Her şeyin yanlış olduğu bir toplumda doğru olanı yapmak ve doğruyu aramak sizi tam olarak ne yapar? Örnek davranışlarınızla bu çürümüş toplumu değiştirebilir misiniz? Yoksa bütün bu tersliğin arasında doğru olmak sizi düpedüz enayi mi yapar? Yönetmen Yury Bykov'un üçüncü uzun metrajlı filmi olan Enayi, kendisinin bir önceki filmi olan Komiser'in izinden giderek benzer sorular sormayı hedefliyor. Gecenin bir saatinde evinden çıkıp kentin en izbe köşelerinden birinde yer alan izbe bir binaya giden Dima, aslında sıradan bir tesisatçıdır. Neredeyse çökmek üzere olan bu binada tamı tamına 800 kişi yaşamaktadır ve kahramanımız sadece bir gece içerisinde bu binayı boşaltmak zorundadır. Dima, masum insanların hayatını kurtarabilmek için, gece boyunca bürokrasi ile köşe kapmaca oynamak zorunda kalacaktır. Ne var ki yönetmen Bykov'un gözünde, Dima gibi enayiler, "dünyada bir şeylerin düzelebileceğine dair" son umut kırıntılarımızı yeşerttiğimiz insanlardır.
Yanlışı yolsuzluğu hepsini içinde barındırarak aç gözlü politikacıları kötülüğü güzel bir şekilde anlatmış hatta sonunda felsefik olarak izleyeceği düşündürmüştür başları ağır ilerlese de tüm bunları anlatıp kötülüğe rağmen elden bir şey gelmemesine rağmen bir şeyleri yapmaya çalışmak bize bunu gösteriyor
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.