film kötü değildi,beğendim diyebilirim.ancak gerçekten çok daha fazlasını bekliyordum.veya daha değişik bişey bekliyodum diyelim.puanım yine yüksek olacak, ama bundaki en büyük pay de niro nun oyunculuğudur.
Yalnız kaldığı için topluma ve toplumun kirli işlerine cephe alan,kahramanlığa soyunan bir adamın hikayesi.De niro oynamamış adeta yaşamış travis bickle'i,cybill shepherd gerçekten güzelliğiyle büyülüyor insanı.Özellikle son sahneler etkileyici diyebilirim,izlemeden önce açıkçası şüphelerim de vardı; çok olumlu yorumlar olduğu kadar olumsuzlar da vardı ama ben filmi çok olumlu buldum tabi eski olmasına rağmen işlediği şeyler açısından global sorunları ele alıyor ve izlenmeyi sonuna dek hak ediyor.
robet de niro nun belki en iyi filmi.travis karakteri muhtesem.filmin diyalogları ve konusu basit gibi görünsede gerçekte cok iyi hazırlanmış.film desperado ve fight club gibi bir cok filme esin kaynagı olmus bir film.izlemeyen mutlaka izlesin.
Otuz beş yıldır söylenmesi gereken her şey söylendi zaten bu şaheser için.Şimdi artık ''en iyiler''in ortaklığını bir nostalji için izlemek lazım.On üzerinden üç puan veren sözde ''sinema'' izleyicileri için de Türk sinemasından ''nadide'' örnekler var son beş yılda.
Üzülerek beğenmediğimi söyliyeceğim..1976 filmi olduğunu bilerek ve bazı noksanları mutlaka göze alarak geçtim ekran başına fakat filmde beklemediğim düzeyde kopukluklar var.Travisin taksicilikten silahlı katile geçişinde,İris ile arasında ki bağın oluşmasında kopukluğuda geçiyorum adeta hiç işlenmemiş.Başyapıt olmaya aday bir film olabilirmiş ama çok eksikleri var bence,izleyeni etkilemeyi başaramıyor en azından beni öyle.Bir Leondaki Natalie Portman,Jean Reno bağını ve duygusunu ben burada hissedemedim.İyi bir film değil....
Yalnızlık adamı çengel yapar be dostum. Yalnızlıkta düşünceler derinleşir, karanlıklaşır. Yapacak bir şey bulamayıp 'şimdi ne yapacağım ben' dediğiniz oldu mu hiç? O ne kötü bir histir. Kafanızın içinden bir bir tane fare geçer. Ha birde uykusuzluk. Fight Club'ta ne diyordu? 'İnsan uykusuzluk çekerken sanki her şey uzakta. Her şey suretin suretinin sureti'. Travis' de bir gün uykusuzluk çekerken artık dur dedi kendine. En azından gece yarısı bir işe gireyim de para kazanayım dedi. Taksi Şoförü olmaya karar verdi. Sonrası malum. Travis zaten kendi içinde güçlü biri. Yalnızlıkta aklını çok yoğun işlerle meşgul ediyor. Yoksa delirmesi hiçten bile değil. Birde şehrin gece hayatını gördükçe giderek farklı bir şeyler yapmaya güdülüyor kendisini. Ve o anda kişilik dönüşümü yaşıyor. Siz buna psikopatlıkta diyebilirsiniz ama adamın aklı zehir gibi çalışıyor. Belkide o şehirdeki bir çok kişi Taravis'in kafasını yaşıyor. Fakat Travis kadar cesaretleri olmadıkları için o bunalımlı hayatlarına devam ediyor. Kendilerini baskı altında tutuyorlar daha doğrusu. Değişime izin verseler kaderde öğrenecekleri çok şey var. Size bir şey söyleyeyim mi? Bence alın elinize kağıt kalem filmi öyle izleyin. Travis'in günlüğüne yazdığı her söz ders niteliğinde. Ben 6 bira içtim(içki sağlığa zararlıdır.) filmi izlerken. Ve şu güne kadarda insan psikolojisini bu kadar iyi yansıtan bir film görmedim arkadaş. Küçük bir dipnot; filmin müziklerini yapan Bernard Herman'ın müzikleri tamamladığı gün ölmesi de ilginç bir tesadüftür. Alfred Hichcock film müziklerini de bu adam yapardı. sonuç olarak sakin ve yanlızlık içerisinde kafanız sallantılıysa izleyin pişman olmazsınız iyi seyirler...
ben bu filmin mağlesef bir başyapıt olduğunu düşünmüyorum...bunda en büyük etken kuşkusuz aşırı beklenti içinde olmqam olabilir...ben filmde hiç bir etkileyicilik göremedim...ama robert denironun perfomansına laf yoq :D...robert deniro aşkına 10/7...
Film de farklı, ilginç bir atmosfer vardı...İzlediğim diğer filmlere benzemiyordu...Film biraz hayal kırıklığına sürükledi beni daha çok şeyler beklerdim ama şunu da belirteyim Robert De Niro yu sevmeye başladım iyi bir performans sergilemiş, tek kişilik gösteri yapmış adeta filmi alıp götürmüş...
Toplumdan kendine yer edinmeye çalışan,istediklerini elde edemeyince topluma düşman olan ve kendince dünyayı değiştirme yoluna giden yalnız adam rolünde De Niro muhteşem bir oyun çıkarmış, ama bence film eleştirmenlerin ve elit görünme sevdalısı sinemaseverlerin iddia ettiği kadar iyi değil.
Zamaninin en cesur filmlerinden biri olan 'taxi driver', bircok unutulmaz planla dolu, tum oyuncu kadrosunun sular seller gibi oynadigi, Scorsese'nin 'raging bull' ve 'goodfellas'tan sonraki en iyi filmi... (9/10)
Film Travisin Taksici Olmasıyla Başlıyor. Travis Bickle Filmdeki İlk Sahnede Bile Bütün Film Boyunca Olan Psikopat Gülüşüyle Karşımızda. :DFilm Şüphesiz Scorsesenin Ve De Nironun En İyi Filmi.Akademinin Bu Filme Oscarı vermemesini Ben Akademinin En Büyük Ayıbı Olarak Görüyorum.Filmde Travis Bickle Rolündeki Robert De Nironun En Muhteşem Performansını İzliyoruz.O Psikopat tebessümü , Yavaş Yavaş Delirişini Muhteşem Ve Aşırı Derecede Gerçekçi Oynamış Usta Oyuncu.Ve Robert De Nironun Filmin Sonundaki Muhteşem Performansı Üniversitelerde Ders Niyetine İzlenilecek Cinste. Jodie Foster Daha O Yaşta Ne Olacağını (Büyük Bir Oyuncu :) ) Göstermiş Bu Filmle.Iris Rolüyle O Yaşta Oscara Aday Olmasına Şaşırmamalı. Usta Yönetmen Martin Scorsesenin En Muhteşem Filmi Şüphesiz Taxi Driver...Belkide Sinema Tarihinin En Güzel Filmi Taxi Driver :)
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.