En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
jamesbond-2
Takipçi
1.684 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
8 Kasım 2009 tarihinde eklendi
Ağır ilerleyen bir film.Yer yer insanı sıkıyor fakat anlattığı konu açısından hakikaten etkileyici ama şu var ki filmin bir başından,bir sonundan,bir ortasından sahneler mevcut yani flashbackler çokça var.Ama sağlam bir dram filmi isteyenler buyursunlar onun haricinde hareketli film severler sıkılıcakları için izlemeden düşünmelerinde yarar var...7/10
Film oldukça güzeldi ve sürükleyiciydi.. Bütün oyunculuklar çok iyiydi ama Benicio Del Toronun oyunculuğu gerçekten harikaydı.. İzleyin derim iyi iş çıkarmışlar..
Inarritu hayranlarını tatmin edecek gayet başarılı bir yapım. Kalburüstü oyuncular, akıllıca bir senaryo ve etkileyici bir son. Başlarda birbirinden bağımsız sahneleri anlamakta güçlük çekebilirsiniz ama filmin ilerleyen dakikalarda bütün taşlar yerine oturuyor. Bir Inarritu klasiği daha. Keşke kurgusu bu kadar karışık olmasaydı bence ama Inarritu'nun işi bu tabi.. 7/10
‘‘Kaç hayat yasariz? Kaç kere ölürüz? Ölüm aninda hepimiz 21 gram kaybederiz. 21 grama ne kadar sigar? Ne kadari kaybolur? Ne zaman kaybederiz 21 grami? Ne kadari bu 21 gramla gider? Ne kadari kazanilir? 21 gram... bes madeni paranin, bir kusun, bir parça çikolatanin agirligi. 21 gram ne kadar eder?’’ Usta oyuncu Sean Penn, David Lynch’in Mullholland Çikmazi filminin yildizlarindan Naomi Watts ile Olagan Süpheliler ve Trafik gibi filmlerden hatirlayacagimiz ödüllere doymayan Benicio Del Toro’nun inanilmaz performanslari... Asik oldugum filmlerden biri olan Paramparça Asklar ve Köpekler (Amores Perros)’in yönetmeni Alejandro González Iñárritu ve senaristi Guillermo Arriaga yine birarada... Ustaca bir kurgu, zamanlararasi geçislerle anlatilan dramatik olaylar dizisi, el kameralariyla çekim, degisik bir isiklandirmayla desteklenen atmosfer... Tüm bunlarin bilesimi izlenmesi gereken bir filmle karsi karsiya getiriyor bizi. Zamanlararasi geçisler baslarda izleyiciyi sasirtsa da Kelebek Etkisi’nin (Butterfly Effect) akisini anlayan herkes bu filmdeki geçisleri çok rahat izleyebilir. Ayrica bu geçislerin merak unsurunu hep canli tutmasi açisindan filme katkisinin tartisilmaz boyutta oldugunu söyleyebilirim. Üç farkli dünyayla baslar film: Uyumsuz bir gençlik dönemi geçirmis olsa da artik üst-orta siniftan iyi bir es ve dünyalar tatlisi iki kizin olgun annesi olan Cristina Peck (Naomi Watts); ölümcül bir kalp rahatsizligi geçiren evli bir matematik profesörü Paul Rivers (Sean Penn) ve dolandiricilik, alkolizm gibi suçlardan hapis yatmis ama artik Tanri’nin yardimiyla iyi bir aile babasi olmaya çalisan Jack Jordan (Benicio Del Toro). Jack’in kendisinden geçmisçesine endiseyle sürdügü bir araba... Arka koltukta Cristina kanlar içindeki Paul’a sarilip ‘Bebegim, bebegim...’ diye feryat etmekte. Hepimiz merak içindeyiz. Birbiriyle ilgisiz bu üç yasam nasil birlesir, olaylar bu noktaya nasil gelir? Iste bu üç insani birlestiren trajik olay nedir, bir saniyelik bir dikkatsizlik nelere mal olabilir ögrenmek istiyorsaniz bu filmi izleyin derim. Ya da sadece ‘iyi’ bir film izlemek isterseniz bu 21 gram olabilir. Peki 21 gram ne kadar eder? Hepimiz ölüm aninda 21 gram veririz. 21 gram... bes madeni paranin, bir kusun, bir parça çikolatanin agirligi. Belki de ruhumuzun... Benligimizdeki tüm karmasalarin, yogun duygularimizin ve bizdeki tüm kaosun agirligi...
ilk yarıda neyle karşılaştığınızı anlamakta güçlük çekiyor, tamamlanması zor bir yap-bozla uğraşır gibi hissediyorsunuz. üç ailenin bir kaza sonucu hayatlarının kesişmesi.trajik bir hikaye... En beğendiğim sahne: Watts'ın Penn'i öperken(öpüşürlerken) penn'in kalbinin,(watts'ın)kocasına ait olduğunu söylemesi üzerine verdiği 'tepki'ydi. oyunculuk adına gerçekleştirilmesi güç bir sahne...
fazla donuk sahneleriyle beni biraz sıkan,ama bi okadar da farklı hayatları bulmaca gibi bulmanızı sağlayan,çok hızlı bir film olmayıp,ama meraklandıran fena değil derecesinde bir film
Filmi genel olarak beğendim. Daha etkili mesajlar içerebilirdi yoksa ben mi anlamadım:) Birbirimizin hayatına bir şekilde dokunuyoruz ya bilerek ya da bilmeyerek. Bu dokunuşlar ufacık dahi olsa hayatımızı oluşturan parçalardır. Bunların farkında olup kendimize yön vermeliyiz. Bu ve benzeri mesajlar aldım bu filmden. Olaylar ileri geri, geri ileri şeklinde zaman karmaşası gibi duran fakat öyle olmayıp güzel bir bütün oluşturulmuştur, kolay iş değildir. Çünkü bağlantı kurmak zorlaşıyor ancak çoğunlukla bağlantıları yakalayabildim. Bu bir başarıdır, başarılı bir film. Filmde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum.
babil tarzında bir film. fena değildi ama kesinliklede izlenmesi gereken bir film değil. eger boş vaktiniz varsa sıkılmadan izleyebileceğiniz bir film. oyunculuklarda gerçekçiydi.
buradaki yorumlara baktığımda haksızlık mı yapıyorum filme diye düşünüyorum ama yine de bana çok çok iyi bir film gibi gözükmedi. çarpışma filmine çok benziyor ama çarpışma bundan çok daha iyiydi bence.
Filmin ismi başka birşey olabilirdi aslında; çünkü 21 gram ile ilgili bilim ve teknik bir film değil izleyeceğiniz. Kurgusu önce sizi rahatsız ediyor, kendinizi konunun dışında hissediyor ve anlamak için dikkat kesiliyorsunuz, birçok şey havada kalıyor başlarda ve sonrasında yavaş yavaş değil cidden yavaş yavaş değil birden "donk" diye oturuyor herşey ve film sizi sarıyor, inceden duygulandırıyor tabi birazda ben olsaydım dedirtiyor...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.