En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
bruceconrad
Takipçi
349 değerlendirmeler
Takip Et!
4,0
25 Nisan 2003 tarihinde eklendi
Protesto.... çok iyi kamera açıları ve içiten içi iyi müzikleri olan bi film diceksiniz sadece bu mu hayır herhalde en iyi bağımsız filmlerden biri... bir süreçte insan hayatının nasıl mahvolduğunu üstelik yapay değil gayet gerçekçi ve deneysel bir dille anlatıyor üstelik sokak hayatına bir bakış açısı ikili çıkmaza sokuyor... yeni sinematik tarzlar ve yollar deneyor en iyi bi film kısaca vincet iyi tabi... düşüyorum ama düşeceğim aana kadar tırmandığımı biliyorum ve bunu hepimiz yapıyoruz...
'TÜM ZAMANLARIN EN İYİ FİLMLERİ' listemin 1 NUMARAsı. Unutulamayacak kadar güzel planları, olağanüstü kurgusu ve sersemletici finali ile bir sinema olayı. Kassovitz'in bundan daha iyisini yapabileceğini sanmıyorum... (10/10)
kussowitz abi genç yaşta(28) yaptığı filmle ustaları kendine hayran bırakmıştır..gerek senaryo gerek kurgu gerekse çekim açıları ve tekniği on numara..hele vinz ve arkadaşkarı parise vardıktan sonra bir üst geçitteyken onlara uygulanan ,dolly zoom in miydi tekniğin adı net hatırlamıyorum, zoom beni dumura uğratmıştır akadaşlar..bu zoom onları bulundukları mekandan soyutlamayı ve kahramanlarımızdaki aidiyetsizlik duygusunu çok çok iyi yansıtmıştır..gerçekten sırf o sahne ve sonu için bile izlenebilir ve tabii filmin konusu gerçekler..( bu arada bahsettiğim tekniği ilk olarak hitchcock vertigo da kullanmıştı sanırsam)
''Tanriya inaniyor musunuz? Yanlis soru. Tanri bize inaniyor mu?'' Filmde polislere karsi nefret beslemelerine ragmen ne olursa olsun film boyu bir polis öldürüp öldüremenin ikileminde olan baliyö çocuklari anlatiliyor. Karsilikli konusmalar gerçekten yerinde.
Düşen bir toplumun hikayesi bu... Gitgide düşerken kendisini rahatlakmak için şunu dermiş... "Şimdiye kadar her şey yolunda...Şimdiye kadar her şey yolunda...Şimdiye kadar her şey yolunda...."
ilk kez bundan 5 yıl önce izlemiştim.tek kelimeyle büyüleyiciydi.şu aralar öyle özlemişim ki izlemeyi en son dün sordum;ama henüz bulamadım.Dışlanmışlığın,yalnızlığın,isyanın,anarşinin kutsallaştırıldığı film olarak yorumluyorum ben bu filmi kendi adıma. Sonra farkettim ki 27 ekim'de la haine bu sefer beyazperde de değil de gerçek hayat'ta.tabii ki şu an fransa'daki olaylara filmdeki kadar hakim değiliz;ama bu olayları yorumlamadan önce bu filme bir gözatmakta yarar var.isyan,başkaldırı,anarşizm ve nihilizm organizmalar için er geç oluşacak oluşumlar..
Hayatın içinden bir flim. Gerçekten gettoluğu 2 saat boyunca yaşıyorsunuz. Ve olayların içinde gibi hissediyorsunuz. İzlemenizi tavsiye ederim. Eleştirimi okuduğunuz için teşekkürler.
Film Fransadaki polisler ve gençler arasında sürtüşmeyi ve aralarındaki nefreti anlatıyor. Elbette bu nefreti anlatırken filmin başından geçen şu söz "Bu 50 kattan düşen bir adamın hikayesidir, adam her katta kendini rahatlatmak için "şimdiye kadar her şey yolunda der" fakat önemli olan düşüş değil, yere iniştir" sözüyle film vermek istediği mesaj ile Fransız gençleri ile polisler arasında sürtüşme olmadığını anlıyorsunuz... Belki şu andada anlamıyorsunuz fakat bu söz karşısınıza ikinci defa çıktığında diyeceksiniz ki "evet, şimdi filmle örtüşen noktası budur! ve şimdi anladım!" evet gerçekten film budur! Kısaca filmin içeriği Fransız gençlerinden Abdelin polisler tarafından dövülmesi ve yoğun bakıma yatması üzerine arkadaşlarından Vinzin Abdel ölürse bende polislerden birini öldürürüm! demesidir. Ve bu son cümlemle ilgili replikler "bir yanağınıza vururlarsa ve diğer yanağınızı dönerseniz ona da vururlar." " bizden birisi ölüyorsa, onlardanda ölmelidir." Filmde polislere karşı radikal, çok sert ve argo kelimeler kullanılmış. Filmin güzel bir yanı sadece bir kesimin hoşuna gideceği değil Devrimci-anarşist-isyancı, gansgter-serseri gibi kişilerin ilgiyle izleyebileceği ve onlar için ayrı bir yeri olacak film. Çünkü basit bir polis-genç kavgasını anlatmıyor; film bir toplumun çöküşünü, bir toplumun içinde sistemin, hükümetin(siz ne derseniz artık) zulmunden bıkmış ve patlamaya hazır olan bir silah gibi kişilerin olması.(Umarım filmi izlerken ve bazı sahnelerde bu sözümü hatırlarsınız.)
Film gerçekten çok estetik özellikle yakın çekimlerinde dahada yaklaşmas ve tepkinin-mimiklerin belirgin bir şekilde gösterilmesi yakın çekimde gerçekten çok hoş... Kamera açıları, çekimleri gerçekten bir sanat eseri olduğunun farkına varıyorsunuz. Özellikle filmin başına ve sonuna dikkat edin. Siyah-beyaz olması filmi izlemeden önce "neden siyah beyaz ki sanki?" gibi bir soru sorsanızda filmi izlemeye başladığınızdan itibaren bu siyah ve beyazlık filme ayrı bir değer kattığını anlayacaksınız. Kamera açıları, cast vs. gerçekten çok kaliteli ve estetik. Akıcı, gerçekçi, eleştirel bir senaryosu ve etkileyici-keskin bir son. Gerçekten çok iyi.
Son olarak böyle bir sanat eserini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Anarşinin, isyanın, devrimin "neden olmuştur, neden ortaya çıkar, halklar neden isyan eder" gibi soruların cevabı gibi, ve halkın başbelası olan burnu havalardaki zalimlere eleştirel bakış açısı ve sımsıkı-semsert bir film!
Bir toplumda dışlanan kesim, yalnız bırakılan kesim, zulüm edilen kesim, ve bu kesimdeki anarşizmin, isyanın ve devrimin filmlerinden bir tanesi la haine.
yok bööle bi film yaa..tamam war da yani olmaması gerekirdi..bu filmi hakedecek naaptık biz tanrım???hayatımda izlediğim ve etkilendiğim ilk 3 filmden biridir..ona göre..sahip çıkın filme..yürü beee..ellerine sağlık yönetmenin senaristim...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.