Her dergi ve gazetenin puanlama sistemi farklı olduğu için, Beyazperde, puanları 0.5 - 5 yıldız üzerinden, kendi barometresine göre vermiştir.
Basın Eleştirisi
Hurriyet
Yazar: Uğur Vardan
Doğrusu ben kendi adıma ‘Back to Black’i beğendim, buna tabii ki Amy Winehouse’un hayatına ve müziklerine yeterince hâkim olmamak da neden oldu diyebilirim çünkü kısıtlı bilgimle eksik anlatılmış ya da yanlış aksettirilmiş yönler bulmadım. Yaralı bir yürek ve şarkılarının sözlerini kendi yaşadıklarından alan son derece yetenekli bir ‘tutunamayan’ın öyküsü gibi geldi bana bu film.
Eleştirinin tamamı için: Hurriyet
Habertürk
Yazar: Mehmet Açar
‘Back to Black’in olumlu yanlarına dönersem, Marisa Abela’nın oyunculuğundan söz etmem gerek. Abela, fiziksel olarak çok fazla benzemediği Amy Winehouse’u yakalamayı ve ikna edici olmayı başarıyor. Sesini benzetmek ve şarkılarını yorumlamak için uzun bir hazırlık dönemi geçirdiği belli. Gösterdiği emek ve titizlik perdeye yansıyor. Öyle ki, oyunculuğu sayesinde senaryodaki bazı boşluklar önemini kaybediyor.
Eleştirinin tamamı için: Habertürk
T24
Yazar: Atilla Dorsay
Filmin artıları sanki eksiklerinden biraz daha çok. Oyuncuları örneğin... Amy'yi baştan sona ustalıkla canlandıran (şarkıları da o mu söylüyor, emin değilim) 1996 doğumlu, demek ki bugün 28 yaşındaki İngiliz oyuncu Marisa Abela, öncesinde de Industry TV dizisinde ve Barbie filminde rol almış ve dikkat çekmişti. Babada değerli karakter oyucusu Eddie Marsan, Amy'nin kaderini ellerine alan büyük aşkı Blake'de Jack O'Connell...
Eleştirinin tamamı için: T24
Evrensel
Yazar: Şenay Aydemir
Film, kısa zamanda büyük bir müzik ikonu haline gelen Amy Winehouse’un hayatını, ergenlikten yetişkinliğe ele alırken, el attığı hiçbir alanda derinlik sağlayamıyor. Üstelik ne babasını, ne arızalı sevgilisi Blake’i ne hayatını sürekli taciz eden medyayı ne de müzik dünyasının acımasızlığını ikna edici bir biçimde anlatabiliyor.
Eleştirinin tamamı için: Evrensel
Milliyet
Yazar: Müjde Işıl
Kadın bakışıyla böylesine hassas bir karakteri, çevresindeki onca iyi insana rağmen kendi sonunu kendi hazırlamış, adeta bir yok edici gibi resmetmek gerçekçi durmuyor. “Amy” belgeseline karşı Mitch ve Blake’in savunması sanki bu film.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Hurriyet
Doğrusu ben kendi adıma ‘Back to Black’i beğendim, buna tabii ki Amy Winehouse’un hayatına ve müziklerine yeterince hâkim olmamak da neden oldu diyebilirim çünkü kısıtlı bilgimle eksik anlatılmış ya da yanlış aksettirilmiş yönler bulmadım. Yaralı bir yürek ve şarkılarının sözlerini kendi yaşadıklarından alan son derece yetenekli bir ‘tutunamayan’ın öyküsü gibi geldi bana bu film.
Habertürk
‘Back to Black’in olumlu yanlarına dönersem, Marisa Abela’nın oyunculuğundan söz etmem gerek. Abela, fiziksel olarak çok fazla benzemediği Amy Winehouse’u yakalamayı ve ikna edici olmayı başarıyor. Sesini benzetmek ve şarkılarını yorumlamak için uzun bir hazırlık dönemi geçirdiği belli. Gösterdiği emek ve titizlik perdeye yansıyor. Öyle ki, oyunculuğu sayesinde senaryodaki bazı boşluklar önemini kaybediyor.
T24
Filmin artıları sanki eksiklerinden biraz daha çok. Oyuncuları örneğin... Amy'yi baştan sona ustalıkla canlandıran (şarkıları da o mu söylüyor, emin değilim) 1996 doğumlu, demek ki bugün 28 yaşındaki İngiliz oyuncu Marisa Abela, öncesinde de Industry TV dizisinde ve Barbie filminde rol almış ve dikkat çekmişti. Babada değerli karakter oyucusu Eddie Marsan, Amy'nin kaderini ellerine alan büyük aşkı Blake'de Jack O'Connell...
Evrensel
Film, kısa zamanda büyük bir müzik ikonu haline gelen Amy Winehouse’un hayatını, ergenlikten yetişkinliğe ele alırken, el attığı hiçbir alanda derinlik sağlayamıyor. Üstelik ne babasını, ne arızalı sevgilisi Blake’i ne hayatını sürekli taciz eden medyayı ne de müzik dünyasının acımasızlığını ikna edici bir biçimde anlatabiliyor.
Milliyet
Kadın bakışıyla böylesine hassas bir karakteri, çevresindeki onca iyi insana rağmen kendi sonunu kendi hazırlamış, adeta bir yok edici gibi resmetmek gerçekçi durmuyor. “Amy” belgeseline karşı Mitch ve Blake’in savunması sanki bu film.