“Mucize” gerçek bi hikayeye dayanmasından sebep, filmin mucizesini gerçekçi kılıyor. Sondaki fotoğraf karesini görmeseydim, “yok ebesinin Ali Sami” derdim. Ama yaşanmış hikayeler her zaman kurgulanmış yapaylıktan insanları daha fazla duygu yoğunluğuna itiyor. Türkücü diye ön yargıyla baktığımız Mahsun Kırmızıgül’ün, Türkiye’de artık kendi has bir sinema dünyası ve izleyici kitlesi var. Yönetmenin, resim kareleri, bakış açıları muhteşem, bunun yanı sıra Doğu’nun kendine has kıraç doğasını, seçtiği mekanlar ve görüntülerle çok iyi beyaz perdeye taşıyor ve bizlerle tanıştırıyor. Kırmızıgül daha önceki bol acılı filmlerine “Mucize” ile bir yenisini daha eklerken. Bu filmde öncekilerden farklı olarak komedi unsurlarına bolca yer vermiş. Film ister istemez Doğu Anadolu insanını ve şartlarını anlatan, bu işlerin ilk öncülerinden olan Vizontele’yi akla getiriyor. Hatta yan hikaye Vizontele Tuuba ile benzerlik gösteriyor. Ama ülkemizin kanayan yarası okulsuz köyler, 1960’lı yıllarda geçen bir film olunca ve bu konular ortak dertlerimiz olduğundan, benzerlik göstermesini olağan karşılayabiliyoruz. Bir Mahsun Kırmızıgül filminde komedi unsuru bol olunca, tehlike, kötülük nereden gelecek diye diken üstünde izliyorsunuz filmi. Anlayacağınız cebinizde mendilinizi hazırda bekletiyorsunuz. Uzaklara dalan bir kadından, sakat kahramanımızın davranışlarından, “ulan kötü bir şey olacak” diyosunuz içinizden. Hikayede Mahsun Kırmızıgül’ün en büyük yanlışı ise tek bir hikayeye birden fazla konuyu sığdırmaya çalışması. Bu yüzden bazı karakterler ve hikayeler çok havada kalıyor. Bazıları mesaj kaygılı olsa da bu niye filmde vardı diye soruyorsunuz? Mahsun acıtasyon yaparak Türk Sinema severinin zaafını biliyor diyebilirsiniz. Ama bu tarzda filmler yapan Sarhoş Atlar Zamanı, Kaplumbağalar’da Uçar’ın İranlı Yönetmeni Behmen Kubadi’ye saygı duyuyoruz. Mahsun Kırmızgül’ün oyunculuğu ne kadar kötü de olsa yönetmenliği her geçen gün daha iyiye gidiyor. Piyasada sabun köpüğü gibi yüzlerce komedi filmi üretileceğine, böyle eli ayağı düzgün emek harcanan filmleri görmek için Mahsun Kırmızgül’ü desteklemeliyiz. Bu arada Talat Bulut’u Mutluluk filminde çok sevmiştim, bu filmde de oyunculuğu çok başarılı, dozunda Ege şiveside çok yakışmış. Sağlıklı bir insanın, konuşamayan ve hareketleri kısıtlı sakat birini eğreti durmadan oynamasıyla da Mert Turak, filmde pastanın en büyüğünü hak eden oyunculardan.