En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Engin Yüksel
Takipçi
1.469 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
26 Haziran 2024 tarihinde eklendi
Türkan Şoray'ın Sultan ünvanını aldığı ve popülerleşmesinin ilk basamağı sayılan, Kocamustafapaşalı Halil ile Hamalbaşılı Sabiha'nın yasak ama nahif aşkını anlatan bir yapım 8/10
Türkan şoray türk sinemasının sultanı.. keşke günümüzde de eskiden olduğu gibi oyunculuğunu konuşturan sinema filmlerinde rol alsa.. ama ne yazıkki son 20 yıllık dönemde hemen hemen hiçbir önemli filmi yok.. halbuki oyunculuğun yaşı yoktur ve her yaşın kendine göre karakterleri vardır.. üstelik bahsedilen oyuncu türkan şoray gibi bir ustaysa.. inşallah yeşilçamda olduğu gibi son dönem türk sineması adına iyi bir sinema filminde etkili bir rolle tekrar izleyebiliriz sultanı..
Büyük usta Ömer Lütfi Akadın 68 yapımı başyapıtı.. İzzet Günay ve Türkan Şoray gibi iki usta oyuncunun, büyüleyici performansları sayesinde Türk sineması adına en değerli filmlerinden birisi çıkmış ortaya...
Bu filmi benzersiz kılan bir neden de günümüzde de devam eden duyguları, anları bir anlamda anlamlandırma ihtiyacı olarak görülen bol diyaloglu ve hareketli mizansenlerin yerine Akad'ın usta çizgisinde gördüğümüz sessizliği ve diyalogsuz geçen anları çok iyi kullanabilmesi, müziğiyse dramatik bir yapının parçası olarak görmesiydi. Halil ile Sabiha'nın pavyonda ilk karşılaştıklarındaki uzun süre karşılıklı durmaları sırasında ortama birden sessizliğin çökmesi ve sonrasında Şükran Ay'ın sesinden "Haydar Haydar" parçasında " Aru namus şişesini taşa çaldım kime ne" kelamıyla parça çifte nazire yapıyor görülmesi ve "Kalbimi Kıra Kıra" parçasının finalde bir anlamda sevgililere herkesin aldığı yarayı üzerinde taşıyarak yaşamına devam edeceğini bildirip tema müziğinde de bunu belirterek sonu başından belli bir hikâyeyi anlattığını hiçbir zaman gizleyemeyen yanı müzik filmde nasıl bir duygusal birleşen olduğunu gözlerden kaçırmıyor. Yönetmenin bir diğer önemli özelliği de stüdyolarda kurulan fakirhaneler, ucuz dekorlarla kurulan meyhaneler, evler, köşkler ve hep aynı bölgelerde çekilen mahalle sakinlerinden yana zengin Yeşilçam filmlerinin aksine, yönetmen aynı İtalyan yeni gerçekçilinde olduğu gibi kamerasını sokağa çıkarıyor, İstanbul'un ara sokaklarına semtlerine giriyor. Bu yolla gerçeklik ve hikâyenin şiirsel yönü arasındaki çatışmaya mükemmel bir şekilde işliyordu. Filmdeki diğer Akad imzalı farklılık ise diğer filmlerinde de beraber çalıştığını gördüğümüz İzzet Günay'ın Halil rolüyle ve Türkan Şoray'ın konsomatris Sabiha rolüyle bütünleşebilmeleri ve klasik tipleme oyunculuklarından sıyrılıp karakter oyunculuğuna bir anlamda yükseldikleri en önemli filmleri denilebilir.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.