tek kelimeyle berbat !!!!! los angeles ın göbeğinde insansız hava aracıyla etrafı bombalamaları polisin ortalıkta olmaması . dubai de binadan başka bir binaya arabayla uçarak geçmesi kavgalarda ingiliz anahtarıyla birbirlerine giriyorlar yüzüne vuruyor çizik bile yok uçurumdan arabayla düşüyorlar takla atıyorlar 10000 metre düşüyorlar arabanın kapısını acıp cıkıp gidiyorlar arabalar saatte 150 km hızla birbirine çarpıyor adamlarda çizik yok
filmi izlerken abartmıyorum 20 kişi salondan cıktı.bir filmi abartırsınız eyvallah derizde bune yahu ? tam bir fiyasko
Filme bugün gittim ve harikaydı.Serinin en çok izlenecek ve en iyi filmi.Paul Walker için güzel bir son hazırlamışlar ve filmde ayrıca Paul Walker için yapılan klip gösteriliyor.Kesinlikle gidin herşey muhteşem en azından Paul Walker anısına gidin...
Gelmiş geçmiş en mükemmel film serisi sabırsızlıkla bekliyorum. Fakat aynı tarihte Türkiye de de gösterime girecek mi yoksa ileri bir tarihe kadar beklemek zorunda mıyız ?
Filmin vizyon tarihinin vize tarihleriyle çakışmasından dolayı filmi vizelerden sonra izlemeyi düşünüyordum ki Pazar günkü sınav ertelendi ve Cumartesiden sonraki gün boş kaldı. Hemen Cuma gecesinden sonraki gün için 13:45 seansına biletimi aldım. Sanırım bu filmin etkisinden de 1-2 hafta kurtulamayacağım. Çünkü film çıkmadan önce izlediğim gibi inceleme yazısını yazacağımı düşünüyordum fakat filmden çıkınca hiç de öyle olmadı.
Serinin yedinci filminin konusu şöyle: Hızlı ve Öfkeli ekibi bu kez İngiltere’den gelen bir intikam planından habersizlerdir. Deckard Shaw (Jason Statham) kardeşi Owen‘ın (Luke Evans) hesabını sormakta ve onu yaralayanların karşısına çıkmaktadır. Shaw ekibin Toretto evini havaya uçurduktan sonra Dom yetkili bir devlet ajanından yardım ister. Böylece ekip bir kez daha harekete geçer. Bu kez ABD hükümeti için yaptırılan bir takip cihazını ele geçirmek zorundadırlar.
Fast and Furious 6 (Hızlı ve Öfkeli 6) 2013 yazımda artık son noktaya gelindiğine dair birkaç satır yazmıştım. Ama görünen o ki bundan da fazlası olabiliyormuş ki bu film de bunun en somut kanıtı. Hemen yazının başından şunu söylemeliyim. Filmi izlemeye başladığım andan itibaren yönetmenin değiştiği çok bariz belli oluyordu. İlerleyen dakikalarda kaçış sahnelerine oranla aksiyon dolu sahnelerin sayısı iyice arttı. Justin Lin‘den sonra Saw, The Conjuring ve Insidious gibi korku ağırlıklı filmlerin yönetmeni James Wan‘ın yönetmen koltuğunu devralmasının aksiyon-yarış dengesi, kamera açıları ve geçişleri ile filme çok şey kattığını düşünüyorum. Bunun yanında filmi serinin diğer filmlerinden farklı kılan şey Jason Statham ve Kurt Russell‘ın (Mr. Nobody) yanında oyuncu kadrosuna Ramsey rolünde Nathalie Emmanuel, Jakande rolünde Djimon Hounsou ve Kiet rolünde Tony Jaa gibi yeni yüzlerin katılmasıydı. Ve tabi ki Paul Walker…
Dövüş sahnelerindeki kamera açıları ve ses efektleri mükemmel olmuş. Filmin geçtiği mekanlardan Abu Dabi sahneleri ve Azerbaycan’da çekilen takip sahneleri favorilerim arasındaydı. Biliyorum bazı aksiyon sahneleri çok abartılmış olabilir ama gerçekten abartı bu ekibe yakışıyor. Abartılı araç modifiyeleri, aşırı güçlendirilmiş askeri araçlar ve dahası. Özellikle havalı ve sert adam imajında Dwayne Johnson ve Jason Statham’ın dövüş sahnelerinin yanında yine Jason Statham ve Vin Diesel’in dövüş sahneleri olağanüstüydü. Kelimenin tam anlamıyla.
Özellikle Dominic Toretto’nun korkusuz tavrı filmdeki en büyük aksiyon unsuruydu. Bazı sahnelerde ‘Vur, kır, parçala!’ dediğim oldu. İki tarafta da intikam duygusu olup ölüm korkusu olmayınca işler bu boyuta varabiliyor demek ki.
Hani böyle filmler olur saf aksiyon tarzında. Sürekli bir hareket sürekli bir gerilim olur. İzledikten sonra iki saat içinde aldığın zevkle kalırsın. Ama bu öyle değil. Bu Hızlı ve Öfkeli serisine yaraşır bir tarz. Her şeyden yeterince var ve filmin sonuna kadar çoğunlukla aksiyon temalı sahneler izlediğiniz halde bu sizi sıkmıyor.
Her oyuncu ayrı ayrı rolünün hakkını vermiş. Fakat filmi izlerken sürekli Paul Walker’ın serideki son rolünü bu filmde oynadığı düşüncesi kafamdan bir türlü gitmedi ve her oyuncunun sergilediği rollerde o mimiklere dikkat ettim. Bazı sahnelerde sergiledikleri performansların rol icabı olmadığını fark edebiliyordum. Hele o son sahne yok mu! Bütün ekip sadece mimikleriyle konuşuyordu resmen. Ama son konuşmayı Vin Diesel yaptı ve noktayı koydu. Belki de son sahne olmasa bu kadar yıkılmazdım ama o son sahne gerçekten beni üzdü. Seriyi başından beri takip eden biriyseniz bu duygularımı çok rahat bir şekilde anlayabilirsiniz.
Paul Walker’ın hayatını kaybettiği gün yazdığım şu yazıda dediğim gibi:
Nissan Skyline R34 GT-R’ı onun sayesinde sevmiştim belki de. Belki de hayata onun sözleriyle bakmıştım. Ama hayat filmlerdeki kadar toz pembe değil ne yazık ki.
Şüphesiz serinin en iyi filmi . Jason STATHAM filme ayrı bir hava katmış . İzlerken hiç sıkılmayacağınız bir film olmuş . Sinemasına 2 kez gittiğim halde içimde hala izleme hevesi olmuyor değil :)
Hızlı ve Öfkeli 7 Filmi sadece aksiyon sahneleri için bile izlenebilecek bir yapım Jason Statham Filme tam uymuş... Serinin ilk filmindeki ana tema sokak yarışları ve FBI ajanı ekseninde iken ilerleyen filmlerde bu algı ortadan kalktı ve daha küresel bir kabuğa büründü diyebiliriz. Bunu ilk başlarda yadırgadım fakat sonrasında daha iyi anlamak adına tekrar izledim... Kötü adamlar ve devlet ile işbirliği kulağa hiç fena gelmeyen bir fikir. Tabi Paul Walker içinde bir parantez açmak gerekirse. Hızlı yaşa Hızlı öl sözünü anımsatıyor bana çok alışmıştık bu filmde ona fakat teknoloji paul' u yine bize sundu... Özet olarak adamlar film yapıyor gerçekten filmin tüm sahneleri özen ile çekilmiş ve en iyi hissi izleyicide uyandırmayı başarmış. Eğer sizde Filmi izle' mek istiyorsanız hemen bir bilet almanızı tavsiye ediyorum... İyi seyirler..
Tabiki Kurgulama aşaması Paul Walker ın ölümü dolayısı ile oldukça silik geçmiş. Ama her şeye rağmen Jason Statham gibi bir adam her filmi izlenebilir yapar gercekten büyük transfer. Sonuca bakılacak olursa serinin devamında da göreceğiz onu.
büyük umutlar ve tavsiyeler ile gittiğim son 20 dakikasında bitse de artık gitsek dediğim bir film. en az 10 sahnesinde yok artık bu kadar da gerçekten uzak olamaz dediğim sahnelerle dolu. birbirini öldürmek için atılan yumruklar ingiliz anahtarı balyoz gibi demir aletlerle yüzlerine aldıkları darbeler karşında kan akmasını bırakın çizik bile olmaması bilmem kaç bin metreden düşen arabanın içinden kapıyı açıp beyaz tşörtü bile tozlanmayan adamlar. saatte 200 ile giderken arabanın kaputunda bir yere tutunmadan durabilen süper hacker kızlar duvarın üzerinden nitro kullanıp amacı uçan helikoptere çarpmak olmayıp ta el bombası yüklü çantayı helikopterin bilmem neresine asmayı başaran süper kahramanlar. şehrin ortasında insansız bir predator uçakla arabaların komik savaşı. bilmem kaç milyon dolarlık araç ile dünyanın en yüksek binalarından üçünün arasında camdan cama atlayan ultra süper sürücüler. ve birisi bana lütfen o disk sürücüsünün bir prensin arabasının altına hemde süper korunan bir arabanın altına neden gizlendiğini anlatsın. eğer ki süper arabaların hız shovlarına şahit olucam diyorsanız aldanırsınız çünkü yok denecek kadar az. birde android jason statham var evlere şenlik. filmin yıldızlarından birinin ölmesi bu filmi ancak bu kadar prim yaptırabilrdi. saygılar iyi seyirler.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.