En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
teenyoung
Takipçi
186 değerlendirmeler
Takip Et!
4,5
10 Ağustos 2007 tarihinde eklendi
Film Başlarda Sıkıcıydı İlk 35 dk'sı Ondan Sonrası Güzeldi Ama İtiraf Edebilirim ki Mağarada İlk Canavarlarla Tanıştıkları An da Hayatımda İlk Defa Korku Fİlminde Komedi Fİlmindeki Gibi Güldüm Ama Yinede İzlenmeye Değer SOnuda Garip 9/10
6 hoş kadın kuş uçmaz kervan geçmez bir mağaraya iniş yaparlar. ve mağaranın derinliklerinde karşılarına gollumvari yaratık kolonisi çıkar. sonrası bilindik şey. ama bu kadınlar tehlikeye karşı savaşabilen kadınlar. arkalarını dönüp kaçanlardan değil. sırf bu sebeple film seyredilebilir.
Bu film bu kadar olumsuz eleştiriyi hiçi mi hiç haketmiyor...İngiliz yönetmen Neil Marshall Dog Soldiers gibi korku filmine yeni bir soluk getiren filminden sonra The Descent de zirve yapıyor...Bir kere film korku olgusunu daha önce hiçkimsenin girmemiş olduğu bir yeraltı mağarasına adeta sizi de sokarak etkisi altına alıyor...O kadar klostrofobik olaydan sonra bu gerilim bile yeter denilecekken bambaşka ve şok edici bir olayla karşılaşılması da adeta izleyeni ürpertiyor...'The Descent' sinemasal estetik açısından müthiş bir film,yok ancak siz sinemayı bir ay çekirdeği gibi zaman geçirme ve zevk aracı olarak görüyorsanız 'bu ne böyle mağara,niye karanlık,bir şey göremiyorum...' deyip durursunuz.
Son zamanlarda artan garip yaratıklı filmlerden biri daha. Korkutucu olmanın çok çok uzağında ve zaman zaman insanı güldürebiliyor da. Vahşice,sadistçe ölümlerin ve klostrofobik filmlerin sinema seyircisini etkilediğini düşünen yapımcılar artık bu filmlere para yatırmaktan vazgeçmeliler çünkü tadı kaçmaya başladı. Arasına karbon kağıdı konulmuş gibi birbiri ardına kopya filmler izlemekten çok sıkıldım. Bu kadar vasat bir filmin bu puanı alması ise çok düşündürücü!
Bir önceki kült statüsüne ulaşmış, izleyenlere farklı bir korku-gerilim sunan, yönetmenin ilk filmi olan "Dog Soldiers"tan sonra Neil Marshall korku-gerilim sinemasına daha çok ses getiren bir filmle geri dönüyor. "The Descent" topladığı birçok önemli ödülle ve sinemaseverleri ikiye bölmesiyle tüm dikkatleri çekti. Kişisel fikrim olarak İngiliz yönetmen, son yılların en etkili korku filmini çekmiş.
Pek de uzak olmadığımız bir hikayeye sahip film. Bu eksiği, yenilikçi tavrıyla kapatıyor ve film boyunca izleyenlere bunu unutturuyor. Birçok benzer türdeki filmde seks objesi olarak kullanılan bayanlar bu filmde gerektiğinde vahşileşen, ölüm kalım savaşında sadece kendilerine düşünen kişiliklere bürünüyorlar. Filmdeki karakterlerin hepsinin bayan olması ve böyle kullanılması filmin farkını ortaya koyuyor. Neil Marshall'ın film boyunca oluşturduğu klostrofobik atmosfer ve teknolojiden yardım almadan izleyenlere gerilimi sunması, filmin başarısındaki en büyük etken. Filmin görüntü yönetiminin de itinalı bir çalışmanın ürünü olduğu belli. Filmin büyük bölümünün geçtiği mağaradaki renkler ve ışık kullanımı ürkütücülüğü artırmış. Ortalarına doğru ortaya çıkan "gollum"u andıran yaratıklar filmin korku güdüsünü daha da artırıp, filme ayrı bir renk katmış. Bu yaratıkların Yüzüklerin Efendisi serisindeki gollumu andırmasında bir çalıntı söz konusu olamaz, zira gollumun da mağaralarla alakası vardı ve J.R.R. Tolkien'in İngiliz bir yazar olması da her şeyi açıklar nitelikte. Sanıyorum, Marshall iyi bir gönderme yapmış. Filmdeki göndermeler bununla da sınırlı değil, özellikle yönetmen türün klasiklerine bol bol saygı duruşunda bulunuyor. Düz bir gerilim-korku filmi değil "The Descent" sadece gerilimi sağlayıp biten filmlerden değil. Karakterlerin bilinçaltına bolca yolculuk yaptırıyor ve aralarındaki rekabete oldukça yakından tanık oluyoruz. Filmin anlatımı, sorunlar yaşadığından arkadaşlarının mağara gezisinin sorunlarına bire bir geleceğini düşündüğü Sarah'ın üzerinden gidiyor. Kapana sıkışmışlık hissinin bu karakterin üzerine yoğunlaşılması filmin gerilim dozajını gelebilecek en yükseğe taşıyor. Marshall, özellikle final kısmındaki sürpriz ile son dönemin en etkileyici filmlerinden birine imza attığını perçinliyor. Bir korku-gerilim filmine göre oldukça başarılı oyunculuklara da sahip "The Descent." Karakterlerine oturmuş oyuncu seçimi ve de başarılı oyunculukların olması son yılların en etkili korku-gerilim filmi diye tabir ettiğimiz bir film için de fazla şaşırılmayacak olsa gerek.
Görmeye alışık olduğumuz bir hikayeyi üstün sinemasallıkla, ustaca kotarmış Neil Marshall. Ve karşımıza daha şimdiden kült film tanımına uyacak son yılların en etkili korku filmi çıkmış. Belki de uzun yıllardır kana boyanmış biri bu kadar hoşumuza gitmemişti. Ne dersiniz.?
Filmin başlarında pek bişey yoktu ama mağarada kısılıp kaldıkları andan itibaren gerçekten hasret kaldığımız sahneler vardı tahminimden çok daha iyi çıktı kanlı sahneler çok iyi çekilmiş bi ara gerçekten yaratıklara acıdım iki kadın canlarına okuyordu ve baya çaresiz kalmışlardı;gerçekten setretmeye değer bi film tavsiye ederim.
bu filmde konu güzel ama yaratıklar çok fevri davranmıyolar yanı hep yaratıkların yapması gereken selerı yapıolar ınsan yanı şok olmuyoo ama gusel bı fılm gende
Yapmayın ama yaa bu tarz filimleri neden (korku-gerilim) kategorisine sokuyolar bilmiyorum artık bu filmlerden sıkıldı insanlar neymiş efendim mutasyona uğramış insanlar bence bu filmler olsa olsa (komedi) kategorisinde olmalılar artık baydı bu tarz filmler (sessiz tepe, tepenin gözleri I-II,kurt kapanı.) vs. bunlar birbirinin çakması olan filmler konuları hep aynı bir kaç insan bir mutasyona uğramış insan ordusu arasından kurtulmaya çalışıyor . (Nokta) daha başka bi senaryo bulamadıklarından farklı mekanlarda ama hep aynı konu üzerinden film yapıyolar...
Filmin DVDsine yetişebildim ancak o zamana kadar izleyemediğim için üzüldüm izledikten sonra. İngilizlerin korku yeteneğini konuşturduğu çok başarılı bir gerilim yapıtı olmakla beraber, mekanların insanı filmin havasında tutması, seslerin de destek olarak insanı germesiyle birleşen oyunculuklar çok güzel bir iş çıkarmış. Bence müthiş finaliyle akıllardan uzun süre çıkmayacak bir film. 10/8i hak ediyor..
kesinlikle görülmesi gereken bi film.ama evde değil sinemada..bi korku filminde aşk,ihanet, arkadaşlık,hainlik,sevgi daha birçok duyguyu bi arada bulmak çok zor ama ben bu filmde fazlasıyla buldum ve gerçekten bu kadar beklemiyodum...filmin konusu ve işleyişi süper her nekadar maliyeti düşük te olsa güzel film..beni ençok etkileyen sahne yaratığın kızın kafasının üstünde durması ve film çok güzel bi sonla bityo klasik bi korku deil yani arkadaşlar..
bi korku filmi için bence gayet güzeldi.film boyunca geriliyosunz ve tabi bayağı da korkuyorsunuz.bi tek eksisi canavarlar hiç inandırıcı durmamş,fazla basit olmş..
Ben filmi çok beğendim..herkes yaratıkların olmasını eleştirmiş ama o yaratıklar olmasaydı bence kızlar arasındaki ilişki yansıtılamazdı.Zaten filmde olay kızlardan birinin arkadaşını yaratık sanıp gırtlağına çekiç saplamasıyla başlıyo.Yani yaratıkların önemli bi rolü var bu filmde.
Fimi beğenmeyenleri anlayamıyorum. Piyasada bir sürü uyduruk korku filmi var. Bu film onlara nazaran gayet başarılı çekilmiş. Filmin çekildiği mekanlar çok iyi. Sizi tamamen gerilimin içine itiyor. Film boyunca gerilimim dinmedi. Gerçekten izlediğim en iyi korku-gerilim filmerinden biri. Filmin sonununa pek anlam veremesem de genel olarak çok güzel bir filmdi. Baştaki kaza sahnesini abartanlar da Son Durak filmlerindeki kaza sahnelerini izlesinler bence. Özellikle Sond Durak 2’nin başındaki kaza sahnesi bence bu kaza sahnesinden kat kat daha iyi.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.