Bu arada ölüm ile satranç oynama fikri çok ama çok özgün ve çok dahice. Bu fikir, her ne kadar filmin özü gibi görünse de, yanından bile geçmiyor. Sadece alt bir hikaye.
Filmin IMDb puanını bu kadar yüksek görünce ve özetini okuyunca çok iyi bir şey beklemiştim, sonuçta Bergman gibi bir usta yapmış. Zaten genellikle böyle filmleri severim, hele filmde iyi bir hikaye ve iyi bir karakter alt yapası varsa o filme taparım. Ama bu filmde hiçbiri yoktu.
Filmde hikaye denen hiçbir şey yok. İtiraz edemem, başlangıç sahnesi ilginç görünüyordu. Daha sonra beni büyüleyecek ya da bana filmin sonunu merak ettirecek bir şey bekliyordum ama yoktu. Filmin birçok sahnesi ilginizi hiç çekmiyor. İlerleme o kadar yavaştı ki sanki 90 dakikalık bir film değil de 150 dakikalık film izlemiş gibi hissettim. Diyaloglar o kadar kötüydü ki sürekli dikkatim dağılıyordu. Block ile ölüm arasında çok az sahne vardı, üstelik ekrana geldiklerinde ise pek fazla heyecan alamadım. Filmde bağlanacak bir karakter yoktu, sadece rastgele karakterler vardı, isimlerini bile duymuyorsunuz. Kısaca, bu başyapıtı(!) herkesin anladığı kadar anlayacak beynim yok.
Bazıları filmde olan her sahneyi, her diyaloğu ayrıntılarına kadar inceleyip Bergman'ın ne demek istediğini yorumlayabilirler ve onlara da sonsuz saygım var. Ama benim gözümde bu filmin incelenmeye değecek hiçbir tarafı yok.
-Aşk soğuk algılığı gibi bir salğındır -Mükemmel olmayan bu dünya da en az mükemmel olan şey aşktır -Aşk mükemmelikten uzak en mükemmel uzaklıktadır.
diyordu karakterlerden jons Ve film bizlere Antonius Blockla ölümü anlamlandırmaya çalışıyordu hakikati arıyordu, Ölümle oynadığı satranç oyunu ölümü anlamlandırmaktan başka birşey değildi,Hani ölse bile en azından satrançta yanildiğim için öldüm diye bilmeliydi. Ah ölüm ah, sana ne kadar kendimizi hazırlaya biliyoruz ki, hangimiz acaba ciddiye alıyoruz seni,bu hayat böyle mi? devam edecek zannediyoruz, hiç yaşlanmıyacakmıyız yada hiç ölmeyecekmiyiz Sadece ertelediğimizi sandığımız sen bir gün kapımıza geleceksin ve biz seni beklemiyorduk daha gencim mi diyecegiz!, Bergmanın bir söyleşisinde söylediği şu sözler ölümün acısından korkmuuyorum sadece korktuğum ölümden sonra uyanamayacagım korkunç rüyalar görmek beni ürkütüyor. Ama bergman ben korkmuyorum çünkü ölüm bir rüyanın başlangıcı değil ,bir rüyaların sonundan başkası degildir. ,O zaman hakikat tecelli edecek, o zaman en güzele ulaşacagız. bergman, ölüm ölüm dediğin nedir ki gülüm ben senin için yaşamayı göze almışım
Bergman Yedinci Mühürde kendi hayatının baskılarınından yola çıkarak çektigi filmde Orta çag İsveç'indeki kıyamet korkusu altında yaşayan yalnız bir adamın yaşama dair anlam yüklemelerini sert bi okadarda çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.Çile çekenler,veba,hareketli oyuncular,inanç sisteminin yıpranması gibi unsurların 1950 yılındaki degişiminin insani degerler üzerindeki düşündürücü yanlarını sorgular nitelikte özel bir yapım.Durgun rahatsız etmeyen ses efektleri,aralıklı,akıcı belirli bir tema etrafında gelişen diyologları ve karanlık kasvetli müzikleri ile insan yaşamı üstüne varoluşcu bir agıt niteliginde modern bir şiir.
Ingmar Bergman'in uzak ara en iyi filmi... Izleyiciyi bir hayli zorlayan bir filmdir. baslangici itibariyle Bergman'a sempatisi olmayanlar icin belki yarim birakmaya neden olabilir ama film sonuna dogru katman katman ilerleyerek tanriyi sorgulamaktadir. Bu filmi izlerken ozellikle dikkat edilmesi gereken seylerden biri de boyle bir filmin 1957 yapilmis olmasidir. Veba, tanri adina ciktigi hacli seferinde tanri disinda her seyle karsilasmis ve onun var olup olmadigini ogrenmek icin cabalayan bir sovalye, tanri'nin var olmadigina coktan karar vermis olan seyisi, sovalyenin sorusuna yanit bulmasini saglayan tiyatrocu aile ve satrancta hile yapip yapmadigina emin olamadigimiz olum. Böyle mukemmel bir senaryo, boyle mukemmel bir oyunculuk, boyle mukemmel bir yonetmenlikle kolay kolay karsilasilmiyor. karsilastiginda da oturup uc kez izlemek gerekiyor filmi...
ıngmar bergman ın çok merak ettiğim ve buldğmda aç gibi saldırdığım süper görsele saHİp bi 7.sanat örneği tam anlamıyla sinema için çekilmiş bir film ölümü,yaşamı,insanlar arasındaki ilişkiyi,satrancı analtan güzel bir yapım...
...Yönetmenin kafa karışıklığı kuşkusuz tanrı olgusunu tartışmaya açan filmler arasında bu yapımın çok farklı bir yerde olmasını sağlıyor. Tam olarak belli bir kalıba sığmayan, ortaya fikirleri atan ve gerisini izleyiciye bırakan bir filme dönüşüyor Det sjunde inseglet haliyle. Dahası yönetmenin yalnızca düşünsel değil, filmin yan öykülerinde de aynı çeşitliliği kullanması filmin yavan bir din eleştirisi olarak kalmasına da engel oluyor. Gezici kumpanyanın eğlenceli gösterisinin ölüm, korku ve tehdit saçan bir takım koyu inançlılar tarafından bölünmesi; bir yanda veba salgın halinde ilerlerken öte yanda insanların bundan habersiz gibi mutlu ve doğayla iç içe bir hayat sürmeleri gibi çok zıt ama her nasıl oluyorsa aynı evrene ait gibi duran sahneler fantastik de olsa kendi içerisinde gerçekçi bir dünya tasviri oluşturuyor. Dolayısıyla çoklu kişilik bozukluğu ürünü gibi duran bu film, usta yönetmenin düpedüz tanrıya karşı olmasa da dinlere duyduğu nefreti göstermesi; buna karşın hayatın güzelliklerini, aile yaşamını, doğayı övmesi için de iyi -değerlendirilmiş- bir fırsat!...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.