Her dergi ve gazetenin puanlama sistemi farklı olduğu için, Beyazperde, puanları 0.5 - 5 yıldız üzerinden, kendi barometresine göre vermiştir.
Basın Eleştirisi
Habertürk
Yazar: Mehmet Açar
“Konsey”in, çok uzun süredir popüler kültürün vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelen, yarışmaya dayalı “reality şovları” akla getiren bir yanı olduğunu inkâr etmek zor. Evet, papalık seçimi ve reality şovlar, birçok açıdan birbirleriyle nerdeyse karşıt uçtalar; ama “tecrit edilmek”, “oylama”, “rekabetin sonunda tek kişinin kazanması” gibi bazı ortak noktalardan söz etmek olası. O yüzden, yönetmen Edward Berger, orta yaş üstü erkeklerle dolu ciddi, kasvetli bir ortamdan şaşırtmacalar ve sürprizler içeren; merak unsurunu sonuna kadar ayakta tutan sürükleyici bir anaakım filmi çıkarmasını başarıyor.
Eleştirinin tamamı için: Habertürk
Hurriyet
Yazar: Uğur Vardan
‘Konsey’ bütün bu seçim serüvenini gerilimli bir atmosfer ve akışla perdeye taşıyor. Bir yandan oylamalar devam ederken öte yandan kimi adayların eski defterleri (dinsel bir öykü anlatıldığına göre ‘günahları’ demek daha doğru sanırım!) ortaya dökülüyor, doğal olarak kazanma ihtimalleri azalıyor. İbre sürekli gidip geliyor, bu aşamada da film polisiye tatlara bürünüyor. Vatikan’ın bir tür ‘kara kutusu’ görümündeki rahibe Agnes (kendisi ölen papanın en büyük sırdaşı) da gidişatı etkileyen önemli bir figür olarak beliriyor.
Eleştirinin tamamı için: Hurriyet
Milliyet
Yazar: Müjde Işıl
Robert Harris’in 2016 tarihli ve aynı adlı romanından Peter Straughan tarafından uyarlanan “Konsey”, Vatikan’daki güç ve iktidar savaşlarını anlatıyor. Papa vefat edince yeni papayı seçmek için bir araya gelen kardinaller, Kardinal Lawrence’ın adil idaresi altında oluşturulmuş konseyde ‘kusursuz aday’ı belirlemeye çalışıyor. Film bize bu arayışın sonuçlarını tıkır tıkır işleyen bir hikâyeyle veriyor.
Eleştirinin tamamı için: Milliyet
Birgün
Yazar: Tuğçe Madayanti Şen
Film, 8 dalda Oscar’a aday ve şimdiye kadar BAFTA’da En İyi Film ve En İyi Uyarlama Senaryo ödüllerini kazandı. Özellikle En İyi Uyarlama Senaryo kategorisinde Oscar için güçlü bir aday olduğu söylenebilir. En İyi Film dalında da iddialı ama Anora ve The Brutalist gibi yapımlarla yarışması gerekiyor. Teknik açıdan bakıldığında, film son derece ustalıkla çekilmiş. Ralph Fiennes de kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiliyor. Ancak film biraz fazla ciddiye alıyor kendini, bu yüzden bana mesafeli geldi. Yine de Katolik Kilisesi’ne hafif alaycı yaklaşımı hoşuma gitti. Kapalı kapılar ardında dönen oyunları izleyen kamera, entrika ve hileleri sakınmadan gözler önüne seriyordu. Ama işin sonunda film, kendini yüceltmeyi ihmal etmedi ve tam da burada beni kaybetti.
Eleştirinin tamamı için: Birgün
T24
Yazar: Atilla Dorsay
Evet, Oscar’lar da verildi. Ve bendeniz Emilia Perez dışında tüm filmleri gördüğüm için, rahatça yargılayabildim. Bence tek bir işim kaldı: son birkaç günde gördüğüm Konsey filmini de yazmak... Film tek bir ödül aldı: Uyarlama Senaryo. Her neyse, biz objektif kalarak filme bakalım. Hemen söyleyeyim. Bu konuda çok eleştiriler okudum. Hatta tümüyle zıt... Çok sevenler de var; neredeyse alay edenler de... Ben ortalarda bir yerdeyim. Özellikle belli bir noktadan sonra hayli etkilendiğimi belirterek...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.
Habertürk
“Konsey”in, çok uzun süredir popüler kültürün vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelen, yarışmaya dayalı “reality şovları” akla getiren bir yanı olduğunu inkâr etmek zor. Evet, papalık seçimi ve reality şovlar, birçok açıdan birbirleriyle nerdeyse karşıt uçtalar; ama “tecrit edilmek”, “oylama”, “rekabetin sonunda tek kişinin kazanması” gibi bazı ortak noktalardan söz etmek olası. O yüzden, yönetmen Edward Berger, orta yaş üstü erkeklerle dolu ciddi, kasvetli bir ortamdan şaşırtmacalar ve sürprizler içeren; merak unsurunu sonuna kadar ayakta tutan sürükleyici bir anaakım filmi çıkarmasını başarıyor.
Hurriyet
‘Konsey’ bütün bu seçim serüvenini gerilimli bir atmosfer ve akışla perdeye taşıyor. Bir yandan oylamalar devam ederken öte yandan kimi adayların eski defterleri (dinsel bir öykü anlatıldığına göre ‘günahları’ demek daha doğru sanırım!) ortaya dökülüyor, doğal olarak kazanma ihtimalleri azalıyor. İbre sürekli gidip geliyor, bu aşamada da film polisiye tatlara bürünüyor. Vatikan’ın bir tür ‘kara kutusu’ görümündeki rahibe Agnes (kendisi ölen papanın en büyük sırdaşı) da gidişatı etkileyen önemli bir figür olarak beliriyor.
Milliyet
Robert Harris’in 2016 tarihli ve aynı adlı romanından Peter Straughan tarafından uyarlanan “Konsey”, Vatikan’daki güç ve iktidar savaşlarını anlatıyor. Papa vefat edince yeni papayı seçmek için bir araya gelen kardinaller, Kardinal Lawrence’ın adil idaresi altında oluşturulmuş konseyde ‘kusursuz aday’ı belirlemeye çalışıyor. Film bize bu arayışın sonuçlarını tıkır tıkır işleyen bir hikâyeyle veriyor.
Birgün
Film, 8 dalda Oscar’a aday ve şimdiye kadar BAFTA’da En İyi Film ve En İyi Uyarlama Senaryo ödüllerini kazandı. Özellikle En İyi Uyarlama Senaryo kategorisinde Oscar için güçlü bir aday olduğu söylenebilir. En İyi Film dalında da iddialı ama Anora ve The Brutalist gibi yapımlarla yarışması gerekiyor. Teknik açıdan bakıldığında, film son derece ustalıkla çekilmiş. Ralph Fiennes de kariyerinin en iyi performanslarından birini sergiliyor. Ancak film biraz fazla ciddiye alıyor kendini, bu yüzden bana mesafeli geldi. Yine de Katolik Kilisesi’ne hafif alaycı yaklaşımı hoşuma gitti. Kapalı kapılar ardında dönen oyunları izleyen kamera, entrika ve hileleri sakınmadan gözler önüne seriyordu. Ama işin sonunda film, kendini yüceltmeyi ihmal etmedi ve tam da burada beni kaybetti.
T24
Evet, Oscar’lar da verildi. Ve bendeniz Emilia Perez dışında tüm filmleri gördüğüm için, rahatça yargılayabildim. Bence tek bir işim kaldı: son birkaç günde gördüğüm Konsey filmini de yazmak... Film tek bir ödül aldı: Uyarlama Senaryo. Her neyse, biz objektif kalarak filme bakalım. Hemen söyleyeyim. Bu konuda çok eleştiriler okudum. Hatta tümüyle zıt... Çok sevenler de var; neredeyse alay edenler de... Ben ortalarda bir yerdeyim. Özellikle belli bir noktadan sonra hayli etkilendiğimi belirterek...