Solgun Mavi Gözler
Ortalama puan
3,6
31 Puanlama

4 Kullanıcı yorumları

5
1 Eleştiri
4
1 Eleştiri
3
1 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
0 Eleştiri
0
1 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacıgil
Turgay Buğdacıgil

Takipçi 2.368 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
7 Ocak 2023 tarihinde eklendi
Bir intikam hikayesinin anlatıldığı senaryosunu da, Louis Bayard'ın aynı isimli romanından (2003) uyarlayarak yazan Scott Cooper'un yönetmen koltuğunda oturmakta olduğu "The Pale Blue Eye"; gizemini son dakikalarına kadar koruyan, gotik atmosferdeki bir korku gerilim olarak geliyor karşımıza...

Gelin isterseniz, 72 milyon dolarlık yeterince tatminkar bir bütçeyle prodüksiyon tasarımlarının rahatlıkla tamamladığını tahmin ettiğimiz çekimlerine; 2021 yılının Kasım ayında, karlar altındaki Laughlintown, Pennsylvania'daki Compass Inn'de başlanılan ve aynı yılın Aralık ayında da New Wilmington, Pennsylvania'daki Westminster College'da devam edilen bu Netflix filmine biraz daha yakından bakalım...

***

Film, Edgar Allen Poe'nun şu veciz sorusuyla başlar:

"Yaşamı Ölümden ayıran sınırlar, en iyi ihtimalle belirsiz ve muğlaktır... Birinin nerede bitip diğerinin nerede başladığını, kim söyleyebilir?"

***

- Yıl 1830 -

Nehirde ellerini yıkayarak temizlediği, sebebinin ancak filmin finalinde aydınlandığını göreceğimiz bir önceki sırlarla dolu gecenin zorlu mesaisinden, gündüze sarkan sabah yürüyüşüyle dönmekte olan (sergilediği şahane performansına tanıklık ettiğimiz Christian Bale'in canlandırdığı) deneyimli dedektif Augustus Landor'u evinin önünde; New York, West Point'teki Birleşik Devletler Askeri Akademisi'nin ikinci komutanı Yüzbaşı Hitchcock (Simon McBurney), Akademi'nin Başkomutanı Albay Thayer'in (Timothy Spall) davetini bildirmek üzere beklemektedir...

Üç yıl önce karısı ölmüş ve kendisinden haber alınamayan kızı Mattie'de (Hadley Robinson), uzunca bir süredir kayıplara karışmış olan dedektif Landor'u West Point'e tavsiye eden; başarılarla dolu özgeçmişini yakından bilen New York Valisi'nin bizzat kendisidir...

***

Neyse...

Daveti geri çevirmeyen Landor, Yüzbaşı Hitchcock ile birlikte Akademi'ye gider...

Vardıklarında...

Landor, Akademi adına bir soruşturma yürütmekle görevlendirileceğini öğrenecektir...

***

Şöyle ki...

Kentucky'li bir ikinci sınıf öğrencisi olan Leroy Fry'a (Steven Maier) ilişkin olarak, hayli karmaşık ve hassas mahiyetteki bir sorunu bulunmaktadır Akademi'nin...

Zira Fry bir önceki gece, kendini bir ağaca asarak intihar etmiştir...

Üstelik kaldırıldığı hastane koğuşunda aynı Fry'ın bedeni saldırıya uğramış ve kalbi göğsünden sökülerek çıkartılmıştır...

***

Fry'ın cesedinin korumaya alındığı yere uğrayan dedektif Landor, bunun nasıl yapılmış olabileceğini soracaktır Dr. Daniel Marquis'e (Toby Jones)...

Alacağı yanıt, "Göğsü açmak için neşter yahut da keskin bir bıçak yeterli olur... Ancak zarar vermeden kalbe ulaşmak ustalık ister..." şeklindedir...

Soruşturmanın bu aşamasındaki bir diğer önemli husus da; bunu ancak güçlü kuvvetli bir erkeğin yapmış olabileceği gerçeği olup, kadın şüpheli peşinde koşulmayacaktır...

Yine Dr. Marquis'ten edinilen bilgiye göre; bu işi yapanın, tıp eğitimi almış olmasına da gerek bulunmamaktadır...

***

Ertesi sabah...

Albay Thayer ile dedektif Landor, öğrencilerin eğitim yapmakta oldukları bahçede yürüyerek sohbet ederlerken; kapatılma tehditleriyle de karşı karşıya olan Akademi'nin onurunu kurtarmak isteyen Albay, bir kez daha yardımını talep edecektir Landor'dan...

***

Derken...

Bu soruşturma görevini kabul eden dedektif Landor, ilk olarak olayın gerçekleştiği gecenin nöbetçisi olan öğrenci Huntoon'ı (Brennan Keel Cook) sorgular...

Edindiği malumatın ardından da, yeniden Fry'ın cesedinin başına yönelen Landor; bu ölümün intihar sonucu olmadığını, Dr. Marquis'e de kabul ettirerek kanıtlar...

Yetmez...

Cesedin kilitli duran avcunun içinden; el yazısıyla yazılmış bir not parçasını da çıkartarak, deliller arasına ekler Dedektif...

***

Bundan sonrasında süreç:

Landor'un, Albay Thayer'e iletilmek üzere günlük olarak Yüzbaşı Hitchcock rapor vereceği biçimde ilerlerken; bundan, akademi içinden veya dışından kimseye bahsedilmeden sürdürülecektir...

Ama sıkı bir içici olan Dedektif açısından en ağır koşul; soruşturma boyunca, alkole el süremeyecek olmasıdır...

***

Fry'ın asıldığı ağacın çevresindeki incelemelerini sürdürmekte olan Dedektifin yanına yaklaşan öğrencilerden Edgar Allan Poe (Harry Melling); kendisi ve mensubu olduğu kurumun şerefi namına vardığı bazı sonuçları açıklamayı kendine görev addettiğini belirterek, peşinde olduğu adamın bir "şair" olduğunu iddia edecektir...

***

Sırada...

Fry'ın cesedinin kaldırıldığı hastane koğuşunda, gece yarısı 2:30'a kadar nöbetçi olan er Horatio Cochrane'in (Gideon Glick) sorgulanması bulunmakta olup; kendisinden sonraki nöbetçinin, sol omzunda apoleti olmayan ve Cochrane'e, "Teşekkür ederim asker... Bu kadar... Ben devralıyorum" diyen bir subay olduğu öğrenilecektir...

Fakat ne yazık ki; hava çok karanlık olduğu için Cochrane, subayın yüzünü görememiştir...

***

Yüzbaşıya verdiği söze rağmen, bir iki duble bir şeyler içmek amacıyla Benny'nin (Scott Anderson) barına giden Dedektif; bardaki garsonlardan Patsy'nin (Charlotte Gainsbourg) ağzından, Fry'ın ölmesinin saatler aldığını duyacaktır...

Ki Patsy bu bilgiye, aynı bardaki bir masada demlenmekte olan Akademi'nin dördüncü sınıf öğrencilerinden Edgar Allan Poe sayesinde ulaşmıştır...

Bunun üzerine Poe'nun masasına doğru yönelen dedektif; içmeye ve içerken de konuşmaya, onunla devam edecektir...

Öyle ki, bir önceki karşılaşmalarında kalbi sökenin, semboller peşinde koşan bir şair olduğunu söyleyen Poe; bu kez de, kavga edip küsünceye kadar Fry ile oda arkadaşı olan öğrenci Loughborough'a (Charlie Tahan) dikkat etmesini tembihleyecektir Dedektife...

***

O gecenin sabahında Dedektif, öğrencilerden Loughborough ile Stoddard'ı (Joey Brooks) sorgularken; Yüzbaşı Hitchcock'un eline, Cold Spring'de bir inekle bir koyunun öldürülerek parçalandığı ve göğüs kafeslerinin vahşice açılarak kalplerinin çıkartıldığı haberini içeren bir bilgi notu verilir...

Yani işler iyice kızışmaya başlamıştır...

İşte tam da böylesi bir ortamda dedektif Landor, öğrenci Edgar Allan Poe'ya iş teklifinde bulunur...

Artık soruşturmayı, birlikte devam ettireceklerdir...

Hem de kimseyi haberdar etmeden...

Dakika 25...

Kanlı cinayetler serisinin bir "slasher"ı anımsatırcasına, hız kesmeden devam edeceği filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; ters köşe sürprizleri de bünyesinde barındıran, 103 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

Keyifli seyirler,
Görkem Ups
Görkem Ups

1 değerlendirme Takip Et!

0,5
25 Ocak 2023 tarihinde eklendi
Hiç begenmedim keşke izlemeseydim böyle yapımları nasıl izliyolar anlamadım film bitmek bilmedi keske hafızam silinsede bidaha izleyip yine begenmesem
Esin Baydemir
Esin Baydemir

1 değerlendirme Takip Et!

5,0
20 Mart 2025 tarihinde eklendi
Atmosferi, oyunculukları ve hikayesiyle çoook etkileyen bir filmdi. Christian Bale ve Harry Melling’in performansları müthişti, özellikle poe karakterinin derinliği çok iyi yansıtılmıştı dekor ve sahneler dönemin havasını kusursuz şekilde yansıtıyordu. Ters köşe çok başarılıydı ve her şey mantıklı bir şekilde bağlanıyordu. puanının düşük olmasına şaşırdım çünkü görseliyle, atmosferiyle ve kurgusuyla gerçekten kaliteli bir yapım. Filmden anlamayan insanlar yorum yapmasın
Mahmut Eyüp
Mahmut Eyüp

83 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
8 Aralık 2025 tarihinde eklendi
Uzun zamandır ağır tempoda ilerleyen, yormayan ve senaryosunda çelişkiler barındırmayan bir film arayışındaydım. Diyalogların içinin boşaltılmadığı ve koştura koştura ilerleyen bir senaryodan uzak bir filme hasret durumdaydım. Sanıyorum Solgun Mavi Gözler, doğru zamanda karşılaştığım bir film oldu.

Öncelikle görsellik açısından fazlasıyla tatmin edici, kış görsellerini seven birisi için filmin ambiyansı her anlamda memnun ediyor diyebilirim. Ayrıca diyaloglar özenle seçilmiş ve karakterlerin derinlikleri gayet iyi işlenmiş. Poe karakteri en az dedektif kadar özenle işlenmiş bir karakter diyebilirim. Sadece yan karakterler (askerler) daha özenle seçilebilirdi, fenotip olarak birbirlerine benzedikleri için ayırt etmek zor oldu.

Hospital Ward adlı fon müzik çalışması fazlasıyla başarılı olmuş. Ki filmlerde bilirsiniz ki arka plandaki en kıymetli şeylerin başında müzikler geliyor. Fon müzikler filme rahatsız etmeyecek düzeyde iyi yedirilmiş ve filmin büyük çoğunluğuna da başarılı yayılmış. Bu bağlamda mevcut ambiyansı fazlasıyla desteklemiş.

Senaryo da fazlasıyla tutarlı ve tatmin edici. Ufak tefek detaylar belki yakalanabilir ancak ben anormal bir çelişkiye ve eksikliğe rastlamadım. Elbet daha iyi olacak yerleri vardır.

ila 4 yıldız arasında gidip geldiğim ve terazinin kefesinin 4 yıldız tarafına hafif meyletmesi sebebiyle 4 yıldızı yakıştırdığım bir yapım; seyredilmesi tavsiye olunur.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler