En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
Poyraz Can
1 değerlendirme
Takip Et!
1,5
15 Aralık 2024 tarihinde eklendi
Küresel Durumlari Göz önüne alsada film baştan sürekleyici ama sondan bomba olmuş.Baştan sona sürüklemiyor kisacasi.Bi çok saçma sahnesi var.Örneğin baltalari balığı neden sürdüler biz burda ne anliyalim?En önemliside sonuydu ee kapiyi patlattiniz bir ömür yaşam sunucak trenin bölümündeyken şimdi trensiz ve ölmüş oldun.Napicak o 2 çocuk şimdi dışarda?Hadi belliki yaşam var dışarda kutup ayisi onu sembole ediyor bu 2 cocuk nasil yaşam mücadelesi vericek.Biriside yorumlarda anlamak için izleyin yazmış:) Buyrun anlayabilen izlesin ama bana göre zaman kaybi kesinlikle tavsiye etmem.Bu yaziyi yazmak için resmen hesap oluşturdum.
Film guzeldi. Insanlik icin guzel mesajlar veriyo. Sonunu begenmeyenler olmus. Dunya nin sonu gelmisse gelmistir ve bitmistir,insaoglu ister tren ister gemi her yaparsa yapsin bunun karsisinda duramaz, aslinda film bunu anlatiyo bence. Begendim tavsiye ederim
yönetmen bir çok gerçeğe değinmiş, hepsini harmanlayıp muhteşem bir şekilde izleyicilerin önüne sermiş., dünyanın insanlar tarafından oluşturulmuş gaddarca sistemi, ve dünyaya verdiğimiz zararın boyutu ve daha birçok şey. ders niteliğinde bir bilim kurgu. etkilendiğim bir yer de okul vagonundaki öğretmenin sistemin dayattığı ideolojiyi ve düşünceleri çocuklara nasıl benimsettiğiydi, bir an orda kendi çocukluğumu gördüm. aklı başında insanın bir çok ders çıkaracağı aynı zamanda seyretmekten zevk alacağı bir başyapıt.şiddetle tavsiye ediyorum. o tren bizim dünyamızdı daha fazlası değil.
Kapitalizmi ve hayattaki statü farkını; dünyanın sonunu geldi derken finaliyle de yeni bir başlangıcı bize kurgulatan inanılmaz bir film. Mesajları çok, almanız dileğiyle mutlaka izleyin.
Filmi gerçekten muhteşem buldum.Dış dünyayı belirli kesitlerde göstererek gerçekten harikulade bir iş yapılmış.İçerisinde flashback ler gerçekten düşünmemi sağladı bu konuda hakkını vermeliyim.Toplum kademelerini eleştiren çok sahne var zaten filmde neredeyse bunun üzerine kurulu en başta ön yargılı yaklaşsam da aksiyon,flashback,duygu,oyunculuk her şey mükemmel.İzlemelisiniz ..
Silah neden baliga suruldu Birbirlerine ates ettiklerinde neden durdular Snowpiercer de
Trendir, buz devridir çok orijinal fikirler ama bu filmde de olduğu gibi ne zaman yaratıcı fikirler görseniz araya uydurulmuş bir toplum eleştirisi de görmek zorundasınız. Ayrıca; Madem yeterince imkan yok arka vagondakilerin kalması için adamları kaç vagon doldurup kol bacak yeme raddine getirmenin ne manası var. İşçi falan olsalar neyse. Film boyunca açıklama da yok. Bilet alan ama kıdemli olmayanların vagonuna geldiklerinde "aceleyle kaçmışlar" dediler sonra o da unutuldu. İki yağmur damlası görüp dışarı atlamak yerine Curtis liderliği kabul edip, baba kızı odada koruyup, birkaç yıl daha bekleyebilirdi. Her isyan arasında bir nesil zaman farkı olduğundan tekrar bir katliama gerek kalmadan yaşama şansları daha yüksek olan bir ortama çıkabilirlerdi. Yani kısacası sonu bu kadar kıytırık olmasa 4,5 luk filmdi ama yazık olmuş
Ayrıca baltayı balık kanına buladıkları kısım da çok saçmaydı.
Yeni bir distopik filmle karşı karşıyayız. Dünyanın donması üzerine hayatta kalan son insanların sürekli hareket eden bir tren içerisinde yaşamlarını sürdürmesi gibi güzel bir ideayla yola çıkan ekip, geçen yılın en çok ses getiren filmlerinden birine imza attı.
Senaryodaki açıklara gözlerimizi kapatıp, senaryo kurgusundaki bazı zamanlama hatalarını görmezden gelirsek yaratılmak istenen dünyayı daha çok sevebiliriz. Filmde canibalism ile ilgili anılar bile o kadar geç ortaya çıkıyor ki kendi adıma ben, çoğu zaman filmde kötü olarak lanse edilenlerin tarafını tuttum. Senaryodaki twist'ler yüzünden iyinin ve kötünün yer değiştirmesine alışık olsak da senaryo kurgusunun bu kadar hatalı olduğuna ilk defa tanık oluyorum. Bir sonucu elde etmek için olmayacak şeyleri akla yatkın olmadan ''zorlama'' yoluna değinmeyeceğim bile. Çünkü onlar da bu senaryoda bolca mevcut. Tüm bu sorunlara berbat geçen son 10 dakikayı da eklersek harika bir fikir olarak doğan Snowpiercer; Chris Evans hariç iyi kadrosuna ve başarılı yönetmeni Bong Joon-ho'ya rağmen yalnızca ''evet, izlenebilecek bir film.'' olarak kalmış.
Vizyon filmi imajı veren film adına, Chris Evans'a, fikir olarak güzel olsa da senaryolaşmış hali berbat olan script'ine rağmen Snowpiercer eğlenceli vakit geçirmenizi sağlıyor. Ancak yönetmen Bong Joon-ho'nun başarısı hariç her olumlu yorum bu filmi biraz over-rate etmek demektir.
ps: Zaten gün gibi ortada olmasına rağmen yaklaşık 287 kere trendeki yapının gerçek hayata ve trenin dünyaya benzetilmesi Snowpiercer'ın gerizekalıya anlatır gibi anlatım içeren filmlere örnek olmasını sağlamış.
Filmin, ve belli ki uyarlandığı Fransız çizgi romanının, "sistem eleştirisi, siyasal söylemleri, felsefik yaklaşımları" var. Bunlar gerçekten sinemada başarılı örneklerini çok sık göremediğimiz unsurlar. Filmi bitirdikten sonra da üzerine konuşacak, düşünecek bazı fikirler veriyor size "Snowpiercer". Ancak kesinlikle vasat bir filmden öteye gidemiyor. Sinema sanatı çerçevesinde pek de başarılı bulmadım. Acelecilik var gibi, ancak bazı kısımlar da gereğinden fazla uzatılmış bir yandan. Karakterler ile ilgili doğru düzgün bir fikrimiz olmadan aksiyon başlıyor. Aralarda verilen bilgilerin göstermelik, zorunluluktan verildiği çok belli. Derinlik yok. Aksiyona değil de madem vurgulamak istediği fikirlere, söylemlere yoğunlaşsaydı. Aksiyondan bir 15 dakika kadar eksiltin, aynı süreyi fikir, söylem, eleştiri kısmına, şöyle güzel bir senaryo eşliğinde serpiştirin filmin içine, işte o zaman daha üst düzey olurdu. Bu arada belirtelim, bu söylem veya eleştiri anlamında da çok yeni şeyler vaat etmiyor aslında. "Kuyruk halkı" ve "ön kısım" halkı var. Gerisini tahmin edersiniz zaten. Bir de trenin kendisi ile ilgili çok büyük mantık hataları var. Bunları bir şekilde törpülemeleri gerekirdi. Yönetmen sanki isteyerek başlamış ancak çekimlerin belli bir noktasında sıkılıp bir an önce filmi bitirmek istemiş hissi verdi biraz. İzlenmeyecek derecede kötü değil kesinlikle, ancak daha iyisini bekliyordum. Belki de ben çok yüksek tutmuşum beklentilerimi.
Güney koreli yönetmenin kapitalizmin temellerine, varoluş felsefesine sorduğu sorular açık ve net. Kuyruk bölümü bu sistemin devamı için olmazsa olmazdır. Bunu her gün yapılan düzenli kontrollerden anlayabiliriz. Eksiklikler, aksaklıkların çaresi kuyruk bölümündedir ve o popülasyonun devamlılığı açısından kâti önem taşımaktadır. Wilford üzerinden hakim iktidar ilişkileri eleştirilmiş çözüm trenin sonsuza kadar devamlılığında bulunmuş. Kastlara bölünmüş bir tren ve trende ilerledikçe görüyoruz ki hiçbir yer kuyruk bölümü kadar kalabalık değil aksine özel tek kişilik yaşam alanları oluşturulmuş. Burada azınlığın çoğunluğa hükmedişine bir gönderme var. Sonuç olarak Curtis'in iyi bir lider olarak başladığı yolculuğunun Wilford'ın büyüsü altında yok olduğunu görmek liderlik kavramını sorgular hale getiriyor. Filmin bitiş sahnesinde Kadın Egemen bir toplumun bu denli dehşetle bir dönüşümün içinde tekrar kendini var edeceğine vurgunu yapıyor. Anlatım tarzıyla çok ince işlenmiş değerli bir yapım
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.