En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
semahos
Takipçi
193 değerlendirmeler
Takip Et!
2,5
16 Kasım 2008 tarihinde eklendi
bir kaç kere izlemeniz gereken bir film..yinede herkes farklı bir sonuç çıkaracaktır.olay örgüsü,kupukluğunun içinde bağlanma özelliğiyle baş yapıtlardan biri..
izleyen insanın defalarca rüyasına girecek,tamamen anladım derken ufak ayrıntıların nasıl yanılttığını göreceğimiz ve filmi tavsiye ettiğimiz arkadaşların bizimle tüm bağlarını koparmalarına neden olacak tek film.bu filmi izlemeyeni kesinlikle film izlemiş saymıyorum.
Lost HighwayYönetmen : David LynchÜnlü Yönetmen Lynch insan beynini linç eden yapımlara imza atmayı seviyor şüphesiz ki bu filmde onlardan biri? söz konusu bu yönetmen olunca filmin her karesinde mantık arıyor insan, en azından kendi adıma. Hal böyle olunca da filmi birkaç kez izlemek,geri sarmak,durdurup kağıda kaleme sarılmak farz oluyor.Dünden beri beynimi kemiren film için herkesin olduğu gibi benim de kendime göre analizlerim var,zaten Lynch'in imzası olan hiçbir film için kesin yargıya varamayız,istediği de bu değil mi zaten ? :)Dikkat!!! Yüksek miktarda ?spoiler- içerir? :)Kısaca filmin konusu şöyle;müzisyen olan Fred Madison (Bill Pullman), Renee (Patricia Arquette) ?nin geçmişinden habersiz onunla evlenmiştir. Renee'nin güzelliği ve Fred'in iktidarsızlığı Fred'i önce aşırı şüpheci biri yapacak sonrasında ise iş halüsinasyonlara ve en uç noktaya yani şizofreniye kadar gidecektir.Gelelim analizlere;ikilinin arasındaki soğukluk,kırılganlık filmin başından itibaren hissedilir düzeyde. Fred'in evinin önüne hergün bırakılan kasetleri sırasıyla izlediğimizde adım adım evin dışından içeriye doğru girdiğini görürüz. İlk gün gelen kasette sadece evin dışını görürken,ikinci gün gelen kasette evin içine hatta yatak odalarına kadar giriyoruz. Ve bomba gibi gelen son kasette de Fred'in cinnet görüntüleri yer alıyordu. Adım adım gelen bu kasetler bana göre Fred'in adım adım cinnete yaklaşması. Kasetler Fred'in beyninin içindeki sıkışmışlığın sırasıyla dışavurumu olarak kullanılan objelerden başka bir şey değil. Kısaca aslında ortada kaset falan yok.Fred bir cinnet anında eşini öldürür fakat bunu hatırlamamaktadır, hapishanede yediği yumruğa kadar tabi? hatırladığı her kare baş ağrılarına ve uykusuzluğa sebep olacak ki kişilik bölünmesinin en belirgin belirtileri arasında yer alır sırasıyla hepsi. Derken Fred ikinci kimliğini Pete (Balthazar Gett) vasıtasıyla çıkarır ortaya. Yapamadıklarını Pete aracılığıyla yapacaktır artık. Filmin bundan sonrasında Pete karakterini tanımaya başlıyoruz. Pete işinin ehli bir tamirci,hatta Mr.Eddy'nin yani Dick Laurent'ın bir numaralı tamircisi.(Fred neden ikinci kimliğini başka bir şey değil de tamirci olarak oluşturma gereği duydu diye düşündüm, başka fikri olan var mı bilmiyorum ama aklıma şu geldi:zengin adamlar arabalarına düşkün olurlar ve Dick'le kontakt kurmanın en temiz yolu buydu belki de,sizce? ) Mr.Eddy yani Dick,porno film yapımcısıdır ve bir numaralı yıldızı,gözbebeği Alice/Renee'dir şüphesiz. Alice ve Pete arasında yakınlaşma olacak ve Fred iktidarsızlığı sebebiyle Renee'ye sahip olamamanın acısını Pete aracılığıyla Alice'den fazlasıyla çıkaracaktır :) Renee, Fred'e açıklamadığı geçmişini Alice kimliğiyle Pete'e açıklıyor (aslında Fred'e açıklıyor),bu da daha fazla kıskançlık ve intikam demek oluyor. Fred,Renee'den öğrenemediği tüm geçmişini Pete kimliğiyle Alice'den öğreniyor. Filmin sonlarında çölde sevişirlerken Pete'in Alice'e söylediği ?Seni istiyorum.? Cümlesine karşılık Alice'den aldığı ?Bana asla sahip olamayacaksın? cevabı bardağı taşıran son damla oluyor ve Pete yeniden Fred'e dönüşüyor.(kişi diğer kimliğiyle haz aldığı müddetçe ana kimliğine dönmezmiş,bu sahneyle bunu daha iyi anlıyoruz.Pete'in istediğini duyamaması yeniden Fred'e dönüşmesine sebep oluyor.) Ve sıra Fred olarak hiç tanımadığı ama Pete olarak kim olduğunu öğrendiği Dick'i öldürmeye geliyor. Filmin başından beri tipiyle bizi geren gizemli adamımız (Robert Blake),Dick'i öldürdükten sonra elindeki tabancasının bir sonraki görüntüde Fred'in elinde oluşu aslında gizemli adamın Fred'in bilinçaltından başka bir şey olmadığının kanıtı burada. Bilinçaltının silüete bürünmüş hali bir nevi. Ve filmin son sahnesi;Fred'in polisten kaçarken arabanın içinde yüzünün şekilden şekle girmesi elektrikli sandalyede idam edildiğini ifade ediyor ve filmimiz başladığı şekilde bitiyor.Oyuncu performansları tek kelimeyle harika,üstelik Lynch'in ne yapmaya çalıştığını anlamadan rollerine adapte oldukları düşünülürse takdire şayan. Zihnimi yoran ender filmlerdendi,beynini bulandırmak isteyen varsa buyursun gelsin :)
birkaç david lynch filmi izleyince bu adam çok daha iyi anlaşılır olacaktır. blue velvet’deki renkler, atmosfer bu filmde de kanımca özellikle gerilim açısından çok sağlam geliştirilmiş. kayıp otoban zamana karşı duran bir film, insanın düşünceleri, kafasında yarattığı imgeler gibi. kurgu filmi falan değil bu film. ve de bir iki daha izlesek daha iyi anlarız filmi de değil. filmin özelliği bence sinemayı ele alış tarzında.
bu filimi çekeni bulursam hakkaten döverim ya.alık alık baktık ve sürekli güldük.saçma sapan işler ordan burdan adamın biri çıkıp ben burdayım falan dio ne olu ne bitio bişi belli diğil.hakkaten saçmalık bide aldığı puana bak ya.bizim insanımı gerçekten ilginç ya .
sadece yönetmenin hayranlarının seveceği bir film olmuş. insanların sevememelerini anlıyorum çünkü bu tür filmlere ilk karşılaşacak olanlar aşırı derece garip hissedebilir. yönetmeni tanımayanlar için bir deli eğlencesinden başka bir şey olmaz anlaşılacağı. ben bir hayranı olarak yine her zamanki gibi büyülendim. rüyalar ile gerçeklerin çatışmasını, rüya imgelerini, utanç ve kıskançlık duygularını tıpkı bir kabustaymışçasına kullanması taktire şayan. david lynch kafanın içine girmekten çok keyif aldığımı söyleyebilirim.
David Lynch: Bu adam sinemayı kendi dehasını göstermek için bir araç olarak kullanıyor.Hiçkimsenin yapmaya teşebbüs bile etmediği ussal betimleme anlatısı inanılmaz bir biçimde başarılı olarak onun filmlerinde hayat buluyor.Bu filmde Fred’in kişilik bölünmesini ne olarak okursanız okuyun Lynch’in deha parıltısına hayran kalıyorsunuz.Tabi filmi anlamanız çok zor irdeledikçe yavaş yavaş imgeler yerine oturabiliyor ancak oda oturacaksa tabi.Sinir bozucu bir anlama dürtüsü insanı mazoşizm olgusunu tanımlarcasına kuşatıyor, çepeçevre sarıyor.Cevapları bulursanız ne ala.Sadece bu filmi kritik eden bir kitap yazılması gözardı edilmeyecek bir şey olsa gerek.Bu adamın imzaladığı daha nice filmleri izleyebilmek temennisiyle :)...Bol sinemalı günleeeer
kayıp otoban la anladım ki lynch filmleri pek bana göre değil.fazlasıyla gerildim ki bu yönetmenin ulaşmak istediği bir sonuçtu galiba.bana hitap etmese de her haliyle(müzikleri,inanılmaz görüntüleri)kaliteli bir film.
ne de güzel insanın kafasını karıştırıveriyor! insanlar beğenmediyse hiç bir şey anlamamıştır ya da çok beğendiyse yine hiç bir şey anlamamıştır diye,ister istemez düşündüğüm filmlerden biri oldu bu film de! hiç fragman ya da filmin yorumlarını okumadan izleyip ilk seferde anlamayı başarmış olduğum için gururluyum!filme hayran kaldım ben açıkçası..mükemmel yönetmenden mükemmel bir film..
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.