...Marc Caro'yla ortakligini "Amelie"yle bozan yonetmen Jean- Pierre Jeunet, 3 sene sonrasinda karsimiza "The Very Long Engagement"le cikti. Audrey Tautou'ya tekrar basrolunu verdigi bu yeni filminde ayni cizgide ilerlemeye calisan Jeunet, ne yazik ki olay orgusunde yer alan yan karakterlerinin coklugundan dolayi takibi zor bir film ortaya koymus. Birinci Dunya Savasi sirasinda cepheden donmesini bekledigi nisanlisi Manech'in yolunu gozleyen Mathilda, onun oldugune dair haber almasina ragmen umudunu yitirmiyor ve uzun bir yolculuga girisiyor. Ancak bu noktadan sonra hikayeye giren onlarca karakter, filmi pur dikkat izlemenizi gerektiriyor, keza en ufak bir sahneyi kacirdiginizda hikayeden kopmaniz mumkun. Yine de 2 saati askin suresi boyunca seyircisini kendine baglamasini biliyor, Bruno Delbonnel'in Oscar adayi olan enfes sinematografisiyle dillere destan bir gorsellik sunuyor. Amelie'den keyif aldiysaniz -ki almamaniz mumkun degildi- ona yakin tadlar barindiran "A Very Long Engagement"dan da keyif alacaginiz garanti...(6/10)
Filmin görselliğine sözüm yok.Sadece Fransızca izlediğim film sayısı neredeyse yok denecek kadar az.Bu yüzden Fransızca da bana İSpanyolca kadar yavan gelen sinemaya uymayan dillerden biridir.(Bana göre)Benim gibi Fransızcadan hoşlanmıyorsanız Türçe dublajlısını bulup izleyin derim.Yoksa konu takibi zor aynı zamanda bazen karakterler iyice sıkıcı olmaya başlıyor.Türkçesini izleyseydim bir ihtimal filmi en azından vasat olarak değerlendirirdim.Bence film şahane görselliği dışında aşkı da yavan aktarıyor ayrıca karakterler itici.Görselliği 6 puanı hak ediyor.
Son dünya savaşlarıyla ilgili(2.dünya yada körfez savaşı olsun) çekilen fimleri pek sevmem ve hoşlanmam. Ama bu film beni sıkmadı ve sonuna kadar izledim. Tabi bunda audrey'in etkisi war:). Ben beğendim iyi bir filmdi. 10/7
bu öyle bir aşk ki sınır tanımıyor kalplerde ve bir kadın umudunu hiç soldurmuyor yüreğinde. Kaybedilmiş bir savaşta kazanılan sadece ? mathilde ? nin direnci ve inancı oluyor. Sevdiği adam uğruna fransanın her karışında kendini, ona ulaştıracak ipuçları arıyor. Bu öyle bir sevgi ki, her şeyin bittiğine inanan yüzler ve diller söndüremiyor kaybolanın bir gün bulunacağı hissini. Ta derinlere kazınmış ? mathilde ve manech? in sevgileri.Acı ve kederin her yanı sardığı günlerde, gidiyor cocuk isteksiz ve korkuyla bombaların döküldüğü vadiye. Aynı kaderi paylaşıyor, diğer dördü gibi, haksız bir sona savruluyor.ölüm her yanı sarmış, karanlık yüzünü insanlığa gösteriyor.o, umursamaz bir tavırla ağaca sevdiğini kazıyor.Amansız bir arayış başlıyor kaybedilen sevgilinin ardından. Her bir ipucu açıyor sisi ve meydana çıkartıyor şaşırtırcasına gerçekleri. İntikam için yanan başka bir sevgili, çekip alıyor öfkesini aldığı canlarla bir bir.ve gerçeğin ışığı ısıtıyor ? mathilde ? yi, karanlık koridordan geçip aydınlık bahçeye çıktığında. ?? jean-pierre jeunet ? arka fonda savaşı ve onun insanların yüreklerinde bıraktığı acıyı da yansıtarak, bir kadının sahip olduğu inancı bize, saf bir duygusallıkta ve bitmek bilmez arayışını, tonu hiç düşmeyen merak silsilesi eşliğinde izleyiciye sunuyor. Bu sunum iki sevgilinin küçüklüğünden başlayarak kademe kademe artıyor ve farklı karakterlerin birbirleri arasındaki ilişkinin işleniş biçimi olay örgüsünde kurgunun sağlamlığını açığa çıkarıyor.? Mathilde? yi sevgisine götüren süreç ve her bir bulgudan sonra başka hayatların hikayelerinin anlatılması öyküyü canlı tutuyor ve izlenir kılıyor. Tabi ki hiç kuşkusuz görselliğin yadsınamaz gücü, savaş sahnelerinin dokusunun gerçekçi işlenmesiyle somutluk kazanıyor. Oyunculuklarda ki sıcaklık ve samimiyet özellikle ? audret tautou? yu bir kez daha başarılı kılıyor. ?amelia? dan sonraki en iyi performansını bu filmde sergiliyor. Gözlerde bir damla yaş kalıyor ve dudaklardan dinmez bir sevgi fısıldanıyor ? kayıp nişanlı'ya. Aşkı yaşamak ve yaşatmak için bu film izlenmeyi hak ediyor.
İçersinde bir çok film türünün öğelerini birden barındırıyor.Bir savaş filmi de diyebilrsiniz bir aşk filmi de hatta gerilim türünden de nasibini almış.Bunu güzel de harmanlamış hani.Ama yine de yer yer sıkıcı olmaktan kurtulamamış. 1.dünya savaşı sahnelerini etkileyici buldum.Savaşın bir çok yüzünü ortaya koyabilmiş.7/10
bu kız kadar tatlı bi oyuncu tanıan warmı acaba?? çok şeker son flimi hariç bütün flimlerinde yanağından makas alınacak kadar şeker bi kızı canlandırıor we çokta ii oyuncu... fransadan böle tatlı bi kız çıkması hayret werici ... flimde kararlı bi kızı canlandırıo aldığı bi kararrın sonuna kadar arkasında durup bir mucize olmasını sağlıo.. türk insanına ne kadar benzio dimi..(:
Uzun zamandır izlemeyi ertelediğim bir filmdi. Ertelemekte yanlış yapmamış, insanı izlerken boğan bir film, kayıp nişanlıyı ararken aklın sınırlarını zorlayacak pek bir unur olmadan ve oradan buradan ipuçlarıyla ösnük bir sona görütren bir film. Oyunculuklar pek güzel değil. Çok fazla boş zamanınız varsa izleyin derim. Ama bu güzel yaz günlerinde izlemeyin, boş zamanınız olsa bile boşa gider.
Jean Pierre Jeunet klasiği... Jeunet'in tarzı insanı gerçekten etkiliyor. Ama bu filmin senaryosu bana çok sıkıcı geldi. Sanki gereğinden fazla uzatılmış ve gereksiz diyaloglar konmuş gibiydi. Filmin sonu güzeldi ancak sanırım çoğu izleyicinin yaşadığı şeyi bende yaşadım; sıkıldım... Senaryo sıkıyor ancak görsel etkiler ve çekimler izleyiciyi ayakta tutuyor. Yani Yönetmen Jeunet'in tarzı için katlanılabilir bir film.:) 6/10
konusundan çok görüntüler büyüleyiciydi.Görüntü yönetmenini tebrik etmek lazım.Sahne bölmeler filan çok şıktı telefon konuşmaları ve mektup okuma sahnelerinde sevipte kavuşamayanlara umut verici bi film izlenmeli bence (10/7)
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.