En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Deniz O.
Takipçi
170 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
8 Mayıs 2015 tarihinde eklendi
“Siz hiç 25. saatte yaşadınız mı? Ben 25. saatte yaşamasını çok severim. 25. Saat neresi diye merak ediyorsanız, tarif edeyim. Kalabalığın içinden geçerken birden durun. Kalabalığı görebileceğiniz bir yere geçin. İşte 25. saattesiniz...” Siz hiç denediniz mi 25. saati? Çıkıp baktınız mı koşuşturmacaya dışarıdan. Hatta çıktınız mı kendi dışınıza ve izlediniz mi kendinizi? Zihninizi... Zihnin oluşturduğu duygu ve düşünceleri... Duygu ve düşüncelerin arkasında yatanı... Bunların nereden geldiğini ve kime ait olduklarını? Zannediyor musunuz duygular kalbinizde oluşuyor? Bizi ele geçiren tüm duyguların kaynağıdır zihin. Zihin sakinleşip durulduğunda duyarız kalbin sesini ve orada çıkacak sevgiyi...
Her şey gözlemlemekle başlar. Ancak gözlemleme yeteneğini geliştirdiğimizde gerçeği görmeye başlarız ve sis perdesi dağılmaya başlar. Gözlemlemek ne kadar zor olabilir diye düşünebilirsiniz. 'Ben herkesi, her detayı görüyorum' diyebilirsiniz... Ama burada bahsedilen gözlem için bir başka yerde durmanız gerekir. İki boyutlu dünyaya üç boyutlu bir insanın bakması gibidir, veya Mr.Anderson’ın Neo olması gibidir...
Türk filmleri genellikle hep aynı klişelerden ibarettir.Bir aşk filmiyse bahsettiğimiz kusursuz derecede yakışıklı bir adam film boyu kusursuz derecede güzel bir kadına aşık olur.Aşkları kusursuz derecede ilerlerken hikaye pat diye son bulur.Ya kadın ya da erkek terkeder diğerini...Engin Günaydın bu filmle tüm bu klişeleri altüst ediyor.Yer yer kafamızı karıştıracak kadar yeni bir dünya yaratıyor.Bu dünyada her erkek aşık olabilir.Kusursuz olmak diye bir şey yoktur.Olağanüstü şeyler kusursuzdur,bu yüzden kusurlu olanlar gerçektir.Her aşkın sonu da melankolik bitmek zorunda değildir.Beyazperde karardığında sizi tatlı bir şekilde sersemletecek bir film İçimdeki Ses.Olmayaydı iyiydi dedirten 1-2 sahne dışındaki akıcılığı,karakterlerin gerçekliği ile iyi bir romantik-komedi .Üstelik yukarıda bahsettiğim gibi rakiplerinden daha özgün bir iş.Ne diyelim,izlemeyenleri sinemya davet ediyor Engin Günaydın'ın yeni senaryolarını beklediğimi belirtiyorum.
Düşünceler beyninin içini sarmışken,sen hayatta bir yol ayrımındayken ''o'' ortaya çıkar.tüm mantıklı ve gerçekçi öngörülere karşı durmadan bağırır ve ''senin için doğrusu bu'' diye kendini duyurmaya çalışır. Öyle gümbürtüye,kalabalığa gelmez.huzuru,sesizliği,yalnızlığı sever. Böyle durumlarda beliriverir. Bir bakmışsın senin en sadık yoldaşın olmuş,sana yol yöntem göstermiş.Onu keşfettikten sonra hep danıştığın olmuş.belki de gerçek sen o olmuş.risk alırken ''korkma,koş peşinden''demiş ve sen koşmuşsun.Hatta etrafındakiler anlam veremezken,herşey çok uçuk kaçık gelirken sen ''o''dan güven almışsın.için acısa da ,herşey yolundaymış gibi gelse de seni girdiğin yoldan en yakın kestirmeyle çıkarıp başka dünyalara sürüklermiş içindeki ses.. Belkide bu tanıma en uygun olacak film, karakterimiz Selim içindekini dinleyerek , içinden geleni yaparak tüm kararlarını veren içimizden bir insan.. Akıcı ve kendini izlettiren film olmuş , tebrikler!
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.