demirkubuz un teknik açıdan kendini ne kadar geliştirdiğini anlayabilirsiniz c blok u izleyince.kendine has tarzını yine görebilirsiniz ama kamerasında,ışığına,oyuncu performanslarından ,kurgusuna kadar acemilik ve pratik eksikliği göze çarpıyor.aama yine de demirkubuz sinemasını tanımak ve daha iyi anlamak için izlenebilir ..bence yönetmenin en kötü filmi..10/7
demirkubuzun ilk filmi olduğunu göz önünde bulundurarak değerlendirmek gerekiyor. yine de senaryo, diyaloglar, sahneler son derece kopuk ve anlatılmak istenenleri aktarabilmekte yetersiz kalmış. henüz tam olarak montajı bitmemiş bir filmi andırıyor. çıraklık dönemi olarak nitelendirilebilir, yönetmenin ustalık dönemi filmleriyle karşılaştırmak dahi zor. şimdiye kadar izlediğim demirkubuz filmleri arasında açık ara en kötüsü 3/10
Bu filmde ev özne,karakterler ise nesnedir.Psikolojik dramdır.Demirkubuzun filmografisinde en zayıf halka olarak görülür ancak ben aynı fikirde değilim.
Zeki Demirkubuz un ilk sineması Masumiyet in de geleceğinin göstergesi.Oyunculukların başarılı olduğu bir filmi neden beyazperde.com a bu kadar geç ekledi anlamak mümkün değil.Önemli bir not iyi oyuncu olduğuna inandığım Olgun Şimşek inde kısa bir rolde oynadığını belirtmekte fayda var. 10/7
hayatımızdaki iletişimsizliği modern toplum mimarisinin bizlere getirdiği bunalımları içimizde bir yerlede kalan kendimize bile söylemye korktuğumuz arzularımızı ortaya çıkarmış yine büyük üstad zeki demirkubuz ilk filmi olmasına karşın diğer tüm filmlerindeki olgunluk bu filminde de mevcud çok başarılı çekim açıları var filmde ve harika oyunculuklar kesinlikle izleyin derim sizi size yine tüm yalınlığla gösterecek zeki demirkubuz
Zeki Demirkubuzun adeta "ben geliyorum" dediği müthiş film "C Blok" da varoluşçu filmlere çok iyi bir örnek..Demirkubuz gerçekten çok büyük yönetmen, ilk filminde bu kadar başarılı iş çıkarması takdire şayan..kameranın yakaladığı görüntüler,oluşturulan atmofer, karakterin ruh hali, yalnızlığı ve sürekli arayış bir içinde oluşu müthiş anlatılmış..her dksı her saniyesi izlenmeye değer çok çok başarılı bir psikolojik-dram hikayesi C Blok.film için La Pianiste´nin hafifletilmiş hali desek abartmış olmayız..10/10
Yönetmen filmle ilgili 'Klasik anlamda bir hikayesi neredeyse yoktur. Filmin metafizik bir yanı vardır. Durumlarla, anlarla ilgili sahnelerin olduğu bir filmdir.' diyor ama katılmak zor biraz. Kopuk da olsa bir hikayesi var filmin. Modern insanın, modern kapanları tasvir edilmeye çalışılmış. Bir yere kadar da başarılı olmuş. Ancak kopukluklar, boşluklar var. Filmde müzik yok denecek kadar az. Keşke hiç olmasaymış. Bu kadar kötü müzik olamazdı herhalde. Kaba, özensiz ve irrite edici bir müzik. Filme katkısı olmadığı gibi filmden uzaklaştırıyor. Tülayın kocasıyla yaşadığı sorunlara az da olsa değinilebilirdi. Evliliğin eskimiş oluşu, birbirlerinden bıkmaları, farklı arayışlar hiç biri yerli yerine oturmuyor. Yönetmenin zihnindekileri ben de perde de görmeliyim. Bu yüzden film daha çok kopukluk hissi veriyor. Neden yok kısaca. Tülay çok sıkılıyor. Ama neden? Neden var ya da yok. Birazcık anlatılmalıydı. Kocaman boşluklar bırakılmış. Kapıcının oğlu tiplemesi daha başarılı olabilirdi. Babası ile oğlu arasında birazcık benzerlik olur. Baba tiplemesi iyi ancak oğul olamamış. Oyuncuya göre rol değil. Role göre oyuncu olmalı. Birazcık dikkat ve özen.Ayrıca Tülay ve eşinin arabadaki sahneleri hiç inandırıcı değil.Olmamış. İlk film olması sebebiyle boşluklar mazur görülebilir ancak müzik konusunda aynı düşünemiyorum. Bir de filmin metafizik bağlantısı konusunda yorum yapmak istemiyorum. Yönetmenin zihni ile perdesi/yapabildikleri/yansıttıkları arasındaki sorun burada çok belirginleşiyor. Konuşması kendini ele vermiş.
8/10Yine bir Zeki Demirkubuz tarzi.Filmi sıkıcı bulan arkadaslar bu yonetmenin yapimlarini izlemesinler.Belli bir kitlesi olan yonetmenin basarili filmlerinden bence.Diyaloglar az olmasina ragmen,karakterlerin ruhsal dunyalarini cok iyi yansitmis ki bence bu buyuk bir basari.Dostoyevskinin kitap karakterine benzetirim hep Zeki Demirkubuz karakterlerini.Dostoyevski sevenlerede yonetmenin tum filimlerini tavsiye ederim.Ben hepsini izledim.Yonetmenin etkilendigi bir yazar olmus Dostoyevski.Bu arada gozden kaciranlar varsa filmin son kismi olan hastane sahnesinde,hastalar arasinda Zeki Demirkubuzda bir hasta rolunu oynamis.Bu da ayrica etkileyeciydi.
Başka bir yönetmenin olsa güzel bazı özelliklerinden dolayı öwebileceğim bir film olurdu. özellikle bazı ince açıların kaliteli çekimi dikkat çekiyor. ama anlatım olarak neyazıkki zeki demirkubuzdan beklenen bir kalite göremiyoruz. kısacası zeki demirkubuza yakışmayan bir film.
Film 1990 yılları Türk Sinemasının işlemeyi sevdiği Modern Türk kadını karakterini ele alıyor. Tülay, içsel sıkıntılarını ve tekdüzeliğini giderme yolları arıyor. Bu arayış hizmetçi kız ile kapıcının oğlunun sevişme sahnesini görmesiyle daha ivme kazanıyor. Filmde biz izleyici olarak bu arayış üzerinden bir anlatı görüyoruz. Bunun yanında C Blok sakinlerinin birbirinden farklı hayatlarından kesitler karşımıza çıkıyor. Ben filmin anlatısında kopukluklar olduğu fikrine katılmakla beraber filmin başarılı denilebilecek bir psikolojik dram öyküsü olduğunu düşünüyorum.
herkes ilk filmi ve en kötü filmi diyor ama bana göre mustafa hakkında herşey filmiyle birlikte türkiyede tam anlamıyla yapılmış psikolojik filmdir.serap aksoy sırıtsada fikret kuşkan ve zuhal gencer harika bir performans sergilemiştir.demirkubuzun en kötü filmi ise bekleme odasıdır ki onu c bloktan seneler sonra yapmıştır ilk film olmasıyla ilgisi yok
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.