En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Ata Kalinyazgan
Takipçi
204 değerlendirmeler
Takip Et!
2,0
6 Eylül 2013 tarihinde eklendi
Eyvah! Yeni bir seri başlıyor...
İlk önce Harry Potter sonra Alacakaranlık şimdi de Ölümcül Oyuncaklar... Artık fantastik kitap uyarlaması filmlerden gına geldi. Bu çok satan kitapların kazandığı para yetmiyormuş gibi bir de filmleri yapılıyor öyle de para kazanılıyor. Bu filmler bluğ çağındaki kızlar için güzel de biz ne yapalım yahu?
Harry Potter serisi Alacakaranlık serisinin aksine her yaştan izleyicinin ilgisini çekmişti ve büyük beğeni toplamıştı. Çünkü ortada taze bir fikir ve yenilik vardı. Şimdi ise Ölümcül Oyuncaklar'a bakıyorum, Alacakaranlık saçmalığı kadar bile bir yenilik getirmiyor. Harry Potter'a birkaç kurt adam, vampir ve iblisin eklendiğini düşünün bir de God of War oyunundan fırlamış canavarlarla bunların savaştığını hayal edin işte size Ölümcül Oyuncaklar...
Ölümcül Oyuncaklar, hiçbir yenilik taşımasa da bize sunuluşu bakımından Alacakaranlık serisinden daha iyi. En azından filmin hikayesi bir vampirle bir insanın aşkından daha fazla şey barındırıyor. Clary (Lily Collins) bir gün arkadaşıyla şiir dinletisine gider. Şiir dinletisi bitince de evin yolunu tutar. Ancak son zamanlarda sıkça gördüğü anlamsız bir sembolü yoldaki gece kulübünün panosunda görür. Sembolün ne anlama geldiğini merak eder ve kapıdaki görevliye sorar. Ancak bu sembolü ondan başka kimsenin göremediğini anlar. Daha sonra gece kulübüne girdiğinde bir cinayete tanık olur. Ertesi gün annesi Valentine adında bir adam tarafından kaçırılır. Bu noktadan sonra Clary bir iblis avcısı olduğunu öğrenir ve gece kulübünde tanıştığı kişiden (cinayeti işleyen adamdan) yardım ister.
Hikayenin bundan sonraki kısmını benim anlatmama da sizin görmenize de gerek yok. Az çok tahmin ediyorsunuzdur herhalde. Filmin temposu ara sıra düşüyor çünkü film Alacakaranlık'a özeniyor. Gereksiz bir aşk hikayesi katılmış; aynı Bella-Jacob-Edward üçlüsü gibi bu filmde de Clary-Simon-Jace arasında bir aşk döngüsü var. Bu aşk meşk olayları bana çok gereksiz gelse de filmin teenager kızlar için pazarlandığını gözden kaçırmamak lazım.
Aslında film sadece Harry Potter özentisi olarak kalsaydı çok daha iyi olurdu. Alacakaranlık özentisi bir aşk hikayesini illa da koyacaklarsa koysunlar ama kurt adamlara ve vampirlere hiç gerek yok. En azından Resident Evil filmlerinden zombi eklememişler. Ekleselerdi herhalde bulamaç kıvamında bir çorba olurdu film.
Pembe Panter 2 ve Karate Kid filminden tanıdığımız Herald Zwart'ın ilk fantastik filmi olduğunu göz önünde bulundurursak yönetmenin bu zor türe çok kötü bir giriş yaptığını söyleyemem. Sorun filmin hikayesinde; yönetiminde değil. Komedi filminden sonra fantastik film yapmak kolay bir iş değil ama böyle bir hikayeyle ancak böyle bir film oluyor işte.
Ölümcül Oyuncaklar'ın oyuncu kadrosu pek ahım şahım bir kadro değil ama film oyunculuk performansı bakımından da Alacakaranlık'ı geçiyor. En azından Edward ve Bella'nın soğuk aşkı bu filmde biraz daha ısınmış olarak karşımıza çıkıyor.
Sonuçta Ölümcül Oyuncaklar baştan aşağı zırva ve saçma bir film. Hem de bu saçmalığı "Tüm hikayeler gerçektir" sözüyle desteklemeye çalışıyorlar. Ayrıca filmin asıl hedef kitlesi teenager kızlar öpüşme sahnelerinin gelmesi için sabırsızlanırken erkek izleyiciler de aksiyon sekanslarını bekliyor. Yani filmde yer yer her iki izleyici kitlesi için de sıkıcı bölümler yer alıyor.
Ölümcül Oyuncaklar'a giderken Harry Potter ile karşılaştırmayı umduğum bir film bekliyordum. Fakat, ancak Alacakaranlık ile karşılaştırabildiğim bir film olduğunu gördüm ve hayal kırıklığına uğradım. Sonuçta gitmenizi önermediğim halde illa gidecekseniz beklentilerinizi olabilecek en düşük seviyeye indirin derim. İblisleri, vampirleri ve kurt adamları aynı film içinde 130dk boyunca savaşıp sevişirken görmeye gidiyorsunuz. 6,4/10
“Ölümcül Oyuncaklar: Kemikler Şehri & The Mortal Instruments: City of Bones” sıkılmadan izleyebileceğiniz ancak fazla beklenti içerisinde de olmamanız gereken fantastik bir gençlik filmi. Cassandra Clare’ın “Kemikler Şehri – Ölümcül Oyuncaklar” serisinden uyarlanan film, sihirli kupayı ele geçirmek için kıyasıya mücadele eden İblisler ve İblis Avcıları arasındaki savaşı anlatıyor. Harald Zwart’ın yönettiği 130 dakik süren, ancak uzun süresine rağmen sıkılmadan izlenebilen filmimizde; vampirler, kurtadamlar, karanlık güçler, ensest aşk, pıt diye sembol şeklinde hemen kazınan dövmeler, acayip silahlar karşımıza çıkıyor. Kurgusunun idare ettiği, mekanlar ve sanat yönetimi konusuna iddialı olan film, Twilight’ın gölgesinde ancak oyunculuklar açısından (kadro sağlam olmasına rağmen) vasat bir görüntü sunuyor.
Kızımla birlikte izledik.Çok güzeldi, kitapların hayranlarının ve fantastik filim sevenlerin bayılacağı bir yapıt. Asla ne oyuncular nede yorum hayal kırıklığı yaratmıyor, hepsi tam oturmuş. Heveslereikinci filmi bekliyoruz.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.