“The King”; senaryosunu, filmde “Falstaff” karakterini de canlandıran Joel Edgerton ile birlikte William Shakespeare’in “Henriad” olarak da bilinen oyun külliyatından uyarlayarak yazan Avusturyalı sinemacı David Michôd’un yönetmen koltuğunda oturduğu bir drama…
Dünya prömiyeri, 2 Eylül 2019’da Venedik Film Festivalinde yapılan ve Amerika’daki 11 Ekim 2019 tarihli sınırlı salon gösteriminin ardından 1 Kasım 2019 tarihinde Netflix platformunda yayın akışına dâhil edilerek vizyona sokulan filmin, 7.3/10 (56.704 oy) ve 4.1/5 (1.546 oy) olan IMDB ve Rotten Tomatoes izleyici puanı ortalamalarıyla 6.5/10 (132 yorum) ve 62/100 (38 yorum) olan Rotten Tomatoes ve Metacritic yorum ortalamaları, her ne kadar (özellikle de Rotten Tomatoes’un ziyadesiyle doğru bulduğumuz uygulaması neticesinde) oylamaya katılan izleyici sayıları yeterince yüksek olmasa da, orta karar bir filmle karşı karşıya olduğumuzu söylüyor gibi…
Ama biz yine de, Richard Lawson’ın Vanity Fair’deki 2 Eylül 2019 tarihli Venedik galası sonrasında film için yazdığı yorumunda da ifade ettiği biçimde, “(Hem de onun, Henry IV, Bölüm 1 – 2 ve Henry V isimli oyunlarından dibine kadar yararlanılmış olunmasına karşın) Shakespearean dil olmayınca, yalnızca bir kral ve bir savaşın, tarihi olmayan bir hikâyesi haline gelen” bu filmi, her zamanki gibi önceliği oyuncu kadrosuna vermek suretiyle bizzat kendimiz mercek altına alarak incelemeye ardından da puanlamaya çalışacağız…
Bunun için de, çekimleri İngiltere ve Macaristan’da (Szilvásvárad) yapılan filme ilişkin ilk tespitimizi, sonrasında da naçizane ilk önerimizi paylaşalım istiyoruz…
Bu bağlamda da işe; karşımızdakinin, içinde hiçbir şey bulunmasa dahi (ki haksızlık etmeyelim var), “sinemanın yükselen değerlerinden üçünü”, aynı karelerde bir araya getirdiği için bile izlenmeyi fazlasıyla hak eden bir film olduğunu söyleyerek başlayabiliriz…
Kim mi bu üçlü?
Elbette ki, Timothée Chalamet (İngiltere Kralı Henry "Hal" V), Joel Edgerton (Sir John Falstaff) ve Robert Pattinson (Fransa Veliaht Prensi Louis)…
Ayrıntılara geçmeden, Kral’ın dostu Falstaff’ın Shakespeare tarafından "Henriad" için yaratılmış kurgusal bir karakter olduğunu, gerçek Prens Louis’in ise, filmde önemli bir yer tutan “Agincourt Savaşına” (Ekim 1415) katılmadığı gibi rahip Michel Pintoin tarafından tutulan mevcut kilise kayıtlarına göre hayatını, henüz 18 yaşındayken dizanteri yüzünden kaybettiğinin tahmin edildiğine dair iki önemli bilgiyi de paylaşmış olalım…
Yani filmin iki önemli karakterinden biri “hiç yaşamamış”, diğeri de “anlatılan olaylarda hiç yer almamış” durum da ki, varın artık gerisini siz düşünün…
E haliyle böyle olunca da filme, “tarihi” ve “biyografik” bir drama gözüyle bakmak için de geçerli hiçbir neden kalmıyor ortada…
Şimdi yeniden filmi izleme sebebimiz olan üçlümüze dönecek olursak…
Timothée Chalamet, daha birkaç gün önce (3 Ocak 2020) yorumladığımız bir Woody Allen filmi olan “A Rainy Day in New York” (2019) ta da başarılı bulduğumuz performansı ile dikkatimizi çekmiş ve övgüyle bahsetmiştik kendisinden… Aynı olumlu ifadeleri, (hatta biraz da fazlasını) 2021 yılında Bruce Wayne (nam – ı diğer “Batman”) olarak da göreceğimiz Robert Pattinson için de henüz çok yeni yorumladığımız (04 Ocak 2020) “The Lighthouse” (2019) filminde kullanmıştık…
Eminiz, her ikisini de önümüzdeki yıllarda daha çokça izleyeceğiz…
Gelelim Joel Edgerton’a…
Kendisi zaten bizim favori oyuncularımızdan biri olduğu gibi, fazlasıyla iyi bulduğumuz (ve özenle de yorumladığımız) “The Gift” (2015) ve “Boy Erased”(2018) filmlerindeki yönetmenlik deneyimi ile de beğenimizi kazanarak takibe aldığımız bir sinemacı…
Bitirmeden filmin yönetmeni David Michôd için de bir iki laf etmek gerekirse; onun da, üzerine o günden bugüne fazlaca bir şey ekleyemediği için halen sıra dışı bir film olan “Animal Kingdom”ın (2010) ekmeğini yemeye devam ettiğini söyleyebiliriz…
Belki biraz tarzımızın dışında olacak ama tek bir “spoiler vermeden” buraya kadar yazdıklarımızın tamamı, zımnen de olsa ikisini de içerdiği için filme ilişkin hem ilk tespitimiz hem de ilk önerimiz olsun… Artık ayrımı gönlünüze göre siz kendiniz yaparsınız…
Sonuç olarak, kendi değerlendirme sistemimiz içinde puan olarak 3 verdiğimiz bu film için önerimiz de, olumsuz yorum ve puanlara aldırmadan, (fakat “tarih” ve “biyografi” konusundaki uyarılarımıza da kulak tıkamadan) “bir şans da siz verebilirsiniz” şeklinde olacak…
Keyifli seyirler,
Son bir not:
Tüm hakları bize ait olan bu yorumun orijinali; bir başka mecrada tarafımızca, 7 Ocak 2020 günü saat 17.03’de yazılarak paylaşılmıştır...