En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
selmayurdasavas
Takipçi
127 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
25 Ağustos 2009 tarihinde eklendi
İlk izlediğinizde pekbirşey anlamıyorsunuz.İleri ve geri dönüşler kafanızı karıstırıp bağlantı kurmanızı zorlastırabılır.ben bu filmi yıllar once ızlemıstım sımdı tekrar seyrettim ve cok daha fazla keyıf aldım.Oldukca basarılı bır yapım.Bırcok kısı, hayat ve konu olmasına ve hepsını bırbırıne bır sekılde bağlamasına rağmen mantık hatası yok.11:14 filmini anımsatıyor ama ondan daha kalıtelı.
Gerçek bir başyapıt... Oyunculuk tavana vurmuş, bundan ötesi olamaz... Kurgu karman çorman, ama bu filmi daha iyi hale getiriyor; olayları çözmek puzzle çözmek gibi... Yani harika işte!
Geriye dönük kurgu ve ve flashbacklerden oluşmasaydı son derece sade bir film olurdu.Sade bir senaryonun bu yöntem kullanılarak çekici hale getirilişi diyebiliriz ama güzel bir film tabii,oyunculuklar da öyle.
Bi yigin Lynch filmi izledikten sonra filmi cözmekte bi sorun yasamadim...Oyuncu secimi ve senaryo gercekten saglamdi.Troy dalgasi yanında umarım kaynayıp gitmez bu film..
İnsan ruhunun ağırlığını hesaplayan doktorun haberini okuyunca çok şaşırmıştım. Bu film de ilginçti. alakasız insanların gün gelip biribirlerine nasıl ihtiyaç duyduklarını ve nasıl birbirlerinin haytalarını etkilediklerini gösteriyor. Özellikle Benicio Del Toro'nun inancıyla hesaplaşma serüvenine bayıldım insanın dayanma sınırını gösteren bir film. 21 Gram'ın bir hayat için ne kadar ağır bir yük olduğunu gösterdi bana...
Alejandro kesinlikle müthiş bir yönetmen bu nasıl kurgu böle, yap-boz gibi,buna bir de harika oyunculuklar eklenince iyi bir kombinasyon çıkmış karşımıza
21 Gram (Özgün adı:21 Grams), Alejandro González Iñárritunün yönetmenliğini yaptığı Oscara aday gösterilmiş dram filmi. Başrollerinde Sean Penn, Naomi Watts ve Benicio Del Toro vardır.
Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman aralığında geçen filmin konusu üç farklı insanın başına gelenleri konu almaktadır: Paul Rivers (Sean Penn) sigara bağımlısı olan, karısı zamanında kendisininden bebek beklemiş fakat ardından kürtaj yaptırmış şimdi ise tekrar ondan bebek isteyen bir matematik profesörüdür. Ancak şimdi ölümle yaşam arasında kalmış ve kalp nakli için beklemektedir ta ki ona uygun bir kalp bulunursa.
Cristina Peck (Naomi Watts) kocası ve iki çocuğu olan uyuşturucuyu bırakmış şimdi hayatına yol vermeye çalışan bir annedir. Çocukları da kocası da kendisini çok sevmektedir.
Jack Jordan (Benicio Del Toro) zamanında başı beladan kurtulmayan, uyuşturucu ve alkol kullanmış bir adamdır. Onunda iki çocuğu ve kendisini çok seven karısı vardır. Zaman zaman garip davranışlar sergilese de artık her şeyi düzeltmeye karar vermiş ve dindar bir insan olmuştur.
Bir gün Paul artık hayatta kalmaya dayanamazken, Jack Jordan işten atılır ve kendi doğum günüdür. Arabayı sürerken bir anda iki çocuk ve babaları önüne çıkar ve kendisi arabayı durduramaz, onlara çarpar. Ne yapacağını şaşıran Jack Jordan, ordan son sürat kaçar ama sonra büyük bir vicdan azabı duyar ve polislere teslim olur. Hayatında tam her şey doğruya gidecekken bu olay başına gelir. Çarptığı baba ve çocuklar ise Christinanın kocası ve çocukları idi. Üçü de hayatını kaybeder ve kocasının kalbi Paula takılır. Paul artık ilişkisine son noktayı koymuş, kendisine kalbini veren adamı araştırmaktadır. Hapishaneden avukat sayesinde çıkan Jack eve geldiğinde küçük oğlu tarafından pek hoş karşılanmaz, Christina tekrar uyuşturucuya başlar ve tanıştığı Paul Rivers ile çıkmaya başlar. Paul ile Jackin karşılaşmaları olacak gün ise artık karmakarışık işler daha da karışacaktır.
Film uyuşturucu, alkol, aşırı cinsellik, bazı konuşmalar ve kısa şiddetten dolayı 17 yaş ve üzeri yaş grubuna hitap etmektedir.
Bana , Babil ile Paramparça Aşklar Köpekler filmlerini anımsattı kurgu olarak , yine kesişen hayatlar yani klasik inarritu filmi diyebiliriz.Tabiyki başarılıydı bu filmindede,güzel işlenmiş bir dram... 10/8.6
ilk yarıda neyle karşılaştığınızı anlamakta güçlük çekiyor, tamamlanması zor bir yap-bozla uğraşır gibi hissediyorsunuz. üç ailenin bir kaza sonucu hayatlarının kesişmesi.trajik bir hikaye... En beğendiğim sahne: Watts'ın Penn'i öperken(öpüşürlerken) penn'in kalbinin,(watts'ın)kocasına ait olduğunu söylemesi üzerine verdiği 'tepki'ydi. oyunculuk adına gerçekleştirilmesi güç bir sahne...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.