En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
hookers
Takipçi
274 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
4 Ekim 2005 tarihinde eklendi
Kayıp Nişanlı, bugüne kadar 2.dünya savaşı kadar ilgi görmemiş olan 1.dünya savaşı atmosferini kendine fon olarak kullanıyor.ilk başta bir fransız filmi olduğu için biraz ürktüm.onların anlamsız, yapmacık, absürd, sıkıcı filmlerinden biri olması ihtimali beni korkuttu. ama neyse ki bu film öyle değil.bir hollywood filminden hiçbir eksiği yok, aksine birçok artısı var.hikayeyi aksiyon ve efektlere yüklemeden senaryo ve duygusallık üstünden anlatıyor.bu artılara ek olarak sanat ve görüntü yönetmenliği muhteşem.dönem ayrıntıları titizlikle hazırlanmış.üstelik film, sürekli bir gizem taşıdığı için filmden sıkılmak imkansız.mutlaka görülmesi gereken ve aşkın gücünü en yiy anlatan filmlerden biri...
Mathilde'nin umutlarını canlı tutup ülkesine ihanet etmiş bir anti-kahramanı bulmaya çalışması savaş filmlerinde çok rastlanan bir durum değil.Dönem zorlukları çok net bir şekilde anlatılmış.Özellikle Jodie Foster'la alakalı sahneler çok dramatik.Kısacası kahramanlık destanı anlatmadan aksine anti-kahramanı ön plana çıkararak mesajlarını veren başyapıt olmayı fazlasıyla hakeden bir film.
bu öyle bir aşk ki sınır tanımıyor kalplerde ve bir kadın umudunu hiç soldurmuyor yüreğinde. Kaybedilmiş bir savaşta kazanılan sadece ? mathilde ? nin direnci ve inancı oluyor. Sevdiği adam uğruna fransanın her karışında kendini, ona ulaştıracak ipuçları arıyor. Bu öyle bir sevgi ki, her şeyin bittiğine inanan yüzler ve diller söndüremiyor kaybolanın bir gün bulunacağı hissini. Ta derinlere kazınmış ? mathilde ve manech? in sevgileri.Acı ve kederin her yanı sardığı günlerde, gidiyor cocuk isteksiz ve korkuyla bombaların döküldüğü vadiye. Aynı kaderi paylaşıyor, diğer dördü gibi, haksız bir sona savruluyor.ölüm her yanı sarmış, karanlık yüzünü insanlığa gösteriyor.o, umursamaz bir tavırla ağaca sevdiğini kazıyor.Amansız bir arayış başlıyor kaybedilen sevgilinin ardından. Her bir ipucu açıyor sisi ve meydana çıkartıyor şaşırtırcasına gerçekleri. İntikam için yanan başka bir sevgili, çekip alıyor öfkesini aldığı canlarla bir bir.ve gerçeğin ışığı ısıtıyor ? mathilde ? yi, karanlık koridordan geçip aydınlık bahçeye çıktığında. ?? jean-pierre jeunet ? arka fonda savaşı ve onun insanların yüreklerinde bıraktığı acıyı da yansıtarak, bir kadının sahip olduğu inancı bize, saf bir duygusallıkta ve bitmek bilmez arayışını, tonu hiç düşmeyen merak silsilesi eşliğinde izleyiciye sunuyor. Bu sunum iki sevgilinin küçüklüğünden başlayarak kademe kademe artıyor ve farklı karakterlerin birbirleri arasındaki ilişkinin işleniş biçimi olay örgüsünde kurgunun sağlamlığını açığa çıkarıyor.? Mathilde? yi sevgisine götüren süreç ve her bir bulgudan sonra başka hayatların hikayelerinin anlatılması öyküyü canlı tutuyor ve izlenir kılıyor. Tabi ki hiç kuşkusuz görselliğin yadsınamaz gücü, savaş sahnelerinin dokusunun gerçekçi işlenmesiyle somutluk kazanıyor. Oyunculuklarda ki sıcaklık ve samimiyet özellikle ? audret tautou? yu bir kez daha başarılı kılıyor. ?amelia? dan sonraki en iyi performansını bu filmde sergiliyor. Gözlerde bir damla yaş kalıyor ve dudaklardan dinmez bir sevgi fısıldanıyor ? kayıp nişanlı'ya. Aşkı yaşamak ve yaşatmak için bu film izlenmeyi hak ediyor.
Gerek Amelie ile gerek Şarküteri ile gönül plaketimi kazanmış Jeunet’in bu filmi de seyirciyi derinden etkilemesini iyi biliyor.Karakterlerin tanıtımında Amelie’deki tarzı kulanan Jeunet’e hayran kalmamak elde değil.Bununla beraber Mathilde’in ’’Eğer 10 saniye içerisinde tren tünele girerse ya da gişeci içeri girerse...’’ yahut ’’arabanın dönüşünü görebilirsem...’’gibi söylemlerle kendini tatmin etmesine bayıldım.Eminim hepiniz çocukken-belki de hala yapıyorsunuzdur-bu gibi söylemlerle verilmesi gereken zor kararları vermişsinizdir.Tıpkı Amelie’de, Amelie’nin ’’acaba şu anda kaç çift orgazm olmakta’’ gibi saçma sapan sorularla kafasını yormasında olduğu gibi.Bunları sadece Jeunet sinemasında görebilmeniz mümkün.Yine Jeunet’in diğer filmlerinde de olduğu gibi görüntü çalışmasındaki pürüsüzlüğü en mükemmel düzeyde.Ve benim sebebini bir türlü anlayamadığım konuk oyuncu mutluluğunu da Jodie Foster ile yaşıyoruz bu filmde.Hem öyle konuk oyunculuktan öte baya oynamış.Sizin de değindiğiniz gibi karakter zenginliğinden dolayı zaman zaman filmden kopmuyor da değiliz.Herşeye rağmen savaşın ve aşkın bu denli destansı ve bir o kadar orjinal şekilde anlatıldığı bu film seyirciyi etkilemeyi başarıyor.Akıllarda kalan ise deniz feneri ve bitmek bitmeyen umutlar...8/10
Çok etkileyici bir film olmuş.Oyunculuklar gerçekten etkileyici ve konu da çok güzel.Savaş sahneleri gerçekçi ve olması gerektiği gibi,yani vahşi!Biraz uzatsalar da sıkılmıyorsunuz,sürüklüyor konu sizi.Ben beğendim fakat şu karmakarışık fransız isimler yüzünden kim kimle ne yapmış şaşırıyorsunuz biraz,daha doğrusu karıştırabiliyorsunuz.Ama mutlaka gidin ve görün.Sonunda ağlatmak için uğraşmayan ve çok etkileyici bir final var.8/10
Filmin görselliğine sözüm yok.Sadece Fransızca izlediğim film sayısı neredeyse yok denecek kadar az.Bu yüzden Fransızca da bana İSpanyolca kadar yavan gelen sinemaya uymayan dillerden biridir.(Bana göre)Benim gibi Fransızcadan hoşlanmıyorsanız Türçe dublajlısını bulup izleyin derim.Yoksa konu takibi zor aynı zamanda bazen karakterler iyice sıkıcı olmaya başlıyor.Türkçesini izleyseydim bir ihtimal filmi en azından vasat olarak değerlendirirdim.Bence film şahane görselliği dışında aşkı da yavan aktarıyor ayrıca karakterler itici.Görselliği 6 puanı hak ediyor.
bu filmi ilk olarak olkulda izlemiştim hocalarımız tarafından çok etlilenmiştim tekrar izlemek istemiştim ve izledim çok beğendim özellikle savaş sahnelerini çok gerçekci yansıtmışlar görüntü kaliteside iyiydi bazı sahneleri tekrar tekrar izledim ve bende iyi bir iz bıraktı
Amelie tadında bir savaş fimi! kulaga biraz garip geliyor farkındayım ama filmi tarif etmek için daha ygun bir şey bulamadım. Cogu zaman gülüp eşeyle ekrana bakabilecegimiz savaş filmi pek yok malumunuz. Jean Pierre öyle farklı bir yol çizmiş ki romantizm, drama ve komediyi aynı anda yasıyorsunuz. Judie Foster'ı bu filmde görmek ilginçti.Begendim:)
hayli iyi bir jeunet filmi.Her hikâyenin başlı başına manalar taşıması ilgi çekici olmuş. Buna mekân, kostüm ve görüntü yönetimindeki ustalık da verildiğinde birbirinden hüzünlü hikâyeleri duygu sömürüsüne kaçmadan, savaşın anlamsızlıgını perdeyi kana bulamadan anlatan bir film cıkmıs ortaya...
İçersinde bir çok film türünün öğelerini birden barındırıyor.Bir savaş filmi de diyebilrsiniz bir aşk filmi de hatta gerilim türünden de nasibini almış.Bunu güzel de harmanlamış hani.Ama yine de yer yer sıkıcı olmaktan kurtulamamış. 1.dünya savaşı sahnelerini etkileyici buldum.Savaşın bir çok yüzünü ortaya koyabilmiş.7/10
çok kopleks bir senaryoya sahip olmasına rağmen izleyecinin kafasını karıştırmadan gayet sade hoş ve etkileyici bir biçimde hikayesini anlatan bir film. çok başarılı bir sinematografiye sahip çekim açıları özelikle ışık kullanımı ses kurgusu gibi detaylar filmi güçlendirmiş hikayeyi daha etkileyici kılmış fransız sinemasının etkileyici sinematografisine her karesinde şahit oluyorsunuz savaşın ne kadar boş ürpertici karmaşık ve sinir bozucu olduğunu politik oyunların ne kadar merhametsizce olduğunu ve aşk dostluk gibi insanların yarattığı ironileri çok başarıyla işleyen bir film başarılı sanat yönetimi sayesinde kendinizi her an o devirde hissediyorsunuz savaş sahneleri ise gayet etkileyici ürpertici ve savaşın ne kadar şeytani olduğunu kanıtlar nitelikteydi herşeyiyle bir başyapıt izlemenizi şiddettle tavsiye ederim
çok iyi umutlarla aldığım bir filmdi ve izlerken 'bu ne yaa?'dedirten türden bir film hayal kırıklığı içindeyim amelia'da böle bi filmdi bu 2 filmi izledikten sonra şöyle dedim:''Artık Fransız Sinemasına Son''
"Savaş sadece ölenler için biter" sözünü doğrularcasına savaşın ne kadar kötü olduğunu gösterirken bir yandan da romantizm-duygusallığı yerine göre yüzümüze tebessüm kondurarak yaşatıyor. Bu arada Jodie Foster burda ne geziyor yaf :P şaşırdım birden görünce Müzikler çok güzel. Marion Cotillard ve Tchky Karyo gibi tanıdık yüzler de dikkatimizi çekmiyor değil. Sanirim insan ister istemez böyle bir sevgilim olsa diyor, ha keza olmayacağını biliyorum ya, bi umut... 8,8/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.