Gerçek Acıyı Hissetmek
Yazar: Onur Kırşavoğlu"A Real Pain", başarılı oyunculuk performanslarının yanında yönetmenlik kariyerine de yavaş yavaş hız veren Jesse Eisenberg’in yazıp yönettiği ve başrolde yer alıp ödül sezonuna damga vuran isimlerden Kieran Culkin’le birlikte rol aldığı 2024 yapımı bir yol filmi. Elbette, yol filmi denince akla kendini iyi hissettiren, bol eğlenceli bir film gelebilir, bu açıdan da elimizde doneler var ama film, büyükannelerinin ölümünün ardından Polonya’ya bir miras turuna çıkan ve bu süreçte aile geçmişleriyle yüzleşen iki kuzenin hikâyesini anlatıyor ve adından anlaşılacağı üzere gerçek acının ne olduğu sorusuna odaklanıyor. Bunu yaparken de travmalara farklı ve özgün bir noktadan yaklaşmayı tercih ediyor. Ki bu durum, son yıllarda holokost meselesi özelinde Hollywood semalarında sıkça yaşanmaya başladı. Filmde ayrıca; Will Sharpe, Jennifer Grey, Kurt Egyiawan, Liza Sadovy ve Daniel Oreskes gibi isimler yer alıyor diyelim ve filme geçelim.
Searchlight Pictures
Hikayenin merkezinde, Polonya’da yaşayan büyükannelerinin mirasını keşfetmek ve onun anısını yaşatmak için bir araya gelip, bu bölgeye doğru bir tur yolculuğuna çıkan iki kuzen yer alıyor. Eisenberg’in canlandırdığı Nathan, hayatı düzenli yaşayan, duygularını içe dönük bir şekilde gizleyen, güvenli alanını terk etme konusunda fazla cesareti olmayan bir karakter. Culkin’in hayat verdiği Benji ise hayata karşı daha kayıtsız, alaycı ve fazla umursamaz bir yerde duruyor ve bu açıdan Nathan’ın tam zıttı bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. İkili arasındaki bu zıtlık, filmin temposunu ve anlatım gücünü destekliyor. Elbette, arka planda farklı dinamikler de mevcut. Kendi kişiliklerine ters oranda, ikilinin acıyla yüzleşme durumları da tamamen zıt. Benji’nin umursamaz tavırları, aslında derin bir travmanın ve kimlik krizinin yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle kökenleriyle hesaplaşmaya çalıştıkları sahnelerde, onun vurdumduymazlığının aslında bir savunma mekanizması olduğu açıkça hissediliyor. Eisenberg, Nathan karakteriyle daha güvenli bir alanda kalırken, Kieran Culkin’in Benji’si filmi gerçek anlamda sırtlayan karakter haline geliyor. Hal böyle olunca da Culkin’in performansı, karakterin yarattığı alanın iyi kullanılması sonucu kendisine ödüller ve övgüler getiriyor. Muhtemelen birileri bu yazıyı okurken Culkin, Oscar heykelciğini de evine götürmüş durumda olacak.
Holokost meselesi Hollywood için bir alt tür olmuş durumda. Bu yaşanan acının elbette ki unutulmaması için her sene birkaç film yapılıyor. Mesele bir türe dönüştüğü için de herkes farklı bir yönden bakmaya, yaratıcı bir şekilde anlatmaya çalışıyor. Bunu başaran "The Brutalist", "The Zone of Interest" ve "Son of Saul" gibi yakın tarihli filmler şimdiden sinema tarihine geçmiş durumda. "A Real Pain" de yaratıcı bir şekilde, gerçek acının tarifini yapmaya çalışıyor. Üzerinden yıllar geçse de ve farklı kuşaklar artık ön planda olsa da acı herkesin içinde bir yerlerde var olabiliyor. Bu kişisel hafızamızda yer alan bütün travmalar için böyle değil mi zaten? Yıllar önce yaşanan ya da önceki kuşakların yaşayıp anlattığı hikayeler bizi de derinden etkilemiyor mu? İşte film tam olarak bu noktada duruyor ve türe farklı bir bakış açısı getirmeyi başarıyor. Buradan hareketle de "A Real Pain", izleyiciyi duygusal ve psikolojik derinliklere sürükleyen, insanın iç dünyasına odaklanan, belki bir yerlerimizde kalmış gizli acıları ortaya çıkaran bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. İki kuzen, tur arkadaşları ve bir rehber, bazen keyifli, bazen hüzünlü ve oldukça yorucu bir yolculuğa çıkıyor. Eisnebgerg, bu noktada bazı basit söylemler ve denge kurmadaki sıkıntılara rağmen ortaya iyi bir iş çıkarıyor.
Filmin manevra anlarından en önemlileri, Polonya’da geçen sahnelerde tarih ve bireysel hafızanın iç içe geçtiği anlar. Kuzenler, büyükannelerinin geçmişine dair izler ararken, aynı zamanda etkin kimlikleri ve Avrupa’daki travmatik tarihleriyle yüzleşiyorlar. Eisenberg, ironik bir bakış açısıyla geçmişle bugünü birleştiriyor. Ancak, film yer yer dramatik anların hakkını veremiyor ve sabun köpüğü kalan bazı temaları derinleştirmekte güçlük çekiyor. Komedi dram dengesizliği bunun en büyük sebebi. Toplama kampı sahneleri karakterler için önemli bir yüzleşme anı sunarken, filmin genelindeki mizahi ton burada bir parça dağılıyor ve izleyici arada kalıyor. Filmin bütününde bu yöntem işlerken, o sahnelerde seyirciye geçme noktasında zorun yaşıyor. Yani biraz havada kalan anlar oluyor diyebilirim.
Son tahlilde, eksikleri nedeniyle çok etkileyici olmasa da iyi bir film ortaya çıkmış oluyor demek sanırım doğru olacaktır. Zaten, bağımsız, kendini bilen, süresi makul bir film var ortada. Beklenti bu yönde belirlendiğinde beğeni noktası da yükselecektir. Culkin’in sağlam performansı, Eisenberg ve diğer oyuncuların gereğini yapması ve (hissiyatını geçirebilme noktasında sorun yaşasa da) derdini anlatabilmesi yeterli beğeni kıstaslarını oluşturuyor. Sonuç olarak "A Real Pain", vasat yılda, iyi filmler listesine -alt sıralardan da olsa- girmeyi başarıyor.
Onur KIRŞAVOĞLU