filmde kayboldum david lynch filmlerini sevemiyorum.. neden bi filmi anlamak icin ekran basinda kendimi kasmak zorunda kalayim ki..konusu hatirina 4/10
9/10. Belki neden bu kadar yüksek puan verdiğimi anlamayan olabilir. Evet film biraz hatta bayağı karışık. Lynch'in ilk izlediğim filmi Mulholland Çıkmazı idi. Ne kadar şanslıyım ki önce onu izlemişim. Çünkü o film de biraz karışık ama biraz bu sitede uğraşınca kısmen çözebildim. Ama bu film farklı zaten yorumları okuyunca göreceksiniz. Lynch'in beynine girip ne demek istediğini anlamak imkansız belki kıyısından geçebilirsiniz. Belkide onu bu tip filmleri yapmaya iten şey bu esrarengizlik tutumudur. Yinede tavsiye ederim, hep aynı tür filmleri izlemekten sıkıldım diyenlere bir alternatif.
DEVAMI... ve evine gelen bu kasetler yüzünden polise gidiyorlar. fakat gittikleri parti her seyi tekrar allak bullak ediyor. zira orada tekrar andy ve gizemli adam ile karsilasiyorlar. artik tüm travmalar tekrar yasanmaya basliyor. ve o gece renee'yi öldürüyor. polisin tutukladigi fred elektrikli sandalyeye mahkum edilmek üzere infazini bekliyor hapiste. dikkatinizi çekmek istedigim nokta filmin sonuyla filmin baslangici birbirinin devami seklinde ilerliyor. gizemli adamin sordugu daha önce de karsilasmistik cümlesi bunu kanitliyor. kronolojik siraya göre gizemli adamla en son klüp sahnesinde konusuyorlar. ama filmin ilk sahnelerinden biri klüp sahnesidir. anlatabilmisimdir umarim. ve bütün bunlarin haricinde lynch'in kendisinden duymadim ama fred'in dedektifler tarafindan sorgulanmasi gerçekliginden emin oldugum tek sahne galiba. evet fred renee'yi öldürdü bu da bir gerçek ama renee fred'i aldatti mi? renee gerçekten pornocu mu? dick laurent diye biri var miydi? bütün bunlar hayal mi gerçek mi bilinemeyecek. dick laurent ise porno krali eddy'di bunu da bilmeyenlere hatirlatayim. film bize sizofreninin gözünden anlatiyor her seyi. gizemli adam tipki fight club filmindeki tyler durden gibi bir karakter. baska bir zaman bu filmin çok daha genis biçimde kritigini yapacagim.
izleyen her bireyin elindeki materyalden farklı bir kompozisyon yaratabileceği kadar özgün ve sınırsız bir film lost highway. şimdi kafamda oluşturduğum upuzun bir çözümünü yazmayı isterdim ama başkalarını yok yere manipule etmenin hiç lüzumu yok. çünkü bence filmin en büyük özelliği bu. onlarca farklı çözümünün olabilmesi, hatta hiç bir çözümünün olmaması ihtimali. fred'in filmin başında söylediği gibi:
"nasıl oldukları önemli değil. önemli olan benim olanları nasıl hatırladığım.."
Tek kelimeyle harika ve bir Lynch klasiği...Filmi anlayamadığını ve berbat bulduğunu söyleyen arkadaşların ifadelerini anlamsız bulmuyorum.Çünkü bu da bir Lynch yöntemi.Filmdeki boşlukları doldurabildiğiniz ölçüde filmi anlamış sayılırsınız.Lynch, alışıldığı ölçüde, filmin bütün anlatım ve anlamını dipnotlarına kadar seyircinin gözüne sokan bir yönetmen değil.Bu durum tamamen seyircinin yaratıcılığına bırakılmış.Filmdeki Fred karakteri içinde bulunduğu durumu öteleyebilmek için suçu işleyen bir bilinçaltı karakter olarak Robert Blake'i yaratır.Bu klasik ben yapmadım Mickey yaptı mekanizmasının bir yansımasıdır.Ve Fred'in suçluluk hissini hafifletmeye yarayan karakterlerden biridir.Çünkü Fred filmin bir bölümünde tam ifadeyi hatırlayamasam da ben herşeyi hatırlamak istediğim gibi hatırlarım der.Öte yandan iktidarsızlığının bilincinin üstesinden gelebilmek için, polisin tabiriyle, tuvalete gitmekten çok sevişen bir Pete karakteri yaratır.Pete tutkulu bir aşık, sağlam bir sevişgendir.Filmde baştan sona filmdeki gerçeğine en yakın olan karakter Renee/Alice'tir.Renee gerçekten Fred'i aldatmıştır ve Fred'in bu gerçekle yüzleşmesi,Alice'in bana asla sahip olamayacaksın demesiyle başlar.Fred Renee'yi öldürmüştür.Fakat bu gerçekle yüzleşmesi ancak yaptığı işi zihninde meşrulaştırmak için gerçeği başka türlü kurgulamasıyla olanaklı hale gelir.İktidarsızlığının ve karısının onu aldatması gerçeğinin üstesinden gelen karakter Pete, bilinçaltındaki katil ise Blake'tir.Blake bir karede, silahını Dick'e doğrultmuş olarak görünürken,aynı anda diğer karede silah Fred'in elinde görünür.Bu durumun en açık ifadesi de bu karedir.Fred, öfkesiyle yüzleşince de artık Blake karakterine ihtiyaç kalmamıştır.Çünkü film baştan sona Fred'in kendisiyle yüzleşmek için yarattığı kurgular etrafında döner.
Fimde ayrıntılandırılabilecek çok fazla şey var.Fakat özetle film çıplak gerçek ve algılanan gerçek çatışması üzerine tamamen sürrealist bir şaheser.Seni seviyorum David Lynch..
Ben David Linch filmlerini sevemedim, çünkü adamin filmleri rastgele firçasini sallayan ressamin resmi gibi. Nasilki bu tarz resimleri seven ve sevmeyen insanlar var, linch filmleri için de ayni sey geçerli. Ben sevmeyenlerdenim,, çünkü filmin sonunda kafamda bir sürü soru isareti kalmasi ve bu soru isaretlerini çözmeye çalisirken birden farkediyorum ki mantikli yaklasarak cozume ulasmak mümkün degil.. Bu yüzden soru isaretleri durdugu yerlerinde kaliyor oylece. Bu durumda izlerken kafani calistirip filmin anlatmak istedigini mantigini kullanip bulman gereken filmlerden degil bu film. Öylece izlemek ve sonunda da film hakkinda fazla düsünmemek lazim.
Evet, david lynch tarzı filmleri severim ama bu kesinlikle en kötüsü. İki kesim var bu film hakkındaki görüşlerini dile getiren; filmin iyi olduğunu düşünenler (ki bana göre bu kişilerin sinemadan anlamadığı bir gerçek) birde kötü olduğunu düşünenler. Ben ikincisine dahilim. Yönetmen her zaman filmlerine rüyadaki o olayların birbiriyle olan garip bağlantısını, zamansızlığı, gotik ve mistik imgeleri koyuyor. Bunları çok iyi yapıyor örneğin Blue Velvet harikaydı veya Mulholland Drive. Bu iki filmde aklınızda bıraktığı sorular gerçekten size haz veriyordu. Sanatıyla görüntüsüyle sizi doyuruyordu. Her ne kadar bir zamansızlık ve anlamsızlık kavramları olsa da bunlardan zevk alıyorduk, filmin içine tat katıyordu. Ama Lost Highway maalesef bunu başaramıyor. Lynch bu sefer imgelerini doğru yerleştirememiş ve ortaya sadece saçmalık çıkmış. Bu filmin saçma olmadığını kanıtlayacak tek bir kişi bile yoktur. Tarzını ve ustalığını gösterememiş yönetmen bekleneni verememiş. Olaylar birbirlerinden çok uzak, anlam yok merak yok. Duygu yok işin içinde ve zeka. Lynch'in sadece filme bu ilginçlikleri seyirci merak etsin, anlamasın ve düşünsün diye koymuş. Ama bu imgeler kavramlar sizde hiç düşünme, anlama fırsatı bile vermiyor. Arkasındaki anlatılmak isteneni bile boşveriyorsunuz. Sadece birkaç farklılık konulmuş ilgi çekmek için. Ama zaman kaybı olmuş. Sanatın "s"si bile yok. Özgünlükten çıkmış. Bir eser değil boş zaman filmi olmuş. David Lynch'in en kötü yapıtı. Ondan böyle bir şey beklemezdim. Bu sefer imgeler ve kavramlar bile birbirinden uzak ve izleyende bir tutam bile merak hissi uyandırmıyor, sadece anlamadım diyorsunuz. Filmi zaten anlamak için izlememelisiniz ama bu kadar saçmalık, ve zekasız sadece rüya havası yaratmak için konulmuş imgeler filmi ucuz bir film yapmış. 10/4
Bence Lynch'in en iyi filmidir Lost Highway, ardından da Blue Velvet gelir. Bu filmi 1 kez izlemekle çözmeniz neredeyse imkansızdır. Olayların, kişilerin, rüyaların ve gerçeklerin içiçe geçtiği, senaryosuyla, kurgusuyla, müzikleriyle ve tabi ki David Lynch'in ustalığıyla hepimizi şok eden bir film. 'It was a pleasure talking to you' bu söz ve ardından garip adamın dönerken müziğin kaldığı yerden aynı güzellikte devam etmesi.. Bu sahneyi unutmak mümkün mü? Ya da aynı adamın kadının yüzünde belirdiği sahneyi, ya da filmin sonunda ortaya çıkan sır. Direksiyonda olmayan aslında elektrikli sandalyede ölen Fred'in hapise girdikten, idam olana kadar geçen süreci kurgulaması ve yapamadıklarını (aşk, sex, intikam vs..) yarattığı karakterlere zihninde yaptırarak bizi hayal dünyasında gezdirmesi daha doğrusu ölmeden görüldüğü söylenen film şeridini Fred'le birlikte bizim de izlemiş olmamız ve sonra filmin finali :) Bu nasıl bir kurgu ve oyundur. Tartışmasız muhteşem bir film.
Bu David Lynch'in insanları kandırması mıdır yoksa filmi izlerken gereken zekanın özenin ve dikkatin gösterilmeyip, 'bu ne biçim film ya böyle' gibi bir kolaycılığın seçilmesi midir! Türü sevmeyebilirsiniz ama bu durum yönetmene ya da filme laf atma hakkını size vermez. Bu her film için geçerlidir. Sadece Lynch'ten bahsettiğim düşünülmesin. Her yönetmenin bir bildiği vardır ve ona bu sırf bu yüzden bile saygı göstermek gerekir diye düşünüyorum.
İyi de bu da bir Amerikan yapımı yani Hollywood filmi...Filmleri avrupa filmi, Hollywood filmi diye ayrım yapmak yerine anlatmak istedikleri ile değerlendirmek lazım,filmde aksiyonu hissettirecek heyecan olmadığı için bazı izleyicilere sıkıcı gelebilir ve dikkatli izlenmediğinde anlamsız bulunabilir ki bu da film için olumsuz düşüncelere sebebiyet verir.Filmin anlatılanlara kısaca değinmek isterim.İnsanın hayatında ulaşmak isteyipte ulaşamadıklarına zihninde ulaşması ve saplantı haline gelen takıntılarımız anlatıyor ve toplumunda bunda payının büyük olduğunu gösteriyor.Bir önce ki yazımda da belirtmiştim...Filmi izleyipte anlamayanlar için yazıyorum,izlemeyenler bu kısmı okumasınlar.David Lynchin sanat anlayışına göre bu filmin bir sürü yorumu yapılabilir ama ben filmdeki olay kurgusu hakkında çıkardığım sonuçları paylaşmak istiyorum.Filmde Fred karakteri başından beri hapiste.Karısını öldürmüştür çünkü karısı Fred iktidarsız olduğu için onu Dickle aldatmıştır.Dick bir porno şirketi sahibidir.Böylelikle Fredin karısı Renee cinsel tatminsizliğini yenmek istemektedir.Hapiste, aldatılmış olmanın hırsını yenemediğinden ve karısına aşık olmasına rağmen onu cinsel açıdan tatmin edememenin vermiş olduğu eziklikten dolayı kendisinin tam aksi olan bir Pete karakteri yaratmıştır.Alice isimli karısına benzeyen karakteri Dickin sevgilisi olarak düşünür.Pete karakteri hem Alicei elde edecek hem de bunu yaparak Dickten intikam alacaktır.Fakat Pete Alicee sahip olamayacağını anladığı an (Alicein Petee 'bana asla sahip olamazsın' dediği an) birden Petein zıt karakteri olan,yani cinsel açıdan güçsüz olan Fred karekterine dönüşüyor...Mükemmel bir kurgu ve modern gerilim klasigi,insanın ne koşullarda kişilik bölünmesi yaşadığını ve hayatın verdiği eksiklerin acımasızlığı, tarihteki önemli filmlerden biridir...
kızdığım şeylerden biri yönetmenin adı var diye filme not veriliyor; hayır rkadaşlar bu film kötü bir film..kimse bu filmde alt metin falan aramasın bulamazsınız gereksi ve aptalca bir film. aynı şey kurosawa filmleri içinde geçerli 7 samuray bence 10/10 luk bir filmdir harikadır yani ama kurosawanın RAN ise beş para etmez neymiş ustanın başypıtıymış hayır efendim değil çok kötü bir film (görüntü yönetmenliği hariç).kayıp otobanda böle bir film bence gereksiz büyük bir vakit kaybı ne eğlendiriyor nede izlettiriyor kendine 10 üzerinde 1 bu kadar....
Zamanında salaklık yaparak izlediğim ve daha sonra acaba bu filmi anlayan var mıdır diye düşünmekten kendimi alamadığım filmdir. Filmi izlerken resmen kayboldum ve 10 kere daha izlesem yine de yolumu bulamam. Lynch bu filmi yaparken ne düşündü anlamak mümkün değil,bulmaca gibi ama düşündürmekten çok yoruyor insanı ve bir süre sonra cd yi çıkarıp kırmak istiyorsunuz. İzlenmemesi şiddetle tavsiye edilir!
-Fred Madison eşi Renee'yi öldürdüyse bunu neden hatırlamıyor? -Fred ve Renee'nin her sabah evlerinin önüne bırakılan video kasetlerinin anlamı nedir? -Bu soruların yanıtını Kayıp Otoban'da bulabilecekmisiniz? -Hayal mi,gerçek mi?Halüsinasyon mu,kabus mu? -David Lynch'in dünyasına hoş geldiniz! Boşuna aramayın çünkü çıkış yok. Son birşey eklemek gerekirse Bill Pullman Baba 2'de ki Robert De Niro'ya benzerliğiyle dikkatimi çekti,çok değişik bir film,neyin ne olduğunu anlamak güç,ben hala tam olarak anlamış değilim,gerçi daha 1 kere izledim ama gerçektende anlaşılması zor bir yapıt.Kült bir film diyebiliriz,zaten izleyince neden kült mertebesine erdiğini anlayacaksınız.Alkollüyken,uykuluyken izlenilmemesi gereken bir film,günün en dinç olduğunuz zamanını seçin.8/10.İyi seyirler.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.