Aşk, kadın-erkek ilişkileri ve seks iksirinin gizemli bilmecesi üzerine yazılmış milyonlarca kitap, binlerce film vardır .Belki de edebiyatın ve sinemanın varoluş amacı yalnızca bunları açıklamaktır . Woody allen yarattığı sinema diliyle binlerce yıllık bu gizemli bilmeceyi büyülü bir süzgeçten geçirerek tüm bir çağın derdini birkaç saatlik görsel bir metnin şenliğine sığdırıyor .Bence Woody Allen'ı bu üçlü karışımın mucidi bir ordinaryüs profesör olarak tanımlamakla abartıya kaçmış olmayız . Fakat filmlerinde cevaplarını aradığı ama aradığı cevapları bulmasından ziyade yarattığı sorularla bizi etkileyen ve kendi hayatında aşk ve ilişkiler konusunda bir türlü istediği dengeyi yaratamayan bu adam filmlerinde de daima kendisinden yola çıkarak bunalımlarında çözümsüz kalan depresif ,nevrotik karakterler dünyası yaratıyor . İşte bu yüzden bu ordinaryüs profesörün uzmanlığını depremle ilişkilendirebiliriz.Çünkü deprem hakkında her şeyi bilebilirsiniz , tüm fayları tanıyabilirsiniz .Fakat ne bir depremin ne zaman olacağını bilebilirsiniz, ne de bir depreme engel olabilirsiniz!Woody Allen bir çok filminde olduğu gibi yine kendi çılgın monologlarını yarattığı karakterlerine yüklüyor. İşte bu film , bu yaratım sürecinin tüm aşamalarını gözler önüne sererken kendi monologundan çıkan karakterleriyle bir diyaloga dönüşüyor ve bu bizi tıpkı bir matruşka bebeği gibi iç içe geçmiş öykülerle Woody Allen'ın zihninde bir yolculuğa çağırıyor. Puanı: 10/10
Müthiş senaryo,müthiş oyunculuk.Woody Allen yine döktürmüş.Bir insan nasıl bu kadar yaratıcı olur,bu diyaloglar nasıl üretilir,bu kadar absürd bir öykü nasıl oluşturulur diye düşünmeden edemiyor insan.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.