En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
electronica
Takipçi
228 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
24 Haziran 2011 tarihinde eklendi
Hayatın içinden bir film ... İzlemenizi tavsiye ediyorum ...
- Bu, düşen bir toplumun hikayesi ... - Düşerken kendini rahatlatmak için şunu tekrar edermiş ... - Buraya kadar herşey yolunda ... Buraya kadar herşey yolunda ... Buraya kadar herşey yolunda ... - Önemli olan düşüş değil, yere çarpıştır ...
sert,çarpıcı ve kaliteli bir film.paris banliyölerindeki gençlerin bir gününe şahit oluyoruz,çok doğal,evet belki çok sıradan,ama etkileyici.üç gencin yanında yürüyor gibi oluyorsunuz,fakat bazen kimin tarafında olacağınız konusunda ikileme düşebilirsiniz,ben yer yer düştüm,fakat çarpıcı finalden sonra kararımı daha rahat verebildim.ikilemde bahsettiğim taraflar polis ve anarşist gençler tabii ki.filmin ilginç bir özelliği de 2005teki paris olaylarını on yıl önceden görmesi olarak kabul ediliyor,kassovitz gerçekten başarılı bir iş çıkartıyor fakat yönetmenin sonraki eserleri la hainei fazlasıyla da aratıyor.siyah beyaz renkler de filme ayrı anlamlar yüklüyor kesinlikle,kısa süresi çok çabuk geçen,gençler arası diyalogların çok başarılı olduğu bu yapımda,vincent cassel tarihe geçen bir performans sergiliyor benim gözümde.görülmesi gerekir.
Bana kalırsa filmin en çarpıcı yanı 2005te yaşanan olayları tam 10 yıl öncesinden anlatıyor olması. Gerçekten de filmin kahramanı olan üç gencin gözünden 24 saatlik rutinleri izlediğimiz La Haine, adeta kehanette bulunuyor. Yönetmenin doğduğu şehir de olan Pariste, çok değil daha 4 yıl önce yaşanan olaylar gayet basit, fakat bir o kadar da çarpıcı bir şekilde anlatılıyor, tek bir farkla; 10 yıl öncesinden. Belki de Kassovitz için kehanette bulundu demek yanlıştır, yaşadığı toplumdaki birtakım sosyal olayları doğru gözlemlediğinden söz etmek daha doğru olabilir...Filmin oyuncularına kısaca değinecek olursak 'fevkalade başarılı' demek kendileri için abartılı olmaz kanımca. Filmin başarısında, konunun yanında, büyük paya sahip oldukları açık bence. O kadar ki kimi zaman gençlere küser gibi olup taraf değiştirdiğiniz oluyor. Ama ben yer yer sinirlensem de filmin sonuna dek hep gençlerin yanındaydım?Filmin açıklama kısmında, yönetmenin La Hainedeki başarısını bir daha yakalayamadığından söz edilmiş. Bence gayet tartışmalı bir yargı. Yönetmen La Haineden başka 2003 yılında bir gerilim olan Gothikayı, 2001 yılında da Amelieyi de yönetmiş. Özellikle Gothika ile gişede oldukça hatırı sayılır bir başarıya sahip olduğunu da söylemek lazım. Ancak La Haine kadar kaliteli ve sosyal içerikli bir yapıma imza atmadığı iddia edilebilir. Kanımca bu başarıya en çok Les Rivières pourpres ? Kızıl Nehirler (veya The Crimson River) ile yaklaşmıştı Ancak ne gariptir ki kimilerinin başarılı sayıp yere göğe sığdıramadığı filmleri gişede hep yerlerde sürünmüş. Kim bilir, Kassovitz için ortalama filmler çekmek kendisi için daha hayırlıdır :)))
Çekim teknikleri ve çarpıcı senaryosuyla kesinlikle izlenmeyi hak eden bir yapım. Bir an olsun düşmeyen temposu, oyuncuların başarılı performansı sizi ekran başına kilitleyecek.
Toplumun alt kesimlerine yapılan ayrımcılığı anlatıyor,ve fransa toplumu gösteriliyor.Daha iyi anlamak için fransa toplumunu bilmek gerekir ama tüm toplumlar için geçerli olan;dayak takımı vs ayak takımı,bunların nasıl ve neden olduğu,medyanın olayları saptırması gibi filmin anlatmak istediği şeyler gösteriliyor buda filmi anlaşılır kılıyor.50 kattan aşağı atlayan bir toplumun hikayesi...her seferinde buraya kadar herşey çok iyidenildi...
Film sizi oturdugunuz yerden kaldırmıyor.Oyunculuklar, gercekligin harika derecede guzel yansıtılısı ve hissettirdikleri bu filmi unutulmaz yapmaya yetiyor.
Oldukça gerçekci ve etkileyici bir gerilim-drama,türü sevenlere tavsiye edilir fakat American His.X gibi aynı tür filmler ile boy ölçüşecek kadar iyi de bulmadım...10/8
Bob Marley eşliğinde sokak olaylarının görüntüsüyle başlayan sefilliği, arkadaşlığı, işsizliği, parasızlığı, çaresizliği anlatan leziz bir Fransız filmi.
Protesto.... çok iyi kamera açıları ve içiten içi iyi müzikleri olan bi film diceksiniz sadece bu mu hayır herhalde en iyi bağımsız filmlerden biri... bir süreçte insan hayatının nasıl mahvolduğunu üstelik yapay değil gayet gerçekçi ve deneysel bir dille anlatıyor üstelik sokak hayatına bir bakış açısı ikili çıkmaza sokuyor... yeni sinematik tarzlar ve yollar deneyor en iyi bi film kısaca vincet iyi tabi... düşüyorum ama düşeceğim aana kadar tırmandığımı biliyorum ve bunu hepimiz yapıyoruz...
kussowitz abi genç yaşta(28) yaptığı filmle ustaları kendine hayran bırakmıştır..gerek senaryo gerek kurgu gerekse çekim açıları ve tekniği on numara..hele vinz ve arkadaşkarı parise vardıktan sonra bir üst geçitteyken onlara uygulanan ,dolly zoom in miydi tekniğin adı net hatırlamıyorum, zoom beni dumura uğratmıştır akadaşlar..bu zoom onları bulundukları mekandan soyutlamayı ve kahramanlarımızdaki aidiyetsizlik duygusunu çok çok iyi yansıtmıştır..gerçekten sırf o sahne ve sonu için bile izlenebilir ve tabii filmin konusu gerçekler..( bu arada bahsettiğim tekniği ilk olarak hitchcock vertigo da kullanmıştı sanırsam)
''Tanriya inaniyor musunuz? Yanlis soru. Tanri bize inaniyor mu?'' Filmde polislere karsi nefret beslemelerine ragmen ne olursa olsun film boyu bir polis öldürüp öldüremenin ikileminde olan baliyö çocuklari anlatiliyor. Karsilikli konusmalar gerçekten yerinde.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.