Savaş.askerlik,insanlık dışı uygulamalara,sorgusuz emir alımına,iktidarın yozlaşmış sistemine karşı duru mesajlara sahip anti militarist bir film.Sarsıcı bi okdarda sert derin zihinsel darbeler eşligindeki görüntüler,ustaca kullanılmış mekan çalışması ve yerinde karakter analizleri(öncesi ve idam sırasındaki ifade yakalayışları) ile karamsar,duygusallıktan uzak bir film.Fransada yaklaşık 25 sene yasaklanan ve bir çok ülkede sansüre ugrasada gişedeki başarısını etkilemedi. Kirk Douglas ve diger oyuncuların üstün performansları ile kusursuz görselligiyle ilgiyi hakeden bir yapım.
Yapılmış en başarılı anti- militarist filmlerden biri.Kubrick ikinci filmi olmasına rağmen çok iyi bir atmosfer yaratmayı başarmış. Siperdeki sahneler savaşın korkutuculuğunu psikolojik açıdan çok başarılı ortaya koymuş. Karakterler çok keskin çizgilerle birbirinden ayrılmış. Kirk Douglas'ın en başarılı filmlerinden biri fikrimce. -- SPOİLER -- filmin sonunda Alman kızın şarkı söylediği sahne başta biraz ütopik gelse de şarkının sözlerinin çevirisini okuduğumda sahneyi çok dokunaklı bulduğumu söylemeliyim.
Stanley Kubrick'ten olağanüstü bir başyapıt.Korkaklıkla suçlanan üç askerin ölüm cezasına çarptırılmalarını ve bir albayın askerlerini bu cezadan kurtarma mücadelesini anlatan bir devrim.Filmin çekilişinden bu yana kırk küsür yıl geçmesine rağmen hala tadını muhafaza eden ve bundan sonra da aradan yıllar geçsede asla eskimeyecek olan zafer yooları Kubrickvaris sinema endüstrisini en büyük yapımı...
Zafer Yolları dört Fransız askerinin hikâyesinden esinlenmektedir. General Géraud Réveilhac komutasındaki kurşuna dizilen askerler isyan suçuyla öldürülmüş, ailelerinin itirazı sonucu infazlar yasadışı bulunmuş, iki aile birer frank tazminat alırken diğer iki aileye tazminat verilmemiştir.Film 1916 yılına kadar I. Dünya Savaşını ve özellikle de siperdeki hayatı anlatarak başlar. Sonraki sahnede Fransız Genelkurmayından General George Broulard (Adolphe Menjou) astı olan General Mireau (George Macready) ile konuşur ve birliğini neredeyse intihar olarak değerlendirilebilecek bir göreve göndermesini ister. Çok iyi savunulan ve uzunca bir süredir alınamayan bu tepenin alınması görevini duyan Mireau böyle bir görevin neredeyse kesin olarak başarısız olacağını söyler ancak Broulard eğer bu görevi başarırsa terfi alacağını söyleyince fikirleri değişir, hücumun başarıya ulaşacağını söylemeye başlar.Mireau siperlere gider ve burada askerlerle konuşır. Birçok askere Daha fazla Alman öldürmeye hazır mısınız? gibi sorular sorar. Konuştuğu askerler arasında ruhsal bozukluk sergileyen bir askeri birlikten atar ve korkaklıkla suçlar. Mireau daha sonra 701. Alay komutanı Albay Dax (Kirk Douglas) ile saldırıyı planlar. Dax'ın yoğun eleştirilerine rağmen Mireau saldırıda ısrar eder.Saldırıdan önceki gün gerçekleştirilen keşif görevi sırasında siperlerdeki bir sarhoş teğmen düşman hatlarında bir hareketlilik var gerekçesiyle el bombası atarak keşfe çıkmış askerlerden bir tanesi öldürür. Bu durumu Onbaşı Paris (Ralph Meeker) farkeder, teğmeni kendi askerini öldürmekle suçlar.Alman müstahkem mevkilerine saldırı başlar ancak tamamen başarısız olur. Saldırıya katılan hiçbir asker Alman siperlerine ulaşamaz ve askerlerin birçoğu yoğun karşı saldırı altında hücuma kalkmayı reddeder. Sinirinden çılgına dönen general siperden çıkmayan askerleri korkaklıkla suçlar ve kendi topçusuna kendi siperlerini vurmasını emreder. Topçu komutanı ise böyle birşeyi yazılı emir olmaksızın yapamayacağını bildirir.Saldırının başarısızlığı üzerine General Mireau suçu askerlerinin üzerine atmak ister. Bu yüzden ibret olması için 100 askerin idam edilmesini ister. General Broulard ise Mireau'ya her bölükten seçilecek birer kişinin kurşuna dizilmesinin yeterli olacağını söyler. Seçilen askerler ve seçilme şekilleri ilginçtir. Onbaşı Paris komutanının kendi askerini öldürmesine şahit olduğu sarhoş teğmenin kişisel intikamı yüzünden seçilir, er Ferol (Timothy Carey) ise sosyal olarak sorunlu olduğu için seçilir, Er Arnaud (Joe Turkel) ise çok başarılı ve cesur bir asker olmasına rağmen rastgele seçilir.Albay Dax askerlerini divanı harpte savunur. Yargıçın taraflı olması sebebiyle davayı kaybeder. Dax'ın savunma için delil sunmasına izin verilmez, savcı hiçbir şahit çağırmaz, sanıklara iddianame sunulmaz ve davanın hiçbir tutanak veya kaydı tutulmaz. Dax kapanış konuşmasında askerlerin suçlu bulunmasını cinayet olarak niteleyecek ve yargıçların aldıkları bu idam kararının ölünceye kadar onları rahatsız edeceğini söyleyecektir.Albay Dax, kendi birliklerini topa tutmak için emir veren Mireau'nun ihanetini deliller ve şahitlerle ispatlasa da kendisine karşı bir işlem yürütülmez. Askerlere son akşam yemeklerinden sonra bir rahip gönderilir. Ferol günah çıkartır, Paris dindar olmadığını söyleyerek reddeder, sarhoş olan Arnaud ise rahibe saldırır.İnfazın gerçekleştirileceği gün bütün birlikler oraya toplanır. Subaylar ve basın muhabirlerinin huzurunda askerler idam mangası tarafından kurşuna dizilir.İnfazın ardından General Broulard Albay Dax'ı Mireau ile birlikte kahvaltıya çağırır. Mireau'nun davranışının inceleneceğini söyleyince Mireau hızla orayı terkeder, kendisinin günah keçisi olduğunu algılar. Daha sonra Broulard Dax'a Mireau'nun görevini teklif eder. Dax terfi önerisini kabaca reddeder. Broulard alay ederek Dax'ı idealist olmakla suçlar ve yanlış bir şey yapmadığını söyler. Dax ise ona acıdığını söyler.Son sahnede ise infazdan sonra tüm askerler bir bardadır, esir edilmiş bir Alman kız zorla şarkı söylemekte ve Fransız askeri eğlendirmektedir. Kız sahneye çıkınca askerler hayvanca sataşarak kızı rahatsız ederler. Ancak kız yerel bir halk türküsünü çok içten söyleyince askerler bundan etkilenerek şarkıya eşlik ederler ve kendilerine gelirler. Son sahnede ise barın kapısının önünde askerlerini derhal cepheye gönderme emri alan Dax, birkaç dakika daha dinlenmeleri için askerlerine süre tanır.
"Vatanseverlik, soytarıların(hainlerin) en son sığınağıdır" soytarılar her şekle bürüne biliyorlar yorumlar süper Kubrcik sevdiren en önemli nedenlerden biri evrensenliği galiba...
kubrick bu filmle diyorki ben geliyorum büyük yönetmen olmaya.gercektende savaş karşıtı süper bir film.o zamanda ilgi görmemiş ama şimdi en filmler sıralamasında adı geciyor.izlediğim en iyi savaş dramalarından
başyapıt sayabilecek kadar ısınamadığım-kirk'ün yüzünde kendisinden hiç feyz alamamış korkunç oyuncu oğul michael'i görmemden midir,şimdiki modern savaş sahnelerinin( yarın demode sahneleri elbet)etkilenmiş olmamdan mı bilmem-güçlü bir senaryosu olan iyi bir antimilitarist film.
1.Dünya savaşında geçen bu film, Haksız yere idam edilen 3 askerin çevresinde oluşan olayları anlatıyor Askerlik,Politika gibi konuları iyici eleştiren film Stanley Kubrick tarzını seven Filmkolikler için tam bir hazine…
Film Fransız-Alman savunma hattında Ant tepeleri için verdikleri mücadeleyi anlatıyor. Savaş karşıtlığı yansıtan bu film günümüz Fransasında yasaklanmış ve yayınlanmamıştır. Film boyunca askerlerin psikolojik durumları göz önüne seriliyor. Kubrick heryerde olduğu gibi bu filmindede Askeri boyutu biraz insanı açıdan değerlendirip kendi sinema görüşü ile bir şeyleri anlatmaya çalışıyor.
Savaş karşıtlığı ile bilinen Stanley Kubrick bu filmini daha genç yaşlarında 28 Yaşındayken çekmiş, Militarizm’in iyi işlendiği filmde Savaş esnasında insan olan varlığın birden nasıl mekanik bir robota dönüşeceğinin bir göstergesidir aslında. Savaş esnasından siperlerinden çıkmayan askerlerini bile öldürmeyi göze almış Gen. Paul Mireau (George Macready ) nasıl caniye dönüştüğünün portresini veriyor… Genel savaş sahneleri gelindiğinde ise yine saçma bir savaşta ölen askerlerin değersiz ve bi okadarda boşuna ölmesi savaşın zalimliğini gösteriyor. Albayların Generallerin Şatafatlı yerlerde yemek yerken idam edecekleri askerlerin sohbetini yaparken bile ‘askerleri nasıl öldürdük’ diyecek kadar hissizleştiklerini görüyoruz.
Film ana konusu ise Ant tepesinin düşmanın elinden alınması gerektiğidir. Ama tepenin alınması için birçok askerin ölmesi gerekiyor. Bölüğün Albayı ise (Kirk Douglas) Askerlerin bile bile ölüme göndermek istiyor. Ama üst rütbeli Albayların ısrarı sonucu saldırıyı düzenliyor, ağır Alman saldırısına maruz kalan Fransızlar büyük bir kayıp vererek geri çekiliyor. Ama bazı askerlerin öldürülüp diğer askerlere ders amaçlı sallandırılması gerekiyor. General Mireau Her bölükten asker isteyerek idamları gerçekleştirmek istiyor. Askeri mahkemede suçlu bulunan askerler Savaş esnasında korkaklıkla suçlanarak Kurşunu diziliyorlar… Mahkeme esnasında askerlerin kendilerine savunma hakkı tanınmamasında aslında Askeri mahkemelerin sadece bir tiyatrodan ibaret olduğunun göstergesidir.
Film aslında savaşı kahramansallaştırmaktan çok, Acımasız yönüne dikkat çekmeye çalışıyor. Askerler arasında geçen repliklerden biri Ölüm şekillerinin nasıl olacağı ve nasıl bir ölümü bekledikleri
+Nasıl öldürülmek isterdin.
+Makineyle tabii
+Bencede, İkiside midene giren bir çelik parçası sonuçta, ama makineli daha temiz daha çabuk ve az acı verir..
Adalet,Askerlik,Vahşet,Psikoloji gibi alt metinleri iyice dolduran bu Kubrick filmi İzlenecek en iyi savaş karşıtı Filmlerden biri. Film sonunda barda söylenen şarkı ise çok önemli özellikle Milliyetçilik ve faşizm gibi illetlere iyi bir gönderme olmuştur. Hangi dilden konuşursan konuş Şarkılar Evrenseldir. Ağlarsında gülersinde…
savaşın saçmalığını anlatan müthiş bir film.rütben ne kadar büyük olursa olsun senden daha büyük rütbeli daha güçlü biri varsa kimin haKLI olduğu önemli değildir sen her zaman kaybedersin.ve kubrickin çok eski olmasına rağmen çok güzel bir filmi.daha ozamanlarda bu kadar güzel bir film yapması onun yeteneğini gösterir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.