En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
rudeonerudeone
Takipçi
1.698 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
24 Kasım 2014 tarihinde eklendi
"Klostrofobik filmler" alt türünde kesinlikle ilk sıraları zorlayacak bir korku-gerilim. Neredeyse tamamı Paris'in ünlü, gizemli yeraltı diyarında geçiyor. Konu olarak biraz zorlama ve klişe tarafları var filmin, ancak en büyük gücünü geçtiği mekandan ve bu mekanın yarattığı klostrofobiden alıyor dediğim gibi. Mad Men'den de tanıdığımız Ben Feldman sanırım en bilindik yüz oyuncu kadrosunda.Roller ciddi performanslar gerektirmediği için oyuncular konusuna değinmeye pek gerek yok. Senaryoya da keza öyle aslında. Filmin pek böyle dertleri yok kısacası. Koşturmacası çok da uzamadan nihayete eriyor, seyirciyi sıkacak boyutlara ulaşmadan. İzlenebilir bir yapım ancak beklentileri düşük tutarak başlamak gerekiyor. Bu gibi gerçek hayatta da var olan ürkütücü mekanlarda geçen filmler sanırım daha bir ilgi çekici oluyor. Örneğin yakın zamanda "Chernobyl Diaries" vardı buna benzer. Finali de tartışma konusu, beğenmeyen çok çıkacaktır. Yine de ilginç bir konuya ve dehşet verici bir mekana ev sahipliği yapıyor ve türün hayranlarını büyük hayal kırıklığına uğratacağını pek sanmıyorum
Türünün iyilerinden. Filmi izlerken sanki oradaymış gibi hissettiriyor sizi. Nefesiniz kesiliyor ve nerde bu çıkış diyorsunuz. Bu tarz tarihi filmler herzaman bu kadar ilginç ele alınmıyor. Bu film iyi olmuş.
Film korkudan ziyade daha çok gerilim ve gizem içeriyor, İzlerken sıkıcı ilerliyor gibi ama film sizi bir şekilde peşinden sürüklüyor. Yanan araba ve ardından yere gömülen olay dışında olaylar gerçekçiydi. Filmden sonra İnsan acaba bulunmayı bekleyen gizemli şeyler varmı diye düşünmeden edemiyor ki bence varlar özellikle de yaşadığımız toprakların altında, örneğin'' Tarsus kazısı'' orda ne bulunduğuna dair bir cok haber ve söylenti dolaştı ama bir türlü gerçekler kamuoyuna açıklanmadı. Kim bilir daha neler var, sahi Ahit Sandığı neredeydi..
Ülkemizde “Derin Kabus” ismiyle gösterilen “As Above So Below”, bir alt tür olan buluntu filmler (found footage) kategorisinde yer alan ve izleyiciyi korkutmaktan ziyade germeyi iyi beceren fakat ortalamanın etrafında bir yapım olarak göze çarpıyor.
Amatör çekim filmleri genelde sinemaseverler pek sevmez. Özellikle "PARANORMAL ACTİVİTY"den sonra bir akım haline gelen bu tarz filmler doğrusu gündemi epey meşgul ediyor. Paris'te keşif yapmaya çıkan yine klasik bir grup gencin üstüne basarak söylüyorum; dehşet dolu anlarını beyazperdeye aktaran bu yapım, izlerken tüyleri diken diken ediyor. "THE DESCENT" vari bir film olan "DERİN KABUS" ülkemizde 3 haftalık periyotta 24.634 kişi tarafından izlenmiş ve pek de rağbet görmemiştir. Yine de arşiv raflarında muhakkak olması gereken filmlerden birisi diyorum.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.