Mayıs Sıkıntısı
Ortalama puan
4,2
168 Puanlama

20 Kullanıcı yorumları

5
2 Eleştiri
4
11 Eleştiri
3
5 Eleştiri
2
0 Eleştiri
1
2 Eleştiri
0
0 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
jamesbond-2
jamesbond-2

Takipçi 1.684 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
28 Kasım 2012 tarihinde eklendi
Nuri bilge ceylanın filmleri bana içten ve sıcak geliyor şöyle diyim kendimden bir şeyler buluyorum aslında baktığınız zaman ne doğru düzgün bir senaryo,olay örgüsü vs var ama filmler bir sürü ödül topluyor ve insanlar tarafından beğeniliyor işte burda nbc farkı ortaya çıkıyor sanırım ;uzakla birlikte izlediğim en iyi filmi şu ana kadar diyebilirim.
nskmourinho
nskmourinho

Takipçi 998 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
18 Ağustos 2009 tarihinde eklendi
Bu filmle beraber tüm nbc filmlerini izlemiş bulunuyorum.Kendi açımdan en iyi ve en etkileyici nuri bilge filmi diyebilirim. Filmin adıyla senaryo arasında harika bir tutarlılık var 8/10 tebrikler nuri bilge ceylan
Burakrises
Burakrises

Takipçi 687 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
15 Aralık 2010 tarihinde eklendi
ne yazıkki kimsenin pek hatırlamdığı unutalan bir film :(
widmark-2
widmark-2

Takipçi 457 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
18 Şubat 2007 tarihinde eklendi
Buraya yazılanlardan yalın olacak belki ama her anlamda harika bir film.Bu filmle beraber tüm filmlerinin izlemiş oldum Ceylanın.19 yaşında bir insan olarak böyle filmler beni mutlu ediyor,ileride de edecek.Mayıs ayında sıkıntılarımız neden hareketlenir......
throughout
throughout

Takipçi 367 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
23 Mart 2011 tarihinde eklendi
Nuri bilge ceylanın izlediğim en iyi filmi mayıs sıkıntısı.. üç maymun 8/10 verdiğim iyi bir filmdi.. uzak filmini düşünmek bile istemiyorum tam bir faciaydı o film.. ve mayıs sıkıntısı sade anlatımı ve etkili oyunculuklarıyla çok iyi bir film.. kadrajlar,az ama öz müzik kullanımı, senaryo, oyuncu yönetimi ve final.. her anlamda çok başarılı ve etkili bir türk filmi daha izledim.. nuri bilge ceylan mayıs sıkıntısı ve üç maymun gibi etkili filmler çekmeye devam eder umarım.. 9/10
Majör-2
Majör-2

Takipçi 294 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
4 Haziran 2008 tarihinde eklendi
Sevmiyorum bu adamın filmlerini, acayip daraltıyor beni.Tabi beğenip beğenmemek göreceli bir kavram ama insanların şu filmde doğa manzarası ve yla doğal oynayan oyuncular dışında ne bulduğunu merak ediyorum.Değişik kamera açıları ile bol bol doğa seyrettik, üstelik 2 saati geçen bir zaman diliminde.Daralttı beni...6/10
oscar1895
oscar1895

Takipçi 133 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
13 Temmuz 2005 tarihinde eklendi
Bakmayın adının ’’Mayıs Sıkıntısı’’ olduğuna.Şahsen filmi her izleyişimde huzur doluyorum.Bence filmin anlatış tarzı kadar senaryosu da mükemmel...Olağanüstü bir çalışma...
figen-pak
figen-pak

Takipçi 39 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
19 Şubat 2007 tarihinde eklendi
cok begendim.. içinize işlior cidden o sıkıntı, dürtüor bişi sizi.. bu iyi bişi merak etmeyin.. gayet sade, oldukca dogal; belgesel gibi tam anlamıyla.. bundan sonra da uzak izlenmeli.. bide şunu sölim; bunun bi 'sanat filmi' oldugu unutulmadan, yani sıkılınmadan izlenmeli.. iyi seyirleeerr
The-Director
The-Director

Takipçi 43 değerlendirmeler Takip Et!

5,0
31 Ağustos 2006 tarihinde eklendi
’’Türk Sineması acınacak halde,Kaydadeğer film çekilemiyor’’ diyenler için önlerine sunulacak ender filmlerden bir tanesi.İzlerken acaba bu bir Türk filmi mi diye düşündüm.Biz böyle filmler yapabiliyor muyduk?..’’Türk Sineması desteklenmiyor,biz gavur muyuz nedir bu ecnebi sevdası’’ diyenlere de benim bir cevabım var.Böyle filmler yapılsın eğer desteklemezsem hayattaki tek dayanağım olan sinemayı elimin tersiyle tarihe iterim bir daha da sittin sene elimi sürmem.Ama kimse kusura bakmasın da bu filmin yanında ben -genel bir sınıflandırma olacak- Malili filmlerin lafını ettirtmem...
father-karras
father-karras

Takipçi 9 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
22 Ekim 2006 tarihinde eklendi
bir yönetmenin mükemmeli arayışı..
filmdeki en can alıcı nokta bu olsa gerek.. çektiği filmlerde, gerçeğe yakın konuşmaları, haraketleri yakalamaya çalışan bir yönetmen.. aynı zamanda "kasaba" filminin çekim öyküsü de denilebilir bu film için..
N.B.Ceylan'ın bu filminde günah çıkarttığını düşünüyorum..
türk sinemasının en önemli yapıtlarından; mayıs sıkıntısı...
zgrklc
zgrklc

Takipçi 131 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
18 Ocak 2009 tarihinde eklendi
arsişlerdeki yerini hakeden bır ..
enginbehlul
enginbehlul

Takipçi 22 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
15 Nisan 2005 tarihinde eklendi
Kasaba bu mayıs, sanki eskiye göre daha sıcak, daha sıkıntılı. Herkes küçük dertleriyle, sürpizlere kapalı hayatlarıyla yine de huzurlu görünüyor. Ancak bu huzur, çocukluğunu geçirdiği kasabada bir film çekmeyi kafasına koymuş Muzaffer'in gelişiyle biraz zedelenir.İstanbul'da yaşayıp sevgili kasabasına "para kazandırmayacağı belli olan" bir filmi çekmek için gelen yönetmen ile yıllardır canı gibi baktığı sevgili ağaçlarını kadastro bürokrasisine kaptıracak olmanın sıkıntısını yaşayan babasının, "hepimizinkine benzeyen" annesinin, üniversite sınavlarından eli boş dönen akrabasının, ilkokul öğrencisi yeğeninin, çekim asistanının, sevgi dolu, şiir gibi ilişkilerini anlatıyor Mayıs Sıkıntısı..Kimse bize baharın sıkıntı verdiğini söylememişti. Öyle kolay bir alışkanlıktı ki baharla yaşama sevincini, umudu bir tutuvermek... Tıpkı sonbahar denilince aklımıza hüznün düşüvermesi gibi. Ve buna benzer daha ne çok şeyi hazır kalıplar içinde düşünüp, başka şeylerle özdeşleştirerek çabucak kabul ediveriyorduk! Her iyi film için geçerli olan şey "Mayıs Sıkıntısı" için de geçerli; yani sözcüklere dökülerek anlatılması çok zor. Yıllar sonra ailesinin-akrabalarının yaşadığı, çocukluğunun geçtiği kasabaya elinde bir kamera, kafasında bir film yapma tasarısı ile giden bir adamın öyküsü bu film... Belki de, yıllardır bin bir emekle yetiştirdiği meşe ağaçlarını orman idaresine kaptırmamanın savaşını veren babasının; "her mayıs içini sıkıntı basan", bir toprak ve gönül adamı olan babasının öyküsü... Belki de müzikli bir saat edinmenin hayali ile yaşayan, bu hayalin gerçekleşmesi için, bir yumurtayı kırmadan kırk gün cebinde taşımak zorunda olan küçük yeğenin öyküsü... Belki de... Belki de küçük dertleriyle, büyük düşleriyle, sevinciyle, sıkıntısıyla tüm bir "yaşamın" öyküsü demek daha doğru olur Mayıs Sıkıntısı için. Olağandışı bir içtenlikle yoğrulmuş, son derece yalın fakat bir o kadar inceliklerle dolu bir film. Her karesinde "hayatın nabzı" atan bir filmin yanında kelimelerin yetersiz kalması mümkün mü? Bu soruya filmi izledikten sonra bir yanıt da siz verin ya da bırakın yaşamın içinize sinen görüntüleri sıkıntılı da olsa derin bir soluk alsın!
alierol01
alierol01

Takipçi 20 değerlendirmeler Takip Et!

4,0
12 Kasım 2006 tarihinde eklendi
Filmi az önce televizyondan izledim.Kasaba filmindeki kısır senaryodan sonra, o filmi nasıl çektiğini senaryo haline getirip bir kısır döngü yaratmayı başarmış NBC.
Elimden geleni yaptım ama filmi başarılı bulamadım. Aldığı ödülleri görünce anladım ki jüriler çok daha fazla çaba sarfetmişler...
AKIN ŞENEL
AKIN ŞENEL

Takipçi 22 değerlendirmeler Takip Et!

4,5
20 Aralık 2024 tarihinde eklendi
Minimalist sinema, sinematik anlatının ve estetik biçimin en sade haline indirgenmesiyle tanımlanır. Bu yaklaşımda, dramatik olay örgüleri ve karmaşık anlatım yerine, bireyin gündelik yaşamındaki detaylar, doğanın ritmi ve duyguların derinliği merkeze alınır. Nuri Bilge Ceylan’ın Mayıs Sıkıntısı filmi, minimalist sinema kuramının temel unsurlarını, hem tematik hem de görsel düzeyde kusursuz bir şekilde uygular.

Minimalist Anlatının İdeolojik Çerçevesi
Minimalist sinema, izleyiciyi klasik anlatı sinemasının aksine bir “seyirci” olmaktan çıkarıp aktif bir yorumlayıcıya dönüştürür. Mayıs Sıkıntısı, bu bağlamda minimalist sinemanın anlatı anlayışına uygun şekilde, izleyiciye basit bir olay örgüsü sunmak yerine, karakterlerin psikolojisini ve taşranın monoton atmosferini anlamaya yönlendirir. Filmde, ana karakter Muzaffer’in taşrada bir film çekme çabası, dramatik bir serüven değil, taşranın durağan doğasına gömülmüş bir süreçtir.

David Bordwell'in minimalist anlatı hakkında dile getirdiği "olay örgüsünün neredeyse yok denecek kadar az olduğu ve karakterlerin gündelik yaşamlarına yoğunlaşıldığı" görüşü, Mayıs Sıkıntısı için son derece geçerlidir. Bordwell'e göre, minimalist anlatımda karakterler genellikle bir yere varmak için değil, bulundukları yerde anlam kazanmak için vardırlar. Bu durum, Muzaffer ve diğer karakterlerin taşrada geçirdiği zamana odaklanılmasıyla netleşir. Ceylan, bu süreçte karakterlerin içsel çatışmalarını açıklamak yerine, onların rutin davranışlarını ve çevreyle olan ilişkilerini görselleştirir.

Zaman ve Mekânın Sinematografik Kullanımı
Minimalist sinema, zamanı ve mekânı bir anlatım aracı olarak kullanır. Bu tür filmlerde, genellikle uzun plan sekanslar ve sabit kamera kullanımıyla izleyiciye düşünme alanı yaratılır. Mayıs Sıkıntısı, bu sinematografik anlayışı taşranın pastoral doğası ve geleneksel köy yaşamıyla harmanlar. Örneğin, filmin açılış sahneleri, doğanın detaylarına odaklanan uzun çekimlerle izleyiciyi taşranın dingin atmosferine hazırlar.

Ceylan’ın, mekânı bir "karakter" olarak kullanma becerisi, minimalist sinemanın mekânsal tasvirlerine güçlü bir örnek sunar. Filmde, taşranın sıkışmış ve melankolik doğası, karakterlerin ruh halleriyle bütünleşir. Bu bağlamda, Andrey Tarkovski’nin mekânı zamanın dokusunu işleyen bir araç olarak kullandığı anlayışa paralel bir estetik gözlemlenir. Özellikle Tarkovski’nin Ayna filminde doğa ile karakterlerin psikolojisi arasındaki bağ, Mayıs Sıkıntısı’nda taşra ve yalnızlık arasındaki ilişkiyle benzerlik gösterir.

Doğal Ses ve Sessizliğin İfadeli Gücü
Minimalist sinemanın bir diğer önemli unsuru, diyalogların ekonomisi ve sessizliğin bir anlatım aracı olarak kullanılmasıdır. Mayıs Sıkıntısı, sessizlikten büyük bir sinematografik güç çıkarır. Filmin diyalogları minimum seviyededir ve karakterlerin içsel dünyalarını ifade etmek yerine, onların sıradan eylemleriyle seyirciye anlam sunar. Bunun yanında, filmin ses tasarımı, köy yaşamının doğal seslerini estetik bir düzen içinde işler.

Robert Bresson’ın “sesin ve görüntünün fazlalığından arınmış saf sinema” anlayışı, Ceylan’ın minimalist sinemaya yaklaşımıyla örtüşür. Bresson’ın Bir Taşra Papazının Güncesi filminde olduğu gibi, Ceylan da gereksiz müzik kullanmaktan kaçınır ve izleyiciyi duygusal olarak manipüle etmek yerine, onların doğal dünyayla bağlantı kurmasını sağlar.

Otobiyografik Unsurlar ve Yönetmenin Kişisel İfadesi
Ceylan’ın filmlerinde otobiyografik unsurlar sıkça yer alır. Mayıs Sıkıntısı, bu bağlamda onun kişisel dünyasına açılan bir penceredir. Filmde, yönetmenin kendi ailesi oyuncu olarak yer alır: Muzaffer Özdemir, filmde Ceylan’ın alter egosunu temsil eden bir yönetmen karakteri olarak karşımıza çıkar. Ceylan’ın çocukluk yıllarını geçirdiği taşranın dokusu ve insanları, filmin ana mekânını ve karakterlerini oluşturur. Bu açıdan film, François Truffaut’nun 400 Darbe ile kişisel bir hikayeyi evrensel bir deneyime dönüştürme yöntemine benzer bir yaklaşım sergiler.

Otobiyografik unsurlar, yalnızca karakterler ve mekânlarla sınırlı kalmaz. Filmin temasında da Ceylan’ın taşraya dair algısı hissedilir. Yabancılaşma, yalnızlık, aile ilişkileri ve taşra sıkıntısı gibi temalar, yönetmenin kişisel yaşam deneyimlerinden beslenir ve onun auteur kimliğini pekiştirir.

Ceylan’ın auteur kimliğini oluşturan temel unsurlardan biri, filmlerindeki tekrarlayan temalardır. Mayıs Sıkıntısı, taşranın durağanlığı ve bireylerin bu çevredeki yalnızlık duygusunu işler. Bu temalar, Ceylan’ın sonraki filmleri olan Uzak (2002), İklimler (2006) ve Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) ile bir bütünlük oluşturur. Ceylan’ın filmlerindeki bu tutarlılık, auteur teorisinin bir yönetmende aradığı “sanatsal imza”yı ifade eder.

Filmin estetik yöntemleri de yönetmenin kişisel damgasını taşır. Ceylan’ın sık kullandığı uzun planlar, sabit kamera açıları ve doğrudan doğal ışık kullanımı, onun sinematografik stilini oluşturur. Bu estetik anlayış, Yasujirō Ozu ve Michelangelo Antonioni gibi auteur yönetmenlerin stilize edilmiş biçimsel yaklaşımlarıyla kıyaslanabilir.

Auteur sinemasında, yönetmen genellikle mekânı bir karakter gibi işler. Ceylan, Mayıs Sıkıntısı’nda taşrayı pasif bir arka plan olarak değil, hikayenin aktif bir unsuru olarak sunar. Taşranın doğal ortamı, karakterlerin içsel dünyalarını ve duygusal durumlarını yansıtan bir aynaya dönüşür. Bu yaklaşım, özellikle Tarkovski’nin filmlerinde mekânın metafiziksel bir anlam taşımasıyla benzerlik taşır. Örneğin, Tarkovski’nin Stalker filminde Bölge nasıl bir ruhsal arınma mekânıysa, Mayıs Sıkıntısı’ndaki taşra da karakterlerin kendileriyle yüzleştiği bir alan haline gelir.

Ceylan’ın filmlerindeki estetik ve tematik tutarlılık, onu auteur yönetmenler arasında özel bir yere taşır. Mayıs Sıkıntısı’nda, pastoral görüntülerin melankolik bir anlatımla birleşmesi, onun sinemasında tekrarlanan bir motiftir. Bu motif, seyirciye görsel bir estetik sunarken, aynı zamanda derin bir anlam taşır. Filmin final sahnelerinde, taşranın doğal görüntüleriyle karakterlerin hayatındaki dönüşümler arasında kurulan ilişki, yönetmenin görsel metafor kullanmadaki ustalığını gösterir.

Yabancı Kaynakların Film Üzerindeki Değerlendirmesi
Film, uluslararası platformlarda Tarkovski, Kiarostami ve Ozu gibi minimalist yönetmenlerle kıyaslanmıştır. Özellikle Jonathan Romney, Sight & Sound dergisindeki incelemesinde, Ceylan’ın sessizlik ve görselliği bir anlatım aracı olarak kullanma biçimini övgüyle dile getirir. Ayrıca, David Bordwell'in minimalist sinemaya dair yaptığı analizler, Ceylan’ın sinema dilinin bu kuramla örtüştüğünü göstermektedir.

Abbas Kiarostami’nin "Taste of Cherry" ve "The Wind Will Carry Us" filmleriyle karşılaştırıldığında, Ceylan’ın taşra yaşamını tasvir etme biçiminde benzer bir duruluk ve derinlik olduğu söylenebilir. Bu etki, filmin sadece biçimsel değil, aynı zamanda tematik olarak da minimalist bir anlayışa dayandığını gösterir.

Mayıs Sıkıntısı, minimalist sinema kuramının temel prensiplerini başarıyla uygularken, Nuri Bilge Ceylan’ın auteur kimliğini de güçlü bir şekilde ortaya koyar. Film, sade bir estetik ve otobiyografik temalarla taşra yaşamının durağan ama derin dokusunu işler. Ceylan’ın hem kişisel hikayesini hem de evrensel bir insanlık deneyimini sinema sanatına yansıttığı bu eser, minimalist ve auteur sinemasının güçlü bir birleşimidir. Bu bağlamda, hem bireysel bir anlatım hem de sinemanın temel estetik değerlerini temsil eden zamansız bir yapıt olarak değerlendirilir.
velnmt
velnmt

Takipçi 45 değerlendirmeler Takip Et!

1,0
7 Şubat 2011 tarihinde eklendi
Filmi Üç Maymundan sonra izleme gafletinde bulunduğumu itiraf edeyim önce. NBCnin bu iki filmi çekebilmesi de başarı. Üç Maymundaki muhteşem anlatım, kurgu yerine Mayıs Sıkıntısında Kadastro sıkıntısı ile baş başasınız.
Yorum yazanlar muhteşem doğa manzaralarından bahsetmelerini anlamak zor. S.Kaplanoğlunun Balına bakmalılar manzara ve görsel güzellik için.
Sadelik, doğallık bir yere kadar doğal. Ötesine katlanabilmek zor.
Filmde "Yiyiyo eti büyütüyo g.tü" doğallığı,
"Tapu kadastro geçmeyen yerde köy senedi muteberdir. Yargıtay içtihadları böyle diyo" sıkıntısı" "Kadostrocular geçti mi?"
"Dün mü?"
"Hayır bugün?"
Film bu kadar anlamlı ve bütün...
"Oyuncu buldunuz mu oğlum"
"sizi bulduk ya"
"Biz yapabicek miyiz"
"Olur bir şeyler."
Olmuş bi şeyler.
"Ali elini cebinden niye çıkartmıyorsun?
Bu yumurtayı 40 gün kırmadan taşırsam annen babamı bana müzikli saat almak için ikna edecek." sıkıntısı, İstanbula kapak atma derdinde bir köy delikanlısının sıkıntısı iç içe. Ancak Alinin ki en sahicisi. Diğerleri dolgu gibi duruyor, sırıtıyor.
Film Kasabanın hikayesini çok açık anlatıyor. Sahneler benzerden öte aynı. Zaten Uzak da filmin devamı.
Kısacası Yönetmen, senarasit, kameramanın köyünde film çekme hikayesinin hikayesi.
Filmde sesler çok anlamlı bir bütünün parçası olmadığı için bir de sesi kapatıp izleyin filmi. Çok şeyin değişmediğini göreceksiniz.
Kamera ile fotoğraf makinesi arasında mutlaka bir fark vardır. Biriyle fotoğraf öteki ile film çekilir.
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler