En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Pınar Güner
Takipçi
17 değerlendirmeler
Takip Et!
3,5
23 Eylül 2013 tarihinde eklendi
Bond filmlerinin 50. yılında İstanbul, Şangay ve Macau görüntüleriyle renk bulmuş bir Londra filmi Skyfall. İstanbul çatı görüntüleriyle Kapalıçarşı'dan köhne tren vagonlarıyla dağ yamaçlarında soluksuz ama klişe uzun bir kovalamaca sahnesiyle başlayan giriş kısmında, MI6'in emektar casusu James Bond'un (Daniel Craig) M'in (Judi Dench) talimatıyla melez hatun tarafından vurulup nehre düşmesiyle iki tokat yemiş gibi oluruz. Hareket pat diye sonlanmış, yerine sanat filmlerini andıran bir görüntü şöleni jenerikte salınmaktadır. Yazılar akarken izlediğimiz büyülü görüntüler ve enfes müzik eşliğinde gösterilen kandan haritanın (kızıl sarmaşığın), filmin sonlarında önemli bir yere oturacağını dikkatli izleyici anlamıştır.
Şangay'daki renkli gökdelen kovalamacası, her seferinde maceranın hikayeciklerine sokuşturulmuş mini aşk sahneleriyle güzel kadınlardan nasiplenen yaşlı kurtu seksi Çinli hatuna götürür. İstanbul sahnelerinde olduğu gibi Macau'nun epey oryantalist kullanımıyla Khimera'lı kumarhane görüntülerinde Bond'un Sherlock Holmes'a taş çıkartan psikolojik analiziyle Çinli kadın 007'yi 'kötü adam'a götürmeye, üstelik 'onun kadını' olmaya aniden karar verir. Bükemiyorsan öp hesabı.
İşte esas film, kötü adam Silva'nın (Javier Bardem) ortaya çıktığı terk edilmiş disütopyayla başlıyor. Silva kendini zorla sevdiren renkli bir anti-kahraman. Sam Mendes'in zekası Javier Bardem'in Biutiful'daki performansını yakalayan ama onun tam tersi, bir antikahramanı ete kemiğe büründürüşündeki deha, Çinli kızın dönüp bir daha baktıran gotik güzelliği, farklı ülkelerin renkli ve özgün görüntüleri... Hepsi, Bond hayranı olmayanlara bile filmi keyifle izlettiriyor.
İskoçya'daki eski ev, şapel belki de İngiltere'nin her zaman gölgesi olarak kalan bu ülkenin zamanı gittikçe elden kaçırışına işaret ediyor, bilemem ama İskoçya görüntüleriyle filmin sonlarındaki anne tarafından terk edilmişlik ıssızlığını yarattığı gotik bir atmosferle tamamlıyor.
MI6'nın tedarikçisi Q ile yaşlı kurt Bond'un arasında geçen konuşmalar, M'nin yargılandığı mahkeme sahnesindeki savunması yaşlı-genç, yeni-eski, tecrübesizlik-geleneksellik bağlamlarında önemli; çünkü film adeta artık yaşlanan Bond ile M'in ve geleneksel kalmakla suçlanan yöntemlerinin halen geçerli olduğunu savunmaya odaklanmış. Karakterleriyle Bond filminin kendisi arasında bir paralellik kurduğu açık. Skyfall ile 50. yılını kutlayan Bond Filmleri etkisinden bir şey yitirmiş değil, bence.
Javier Bardem'in anlattığı sıçan hikayesine dikkat...
1962 yılında başlayan büyük maceranın 50. yılında Bond; yeniden doğan, olgun ama baştan başlayacak kadar azimli ve biraz da ihtiyatlı. Hatırlayacağınız üzere Casino Royal’in konusu ilk Bond kitabıyla ilişkiliydi ve James’in iç dünyasına yer veriyordu. Quantum Of Solace bir öykü anlatıyordu ama çok ortalardaydı. Skyfall’da ise öykü en başa dönüyor ve klasiğin kapılarını yenileyerek açıyor. Duygusallığın yerini artık sadakat ve aile ilişkileri almış.
Bond un son fılmı skyfall ıle nıhayet karsı karsıyayız..... Bond serısı ozellıkle son 10 yıl ıcersınde ..sınema seyırcısını .yenılıkcı ve elıt bır aksıyonla devamlı cıtasını yukselterek gelmıstır....skyfall.. bu kdar cok elestırlmesının sebebı bu ..fılm ortalama bır aksıyon sahnesı ıle ıstanbulda baslıyor ..bond fılmlerınde klasıktır ..fılmın basında seyırcıye adrenalın yuklenır sonra hıkaye baslar..bu fılmde oyle ..maalesef ıstanbul sahnesı .cok vasat dıger son ıkı serıye gore ..bense sangai da gecen bolumler guzeldı .. fılme verecegınız zaman ve para deger .....beklentılerınızı bond sınıfı olarak tabır ettgıım krıterlerden asagı tutun o zman keyıf alırsınız... sılva rolu badem uyusmus...
Casino Royale ve Quantum Of Solace'dan daha iyiydi. Süper diyemeyiz ama yine de izlenmeli. Javier Bardem'in oyunculuğu harikaydı. 4/5 Ayrıca siz filmi pek sevmediniz (2'nin altındaki yorumlar) çünkü Bond karakteristik bir filme dönüştü. Ben ise bunu sevdim. O yüzden benim ve bazıları için sorun yok.
Cok özür dileyerek bu filmi insanların nasıl beğendiğini anlayamadığımı ifade etmek istiyorum. Şimdiye kadarki en berbat Bond filmi, senaryo ve kurgu berbat, her partta bir şeyler eksik bir-şeyler mantıksız geliyor. Kötü adam filmde eteğe kemiğe büründükten sonra filmin sonuna kadar küçük Emrah modunda aciz ve beceriksiz.... helede son sahnede... İnsan "die har 3" hatırlayınca yönetmene kızıyor. - Boş metro treni kaza yapıyor madem boş öyle bir acıdan cekki millet boş olduğunu anlamasın böyle bir sahneden insan die har 3 deki kaosu arıyor. - Kötü adamın ekibi polat alemdarın karşısındanki kötü adamlar gibi robot gibi ölüyorlar. Yürüyüşleri, silah tutuşlar, ifadeleri sanki part time bu iş için secilmiş alalede insalar gibi... - Film cok kopuk sac baş yolduran kurgu hataları ile dolu.
Filmlerde mantık arayan insanları anlamam ama bu kadar mantıksız bir senaryo beni bile cileden cıkardı. Ne işin var malikanede :D izleyince anlaycaksınız.... İii seyirler
James Bond'un daha güzel filmlerini izledigimi söyleyebilirim.Istanbul'da baslayan kovalamaca sahnesi mükemmeldi fakat filmin ilerleyen dakikalari siki baslayan bu maceranin daha da siki devam edecegini bekledigimden benim için hayal kirikligi oldu.Bu tarz filmlerde derin bir senaryo beklemiyorum ama var olan senaryo benim o düsük beklenti seviyeme bile ulasamadi...
Fetih 1453 e gitmiş bir izleyici iseniz buna da gitmelisiniz :) Yerden yere vuranlara bir soru? Ron Howard felan mı sanıyorsunuz. Gayet izlenebilecek bir film.
daniel craig in casino royal ile başlayan serisinin gittikçe kötüleşerek evrimleşmesi bizi tabi hayal kırıklığına uğrattı.bond bu filmde gerçekten kaybetmiş görünüyor.bond kızı olarak gödüğümüz hanfendi de o kadar kısa bir sürede karşımıza çıkıyorki alışık olduğumuz bond kızlarından tamamen farklı.
Filmi gösterime girdiği ilk saatlerde, 26 Ekim Cuma akşamı saat 23.20 matinesinde, tam da filmin sonunda Bond'un ailesi ile özdeşim kurulan ülkede, İskoçya'da Glasgow-Merkez'de izledim...Son 20 yıldaki en iyi Bond filmi diyebilirim...Nasıl ki Robert Downey Jr./Jude Law ikilisi Sherlock Holmes ve Dr.Watson'u (Jeremy Brett/Edrward Hardwicke ikilisinin efsanevi ve muhteşem performanslarına rağmen 20.yy'da kaldıkları için) 21.yy'a taşıyorlarsa; Bond'da da ister Sean Connery, ister Roger Moore ister Pierce Brosnan diyelim, her bağlamda Bond'u-sahip olduğu temel değerlerden saptırmadan-AMA 21.yy'a her anlamda ayak uydurarak, özünden en az hasarla koparak çağa uyarlayan da Daniel Craig olacaktır.... Mutlaka izlenmes, DVD'sinin ve Adele'in dokunaklı soundtrack'inin alınması şart...selamlar.A.
berbat ötesi. tutarlı hiç bir tarafı yok. craig sanki silah zoru ile oynatılmış. adele'in orjinal soundtrack'ı "fire to the rain" için izledim bir de baktım ki şarkı filmde yok. nerden tutsam elimde kaldı. 4.5 yıldız veren arkadaşı anlamak mümkün değil. gerilim ve aksiyonun olmadığı bir bond mu istiyorsunuz, adını değiştirin o halde.
Son James Bond’umuz Daniel Craig, kötü adam Silva rolünde usta oyuncu Javier Bardem ve yönetmen olarak Amerikan Güzeli ile kendini kanıtlamış Sam Mendes.
Dijital ajanların yükselişi, saha ajanlarının düşüşü filmin diğer anlatı teması, yeni kuşak genç ajanların yada başkanın masa başı çalışması, Bond karakterinin hem kişilik hem de meslek rekabetini vurguluyor.
FBI görevlisi gerçek bir ajanın belirttiği gibi “Eğer bir ajan, James Bond gibi davranırsan ömrü yarım günden fazla sürmez” ama Bond kahraman olarak zekası, çekiciliği ve şansıyla perde daha çok boy gösterecek görünüyor. Sonuçta, Bond hayali bir kahraman!
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.