masumiyet'i izledim ve başladı zeki demirkubuz fanatikliği sadece bekleme odası vasattı onun dışındaki tüm filmlerini çok beğendim zeki hocanın ve türk sinemasının bana göre en önemli yönetmeni z.demirkubuz çünkü söyleyecek sözleri var ve bizi anlatan harika hikayeleri başarılarının ve iyi filmlerinin devamını diliyorum sevgili hocam....
Zeki Demirkubuz'a has ilginç bir film daha karşımızdaki.Sonunu yine kestiremediğiniz olaylarıyla insanı bir anda ordan oraya sürükleyen bir yapıt karşımızdaki.Ama bence diğer Demirkubuz filmlerine oranla daha basit gibi geldi bana.Ama yine de izlenmeye değer görüyorum...
karanlık üstüne öykülerden sonra(itiraf,yazgı)seyrettiğim üçüncü zeki demirkubuz filmi üçüncü sayfa!!!film sıradan bi olay başlıyor gelişiyor gelişiyor ve inanılmaz bi tutku oluşuyor insanda filmi seyrederken mükemmel bir his bu harika bir film yaa ne diyim artık herşeyiyle sıkılmadan nerde ne olacağını merakla izlediğim 2 filmden bi tanesi diğeri yazgı...gerçekten bir başyapıt seni yolda görsem elini öperim zeki demirkubuz...
film budur abi.. süper yaa.. zaten zeki demirkubuz'un bu işten feci anladığı önceki filmleri c blok la masumiyetten belliydi. bence sinema tarihimizin en iyi filmlerinde birisi.. başak köklükaya kendini aşmış. bundan daha iyi oynanılmazdı herhalde. senaryo, reji zaten ayrı bi duayenlik ürünü. walla izlemeyem çok şey kaybeder..
Zeki Demirkubuz'un bu öyküleri anlatmaktan vazgeçmeyeceğini ümit ediyorum. Bu öyküler tekrar tekrar anlatılmalı; çünkü sinemamız gelişiyor teranesinden anlaşıldığı kadarıyla (Gora, Hırsız var ,Fasulye vs) sinemanın ana amaçlarından birisini insanı anlatmak olduğu ve insanı anlatmak denen şeyin de onun hayatını belirleyen koşullara parmak basmaksızın olamayacağını anlamak gerekiyor. Üçüncü Sayfa da Masumiyet ve İtiraf gibi ve Yazgı gibi bizler gibi yaşayan insanların öyküsünü anlatıyor; son derece gerçek. Basit. rahatsız edici. ÜZerine düşünülmesi belki giderek sol düşünceyle bağlantılı bir şey gibi algılanacak, zamanla küçümsenecek türden şeyler: hayatta kalamamak, baltaya sap olamamak, yırtamamak, insan olamamak, insan kalamamak...Sürekli açılan kapılar, kapanan kapılar, peygamber isimleri taşıyan kahramanlar, susan tepkisiz kalan kahramanlar...Üçüncü Sayfa da muhakkak izlenilmesi gerekenbir film. Çok başarılı buldum. Çok güzel.
Nasil olur da bu kadar guzel bir filme boyle az yorum yazilir?Zeki Demirkubuz bizi bizden iyi anladigini ve anlattigini yine ortaya koyuyor,mukemmel bir filmle.oyunculuklar alkisi zaten hakediyor.ucuncu sayfa kanimca masumiyeti aratmayacak bir film.benim icin zaten demirkubuz filmlerin hepsinin ayri tadi var.mutlaka izlenmeli bu da...
Klasik bir zeki demirkubuz filmi izlenmesi gereken bir örnek oyuncuların başarılı performansı gözünüze çarpar özellikle başak köklükayanın ki. bu filmden sora filmdeki ruhi sarı ve başak köklükayanın benim için yeri ayrı oldu
Zeki Demirkubuz bu işi çok iyi yapıyor tüm filmlerini izledim filmlerinde bir esrarengizlik var kapıların kendiliğinden açılması (Dostoyevski) televizyondaki seslerin çekilen sahnedeki olayları yansıtması gibi(kader bıçaklama sahnesindeki arkadan gelen tvdeki konuşma sesleri) birçok özellik var farklı bir yönetmen.
Şöyle yorumlar baştan bir okudum ve açıkçası çok üzüldüm. Böyle sanatsal bir eserin ardından böyle gelmesi beni üzdü. Adı üzerinde yazdığınız yazıları eleştiri diye giriyorsunuz ve yapılan yorumlar filmi değerlendirmekten çok yoksun.
Ben çok iyi bir film eleştirmeni falan değilim. Lakin en azından elimden geldiğince filme yapıcı eleştiri yapmaya çalışabilirim. Ki bunu hepiniz yapabilirdiniz.
Yönetmen bildiğimiz üzere varoluşçu bir felsefeyi sahipleniyor ve filmlerinde de bunu çok iyi işliyor. Seçtiği karakterler hep toplumdan ötekileştirilmiş insanlardan oluşuyor.(Albert Camus - Yabancı) Ve yaptığı insan tahlillleri çok gerçekçi,küfürleriyle beraber.
Onun dışından oyunculuktan bahsetmiyorum bile...
Demirkubuz'un filmlerinde en çok dikkati çekenler de bir kapıların ikide bir açılması(masumiyete göre bu film de daha az) ve iki de kapalı bir ortamda dış ortam seslerinin gelmesi. Bunun ne anlama geldiğini bilen olur ve yazarsa çok memnun olurum.
Film gayet sıkıcı geliyor insana. Olaylar çok yavaş gerçekleşiyor çünkü. Bu da aslında yönetmenin seçimi. Çünkü bu uzatmalarla da gerçeği yansıtıyor. Bu şekilde toplumdan ötekileştirilmiş ve maddi olarak kötü durumda olan insanların hayatları zaten pek renkli değil.
Benim diğer dikkatimi çeken nokta da başrol oyuncumuzun özgüveni. Bence gördüğü kadına bu kadar kısa sürede aşık olmasının iki sebebi vardı. Bir, kadının ona yardım etmesi iki, özgüveni. Gördüğümüz üzere karakterimizin özgüven çok düşüktür, hatta yoktur. Ve güzel bir kadın görünce ona bağlanma eğilimini de arttırmıştır bu özgüven eksikliği. İki de kadının yardım etmesi, hayatında yaşadığımız başrol oyuncusu, toplumda hep itilip kakılırken bir kadın ona can-ı gönülden yardım etmektedir. Bu da karakterimizin bağlanma eğilimi arttırır. Bunlar aynı zamanda toplumdan dışlanmış insanların nasıl da bağlanma ihtiyacı hissettiğinin bir göstergesidir.
Diğer bir nokta da, kadının adamı kandırması: Bence adamın güçsüz ve silik bir karakter olduğunu gören kadın ondan hoşlanamazdı zaten. O onun güçsüz olmasını kullandı. Derdini anlatacağı ve onun için her şeyi yapmayı hazır bir insan bulunmaktadır sonuçta yanında.
Başta bahsettiğim gibi bu filmin kapsamlı eleştirisini yapmak mümkün değil. Son olarak, (yaptığınız eleştiri şeklini de göstermesi açısından) Zeki Demirkubuz kesinlikle takip edilmesi gerekilen bir yönetmen. spoiler:
İlk sahnenin uzun olması ve gereksiz gs maç detayı daha baştan itici yapmış filmi izlemeyen hiçbir şey kaybetmez izleyen hiçbir şey kazanmaz zaman kaybeder
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.