Limonata
Ortalama puan
3,7
200 Puanlama

35 Kullanıcı yorumları

5
9 Eleştiri
4
8 Eleştiri
3
7 Eleştiri
2
3 Eleştiri
1
3 Eleştiri
0
5 Eleştiri
Sırala
En yararlı eleştiriler En yeniler En çok eleştiri yazmış üyeler En çok takip edilen üyeler
Turgay Buğdacigil
Turgay Buğdacigil

Takipçi 2.430 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
28 Aralık 2025 tarihinde eklendi
Senaryosunu da...

Sakip karakterini de canlandıran Ertan Saban ile birlik de kaleme almasının yanı sıra...

İlk uzun metrajlı (debut) sinema filmini de çeken Ali Atay'ın yönetmen koltuğunda oturmak da olduğu "Limonata"; insanın içini ısıtan, bir "dramedy (drama comedy)" olarak geliyor karşımıza...

***

Gelin isterseniz...

13 Nisan 2015 tarihindeki dünya prömiyeri, İstanbul Uluslararası Film Festivali'nde yapılan bu filme, biraz daha yakından bakalım...

***

Manastır, Makedonya'da yaşayan...

Ölüm döşeğindeki eski TIR şoförü Suat (Zekir Sipahi)...

Yanına çağırdığı oğlu Sakip'ten, son arzusu olarak...

İstanbul'da, imam nikahı kıyarak evlendiği, Fatoş adındaki bir kadının dünyaya getirdiği...

***

Ama kendisinin...

Henüz bebekken terk ettiği ve o yüzden de...

Yüzünü dahi görmediği diğer oğlu Selim'i (Serkan Keskin) bulup, getirmesini ister...

***

Zira...

Ölüp gitmeden ondan, helallik almak istemektedir...

***

İşte...

Hal böyle olunca da...

Babasının emektar külüstür otomobiline atlayan Sakip...

Eline sıkıştırılan, TIR'cı kahvehanesi işletmecisi Ali Rıza'ya (Selahattin Bilal) ait eski bir adresle...

İstanbul'a doğru yola koyulur...

***

Çünkü...

Onun aracılığıyla Sakip'in...

Selime'de ulaşabileceği düşünülmek de...

***

Bu amaçla da...

Kaçakçılığa tövbe edip, bir cami de imamlığa başlayan Ali Rıza'ya ulaşmak gayesiyle Sakip...

Söz konusu, Fatih, Suriçi muhitindeki bütün camileri, günlerdir beş vakit boyunca...

Tek tek dolanıp, adeta iz sürmektedir...

***

Derken...

Çok geçmez ve Ali Rıza'yı bulan Sakip...

Ondan, kardeş olduklarına inandırmak ve alıp Manastır'a götürmek için ikna etmek de zorlanacağı...

Futbolcu Selim'in bilgilerini de alır...

***

Ancak...

Geleneksel üslubumuz gereği...

"Spoiler" vermek suretiyle, henüz seyretmemiş olanların ağızlarının tadını kaçırmak istemediğimiz için biz de kendi anlatımımızı...

Filmdeki tüm heyecanın start alacağı...

Burada noktalarız...

Dakika 30...

***

İki kardeşin...

İstanbul, Bulgaristan, Makedonya güzergahında gerçekleştirecekleri yol hikayesinin damgasını vuracağı filmin geride kalanında siz değerli sinemasever dostlarımızı; aradan geçen 10 yıla rağmen, her yeniden izleyişimiz de, aynı lezzeti almaya devam ettiğimiz...

80 dakikalık bir bölüm daha bekliyor olacak...

***

Emek verilerek ve benzeri bir örneğine rastlamanızın da asla mümkün olamayacağı; alışılmış "nesir" tarzının dışındaki, yüzyıllar içinde güzel Türkçemize yavaş yavaş sızarak eklemlenmiş Arapça, Farsça ve Avrupa kökenli sözcükler bütününe entelektüel taklaların attırıldığı...

"Irkçılık", "faşizm", "homofobi" ve doğruluğunun bilimsel olarak kanıtlanması imkansız bir metafizikten ibaret olan "inanç övücülük" yahut da "yericilik" içermediği için...

Ezberleri bozan "lirik" bir anlatım dili de benimsenmek yoluyla...

25 - 30 kelimelik Türkçe bilgi haznesinin ötesine geçilerek yazılmış, bir başka "özgün" yorumda yeniden buluşmak dileğiyle...

Keyifli seyirler,
Engin Yüksel
Engin Yüksel

Takipçi 1.469 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
27 Şubat 2018 tarihinde eklendi
Ali Atay'ın ilk yönetmenlik denemesinde yaşadığım yer olan Kocamustafapaşa'nın sokak ve caddelerini görmek güzel oldu. keyifle izlenebilen bir yapım 7/10
Birkan K.
Birkan K.

Takipçi 51 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
13 Ağustos 2015 tarihinde eklendi
Ali Atay’ı yönetmen koltuğuna ilk kez oturduğu film olan Limonata, görüntüsüyle, hikayesi ile Avrupa Filmlerini anımsatan güzel bir yol filmi. Bunda filmin ambiansının payı çok büyük tabi. Yarısı İstanbul’da, yarısı Makedonya-Manastır’da geçen film iki başarılı oyuncu üzerine kurulmuş. Bu da filmin klişe hikayesini, hem oyunculuklar hem de Ali Atay ve Ertan Saban’ın yazdığı diyaloglarla sıradanlıktan kurtarmış, festival filmi tadında bir iş çıkartmalarını sağlamış. Ali Atay’ın gözlem yeteneği ve insani ufak ayrıntıları oyunculuğunda olduğu gibi Limonata’da birçok sahnede ve diyalog ta yer verdiğini görüyoruz. Bir arkadaşımızda, akrabamız da ya da kendimizde keşfettiğimiz bu ufak ayrıntılar, beyazperdeye yansıyınca, başrol karakterini daha çok seviyor ve filmi daha çok benimsiyoruz. Ali Atay’da bu hayatın içinden davranışları çok iyi yakalıyor bence. Kamera açılarının, doğal bırakılması, bazı sahnelerde titremeler olması bile güzel düşünülmüş bir ayrıntı. Sanki iki kardeşle birlikte seyahat ediyor, birlikte köpeklerden kaçıyoruz hissi uyandırıyor. Bir düğün sahnesi var ki sanki Emir Kusturica’nın eğlenceli düğün dernek sahnelerini görür oluyorsunuz Limonata’da. Bu arada yakın zamanda rahmetli olan Ciguli’nin (Angel Jordanov Kapsov) de filmde yer alması hoş bir veda gibi olmuş. Gülüşü, şahsına münhasır görüntüsü dahi filme renk katmaya yetmiş. Serkan Keskin, gerçekten iyi bir oyuncu olduğunu bu filmde bir kez daha kanıtlıyor. Duygu değişimleri çok iyi, bir oyuncuya hem gülüp, hem de tek bir bakışı ve duruşuyla bize kendi derdini ortak edebiliyorsa bence iyi oyunculuk budur.

Spoiler’lara başlayabilirim sanırım; bundan sonraki bölümü filmi izlememiş arkadaşlar okumasın, ya da okuyun boş verin bunlara takılmayın filmin sonunu söylemiyceğim. spoiler: Serkan Keskin’in, Funda Eryiğit ile otobüs camından birbirleriyle 10 saniye bakıştıkları bir veda sahnesi var ki, bana bir çok duyguyu ve düşünceyi bir arada hissettirdi. Bu sahne filmin tüm yapısını ve hayatın içinden oluşunu özetliyor gibi. Annesini ve ölüm döşeğindeki hiç görmediği babasını telefonla konuşturması ise yine filmde en çok etkilendiğim sahnelerden. Hem klasik ihtiyar diyalogları, hem annesi ve babası ayrılmış bir çocuğun bir kerede olsa onların ortak bir şeyler yapmalarına şahit olmak istemesi ve bazen çok şey beklediğinde hiç bir şeyin beklediği gibi olmaması. Filmin başındaki, futbol ve cami sahneleri gerçekten akıllarda kalan ayrıntılar oluyor.
Filmin ismi yüzünden sürekli bir Limonata arayışına geçebilirsiniz. Buna ilişkin öyküde tek bir ipucu var: Makedonya bölümünde Manastır sokaklarında ‘Blood is not lemonade’ (‘Kan, limonata değildir’) diye bir duvar yazısı görüyoruz. Sanırım Balkanlar’da yakın geçmişte kaybedilen bir çok cana gönderme yapılmış. Filmin hikayesi İstanbul-Yol-Manastır gibi 3 bölüme ayrıldığı gibi duygu hezeyanı da güldürü, orta şekerli yol olayları ve hüzün gibi olmuş. Bu da filmde şöyle bir sıkıntıya yol açıyor. Sonlara doğru modumuz düşüyor ve bana göre hikayenin son 15-20 dakikasıyla film sıkıcı bir hal alıyor ne yazık ki. Gereksiz uzatıldığını düşünüyorum. Yol hikayelerinde hep zıt çatışan karakterler görürüz, bu filmde Ertan Saban’ın da komedi yönünü keşfettik ve Serkan Keskin ile iyi bir ikili oluşturmuşlar.

Eski tır şoförü olan Suat ölüm döşeğindedir. Oğlun Sakip’ten (Ertan Saban) son istek olarak, yıllar önce İstanbul’da imam nikahıyla evlendiği bir kadından olan oğlu Selim’i bulup yanınan Makedonya’ya getirmesini istemektedir. Sakip de babasının bu son isteğini kırmayarak emektar arabasıyla yollara düşer ve İstanbul’da zorlu arayışlardan sonra kardeşi Selim’i (Serkan Keskin) bulur. Ama asıl hikaye Selim’i bulduktan sonra başlar.

KİŞİSEL PUAN: 7,5
Arribas
Arribas

Takipçi 38 değerlendirmeler Takip Et!

3,0
21 Eylül 2015 tarihinde eklendi
Mecnun olarak tanıdığımız ali atay ın ilk senaristlik ve yönetmenlik denemesi orta karar ve ilerisi için umut vadeden bir film olmuş.Filmin ilk yarısı yol filmi statüsünde geciyor bunu hakkıyla yerine getiriyor ve bazı sahnelerde güldürüyor ve eğlendiriyor.Diğer yarısında ilk yarının o keyif verici ortamından çıkıp bir anda kendini dram ağırlıklı kaptırınca filmin hem temposu hem de sürükleyiciliği kayboluyor.Sonuç olarak ali atayın ilk yönetmenlik denemesiyle sınıfı geçiyor ve size keyifli bir 100 dakika ortaya koyuyor.
DthepYEK
DthepYEK

Takipçi 233 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
8 Eylül 2015 tarihinde eklendi
Suat, Makedonya’da yaşayan eski bir tır şoförüdür, hasta yatağında ölmeyi beklemektedir. Ölmeden önce oğlu Sakip’ten son bir isteği vardır; yıllar önce İstanbul’da imam nikâhıyla evlendiği bir kadından olan oğlunu bulup, yanına getirmesi. Ne var ki bu o kadar kolay olmuyor. Türkiyedeki kardeşinin gelmemekte direnmesi, sonra yollarda başlarına gelen sıkıntılar. Onları çok zorlu bir yolculuk bekliyor. Film konu olarak belki çok farklı veya yapılmamış bir şey olmamasına rağmen anlatımı ve oyunculuklarıyla kendini izlettiriyor. Özellikle Ali Atay'ın ilk yönetmenlik deneyimi olması sebebiyle bence çok büyük bir iş beklemekte haksızlık olurdu. Buna rağmen gayet başarılı bir film olmuş. Leyla İle Mecnun ekibinden ayrı ayrı filmler gelmeye devam ediyor. Bir taraftan Onur Ünlü, diğer taraftan Bana Masal Anlatma ile büyük giriş yapan Burak Aksak ve yakında yeni filmi "Karabela" da çok yakında vizyona girecek. Bu ikisine şimdi de Ali Atay eklendi. Bu üçlüyü takipte kalın derim. Hepsi çok kaliteli işler yapıyorlar. Ve önümüzdeki yıllara damga vuracak isimler... Film belki efsane veya mükemmel değil ama her tarafından kalite akıyor. Espirilerde olsun, oyuncuların konuşmalarında, aksanlarında ( Özellikle Ertan Saban'nın aksanına bayıldım.) hal ve hareketlerinde iyi film olduğu belli. Başlarında özellikle ilk 1 saatlik bölüm genelinde acayip eğlenceli ve komik geçti film. Yolda geçen espirilerin bazılarında baya sağlam kahkaha attım. Fazla espiri yoktu ama olanlarda beni çok güldürdü. Bazı yerlerde çok küfüre kaçmışlar, gereksiz olmuş. Ama yer yerde küfürler cuk oturmuştu. Ama filmin özellikle son yarım saati çok ağır geçti. Tamam dramatikti ama gereğinden fazla ağır olunca yer yer sıktı. Sıktı ama oralarda da kalite düşmemişti hiç. Ayrıca çekim teknikleri ilgimi çekti. Daha çok hareketli çekim yapmışlar, sanki amatör bir kamerandanmış gibi. Bunu son zamanlarda sık görmeye başladık, farklı bir çekim tarzı. Bu filme gitmiş bence. Ali Atay'ın yönetmenlik kariyerinin uzun soluklu olması dileğiyle. İyi seyirler... 7.3/10
bircan G.
bircan G.

Takipçi 3 değerlendirmeler Takip Et!

3,5
20 Nisan 2016 tarihinde eklendi
ali atayı yönetmen koltuğunda gördüğümüz ilk film aslında bu yüzden çok heyecan veren bir film özgün bir yönetmenin doğuşuna şahit oluyoruz limonatayla ama tabi bazı eksiklikler var haliyle mesela yol filmi olduğu için yol kısmı biraz daha uzun olabilirdi gibi..oyuncular kusursuz denebilecek kadar iyiydi su gibi akıp giden limonata tadında keyif veren kimi zaman hüzünlendiren bir film kesinlikle izlenmeli
neşe s.
neşe s.

1 değerlendirme Takip Et!

3,0
28 Temmuz 2015 tarihinde eklendi
İlk olarak Leyla ile mecnun ve bu ekibin yaptığı her işe hasta olduğumu belirtmek isterim. Ali abi fena film yapmamış. Ama süper de değildi. Film orta halli olduğundan seven de var sevmeyende. Asıl olay Ali Atay, Serkan Keskin, Ertan Saban'ın felan çok iyi, değerli oyuncular olması. Adamlardan beklenti çok yüksek. Oyuncular yine çok iyi Allah için ama senaryo eksik gibi Ali abi. Siz yine de ben de dahil kimsenin yorumunu dikkate almayın. Beyaz show'da dedikleri gibi önyargısız olun. Ben Ali abinin bu yönetmenlik koltuğunda da çok çok iyi işler yapabileceğine gönülden inanıyorum 
Daha Fazlasını Göster
  • En son Beyazperde eleştirileri
  • En İyi Filmler
  • Basın Puanlarına Göre En İyi Filmler