Ortalamanın biraz üzerinde olan,klişe değil diyemeyeceğimiz bir filme göre süresi fazla uzun.Müthiş görüntü yönetimi ve Jackman'la Kidman'ın uyumlu kimyasıyla öne çıkıyor.Yine de Baz Luhrmann bu sefer hedefi ıskalamış.
Australia, yönetmen Baz Luhrmanna epey sıkıntı çektiren bir sinema filmdi oldu. Oyuncu kadrosundaki belirsizlikler nedeniyle proje bir süre askıya alındı ve daha sonra yönetmen, drover rolünü Russel Crowe yerine Hugh Jackmana verdi. Çekimleri 2007 ilk yarısında başlamasına rağmen yine projedeki bir takım aksaklıklar nedeniyle sinemalara ancak geçtiğimiz yıl sonu gelebildi...Böylesi büyük projelerin altından kalkmak büyük bir çaba gerektiriyor. Özellikle de bu denli iddalı yapımları izleyicilere beğendirmek bazen filmi o anda çekmekten daha zor bir hal alabiliyor. Film gösterime girdikten sonra bir çok haklı ve haksız eleştiriye maruz kaldı. Eleştirilerin ortak noktası Baz Luhrmanndan çok daha başarılı bir Australia izlemek idi. Ama yinede Australiayı onun gözünden bu kadar zengin bir içerikle görmek son derece keyif verici...Film oldukça uzun olmasına rağmen, temposu çok başarılı bir şekilde ayarlanmış. Uzun ve durağan sahnelerden sıkılmaya başladığınız anda film birden hareketleniveriyor ve ortaya oldukça başarılı görsel sahneler çıkıyor. Sığır sürme sahnesi gerçekten cok başarılı ve heyecan verici bir sahneydi. Film aynı zamanda hayatımda tanıdığım en mistik yerli halk olan aborjinlerin Australia sınırları içersinde verdiği yaşam mücadelesine uzaktan değinmiş. Söz konusu film Australia olunca, aborjinleri yok saymak tarihi inkar etmek gibi bişey olurdu galiba. Baz Luhrmannın bu konuya kısmi olarak da yer vermesi gayet yerinde olmuş. Hugh Jackman ve Nicole Kidman birlikteliği ne derece başarılı oldu şuan kestiremiyorum ama Nicole Kidmanın performansı oldukça iyi, sadece salon kadını olmadığını bu filmlede maceracı ruhunu açığa çıkardığını görüyoruz. Hugh Jackman da gözardı edilmeyecek kadar başarılı bir oyunculuk sergilemiş filmde. Teknik açıdan son derece başarılı bir film Australia, görsel efektler farkedilmeyecek kadar başarılı bir şekilde kurgulanmış. Görüntü yönetimi Mandy Walkera kılpayı oscar adaylığını kaçırtsa da bu denli muazzam görüntüleri onun bakış açısıyla izlemek son derece keyif verici. Catherine Martıne oscar adaylığı getiren kostümler ise son derece şık ve yıllar öncesinin zerafetini yansıtıyor bizlere. Müziklerinin, filmin heyecanlı ve romantik sahnelerine yakışmadığını, daha doğrusu filmin özgün müziklerinin beni hayal kırıklığına uğrattığını belirtmek isterim.Başka bir dünyadan, başka bir kıtadan hikayelerin anlatıldığı bir film Australia. Çok başarılı bir film olmasa da eminimki birçok izleyicinin kayıtsız kalamayacağı derecede içten ve samimi bir film Australia...
çok güzel bir konusu var filmin oyunculuklarda çok etkileyici ama filmin uzun olması ve heyecanlı sahnelerin az olması izleyiciyi sıkıyor yinede kesinlikle kötü bir film değil eksiklere rağmen izlenmeye değer bir film...
Nicole Kidmanın Soğuk Dağ filmi ile kıyaslanılabilir bir film. Fakat Soğuk Dağ kadar çok etkileyici değil. Göklere çıkartılcak bir filmde değil. Orta karar bir Amerikan tarih filmi diyebiliriz. Yalnız Nicole Kidmanın performansı çok iyi.
Görsellik açısından görkemli bir film evet fakat başta güzel başlasada sonlara doğru akan konu sapıp biraz daha farklılaşıyor doğal olarak kasıyor ve sıkıyor.Nicole Kidman ve Hugh Jackman da gayet izlenesiler.İzlenebilir bir film.6/10
2001 yapımı Moulin Rouge ile duymuştum Baz Luhrmann adını. Moulin Rouge'den sonra Australia'yla da epey hatırlanacak yanılmıyorsam? Film bir cinayetle açılıyor. Ardından jenerik ve uzun bir hikaye başlıyor Australia'da?Australia'yı kimi arkadaşlar yerlere göklere sığdıramamışlar. Profesyoneller ise daha temkinli yaklaşmışlar filme ve kanımca bence de temkinli yaklaşılıp bir takım çekinceler ileri sürmek gerekiyor?Bana kalırsa Australia iki ayrı filmden oluşuyor. Gerçekten de sanki ortada iki ayrı film varmış da bunlar birbirine montajlanmış gibi bir görüntü çiziyor film. İlk bölümde Lady Sarah Ashley'in İngiltere'den kalkıp Avustralya'ya gelişi ve Avustralya'da çiftliğinde yaşadıkları. Bu kısımla ilgili zihinlerde yer eden görüntüler Avustralya'nın uçsuz bucaksız güzellikleri ile müthiş sığır sürme sahnesi oluyor. Öyle bir sığır sürme sahnesi var ki bu kısımda, hakikaten yönetmen de görüntü ile ilgilenen arkadaş da üst düzeyde iş çıkarmışlar harika olmuş.. Ayrıca, Lady Sarah ile Drover'in tanışıp yakınlaşmaları da bu bölümün olaylarından. Ha bu arada, suya sabuna dokunmayan aborjin alt hikayesi de çok göze batmasa da bu bölümün belli başlı olaylarından sayılabilir?Filmin birinci kısmı (veya ilk film de denebilir) sürünün ulaşması istenen yere (sanırım Darwin'di şehrin adı) sağ salim varışı ile sonlanıyor ve ?Allah Allah filmin bitmesine daha bir saatten fazla var, daha ne olay olacak ki? diye düşünürken (ben) gayet yumuşak bir şekilde ikinci kısım başlıyor. Tabi yumuşak derken bağlantıyı kasdettim, yoksa bir hayli sert bir bombardımanla başlıyor ikinci kısım. Bu arada, iki kısım arasında Lady Ashley ve Drover'in arasındaki ilişki ve ayrılmaları romantizmin doruklarına çıkarıyor sondaki kavuşma sahnesinden önce?Filmin ikinci kısmında Japonların Avustralya topraklarına saldırması ve sonrasında yaşanan mücadele anlatılıyor. Daha fazla ayrıntıya girmeden filmin mutlu sonuna geleyim hemen. Evet, filmin sonunda (tıpkı Yeşilçam hikayelerindeki gibi) kahramanlarımız uzun uğraşlardan ve türlü belaları atlatıp güç de olsa izleyicini istediği gibi bir araya geliyorlar?Aslında hiç de yabancı olmayan ve hatta klişe bir kurgusu ve hikayesi olsa da filmin, Nicole Kidman ve Hugh Jackman'ın üstün performansları, muhteşem Avustralya sinematografisi, başarılı bir yönetmenle izleyiciyi sarıp sürüklediği bir gerçek. Ancak film epey bir uzun. Sığır sürme ve bombardıman sahneleri gibi aksiyonun olmadığı sahnelerde hafif yollu baydığı anlarda geliyor filmin. Ancak buna rağmen genel itibarıyla izlemesi zevkli denebilir. İzlememiş arkadaşlar için tavsiye edebilirim, ancak uyarmak lazım film ikibuçuk saatten daha uzun sürüyor. Kısıtlı bir zamanda izlemeye kalkmazdım ben olsam?
olay örgüsünden çok sanatsal öğeleri ön planda olan ve çekimleri gerçekten harika olan film ancak aksiyon vb tarzı filmlerden hoşlananlar için sıkıcı olacağını düşünüyorum Nicole kidman ise rolüne çok güzel oturmuş çok başarılı bir performans sergilemiş filmde
Merakla beklediğim bu film için aslında yapılacak çok yorum yok bittikten sonra farkına vardım ki filmin başı ve sonu gerçekten çok farklı biraz uzun olsada yinede seyredilir...
çok uzun olması filmin ortasında kopmanıza neden oluyo..son 1 saat çok daha keyifli ve heyecanlı...gereksiz yere uzun tutulmuş...çok üst düzey bir yapım değil kesinlikle..orta sıra bir film...hugh jackman gerek oyunculuğu,gerek görüntüsüyle bir harika..tatlı melez çocuğun o sürekli ağzından düşmeyen 'miss boss...drover' sözleri hala kulağımda..izlenebilir,ama çok beklenti içine girmeyin..
sinema filmi nedir? iste budur.o kadar geniş bir paket ki avustralya asktan savasa siyasetten komediye her türlü ögeyi içinde harmanlayıp seyirciye sunabiliyor tempo ve konu baglantıları arasında büyük sorunlar olsa da her sinemasever bu filmi ölmeden izlemeli 7/10
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.