Senaryosunu, Dodie Smith'in "The Hundred and One Dalmatians / 101 Dalmaçyalı" (1956) isimli romanı ve onun bir çizgi film adaptasyonu olan Walt Disney prodüksiyonundan (1961) uyarlayarak Dana Fox ve Tony McNamara'nın yazdıkları “Cruella”, yönetmen koltuğunda Craig Gillespie'nin oturduğu, "ailecek izlenebilecek" şahane bir suç komedisi...
Daha fazla uzatmadan gelin başlayalım isterseniz...
Hikaye bu ya...
Doğduğu günden itibaren siyah - beyaz çift renk saçı ile dünyaya, mesaj vererek meydan okumaya başlar Estella...
Herkesten öylesine farklıdır ki bu Estella (Tipper Seifert-Cleveland), ilkokulda Anita Darling (Kirby Howell-Baptiste) dışında kimseyle anlaşamaz ve sıklıkla yaşadığı kavgalar nedeniyle de okuldan atılır...
Böylelikle de Estella ve annesi Catherine (Emily Beecham), o küçük kasabadan ayrılarak Londra'ya doğru yola koyulurlar...
Elbette Hellman Konağına uğramayı da ihmal etmeden...
Ancak annesine verdiği sözü tutarak, kendisini arabada beklemek yerine köpeği Buddy ile beraber, konukların kıyafet balosu düzeninde katıldıkları bir moda gösterisinin yapılmakta olduğu konağın salonuna dalar ve konağın yöneticisi John'a (Mark Strong) yakalanır...
Yakalanması bir şey değil de, çıkardığı karışıklık sonrasında, annesinin kendisine teslim ettiği kolyeyi orada kaybetmesinin yanı sıra çok sevdiği annesinin ölümüne de yol açar...
Artık Estella'nın yapabileceği tek şey, oradan kaçarak tek başına Londra'ya gitmek ve soluğu Regent's Park'ta alarak, havuzun başında güneşin doğmasını beklemektir...
Tam da ciddi anlamda umutsuzluğa kapılmışken Estella sabah uyandığında yolu, kendisi gibi on iki yaşlarındaki kimsesiz iki küçük hırsız olan Horace (Joseph MacDonald) ve Jasper (Ziggy Gardner) ile kesişir...
Ve oldukça da sağlam bir ekip oluştururlar...
Derken...
Göz açıp kapayıncaya kadar aradan bir on yıl geçmiş ve artık kendilerine ait bir eve de sahip olmuşlardır...
Tabii hırsızlık işinin boyutlarını da büyütmüştür bu üç kafadar...
Hırsızlıktan fırsat buldukça kıyafet de tasarlayan Estella'nın (Emma Stone) aklı fikri, haute couture çalışan Baroness Tasarım Evinin 1965 Kış Koleksiyonundadır...
Ama doğum gününde bir sürpriz yapan Horace (Paul Walter Hauser) ile Jasper (Joel Fry) Estella'ya, Londra'nın en ünlü moda mağazası Liberty'de, temizlikçi olarak çalışabileceği bir iş ayarlarlar...
Ne yazık ki, bir gece dış vitrinde kendi düzenlemesini yapana ve Baroness'in (Emma Thompson) dikkatini çekene kadar da öyle, pasaklı bir kız gibi çalışmak zorunda kalır o mağazada...
Ardından, sıra dışı bir butik işleten Artie (John McCrea) ve Baroness'in, sürekli eli ayağı birbirine karışan avukatı Roger (Kayvan Novak) ile de tanışır Estella...
Fakat daha da iyisi, Baroness'in gözüne girmiş olmasıdır...
Yalnız o da ne?
Estella'nın annesinin kaybolan kolyesi, Baroness'in boynundadır...
Ve aynı Baroness, o meşum moda gecesinin ev sahibi de olduğu için, Estella'nın annesinin öldüğü anları en ince ayrıntısına kadar anımsamaktadır...
Şimdi gelde çık işin içinden...
Zira bir zamanlar konakta hizmetçi olarak çalışan ve ayrılırken de kolyeyi çaldığını iddia ettiği annesini, "hırsız" olarak nitelendiren Baroness'ten, düzenleyeceği kıyafet balosuna "Cruella De Vil" kimliği ile katılarak, o kolyeyi geri almaya karar vermiştir Estella...
Asıl bomba haber ise Estella'nın, annesinin kimin yüzünden öldüğünü öğrenecek ve o yüzden de, intikam ateşi ile yanıp tutuşacak olmasıdır aynı gece...
Dakika 47...
Bitti mi?
Ne gezer...
Çok daha büyük sürprizler de mevcut, filmin geriye kalanında...
Örneğin, bizzat kolyenin bünyesinde barındırdığı müthiş "sır" gibi...
Yeterli görsel efekt zenginliğini de sağlamış olan, 100 - 200 milyon dolar aralığındaki bir bütçeyle çekilen ve Emma Stone ile Emma Thompson'ın performanslarına da hayran kalacağınız bu filmi, yazılan olumsuz yorum ve verilen düşük puanlara aldırmadan kesinlikle kaçırmamanızı öneririz...
Özellikle de, vakti zamanında Beatles, Supertramp, Bee Gees, The Animals, Deep Purple, Led Zeppelin, Rolling Stones, Black Sabbath, Electric Light Orchestra, Queen, The Doors, Suzi Qatro, David Bowie, Blondie, Doris Day, Judy Garland ve Ike & Tina Turner gibi efsane isimlerin 60'lı yıllarda seslendirdikleri şarkılara tutkunsanız, eminiz Nicholas Britell'ın özel olarak besteledikleri dahil filmin soundtrack'ine de bayılacaksınız...
Keyifli seyirler,
Son bir not:
Finalde yazılar akmaya başladığında sakın yerlerinizi terk etmeyin ve biraz daha bekleyin...