çok da gerekli bir film değil.filmde zaten hani sanat falan açısından baktığında pek bir şey yok senaryo olsun oyunculuk olsun hikaye kurgusu olsun.zaten hikaye çok aceleye gelmiş,yeterince açıklayıcı ve tatmin edici değil.film bittiğinde biraz sanki boşluk hissine kapılabilirsiniz.karakterleri yeterince tanıyamıyoruz,hatta hiç tanıyamıyoruz.ne var ki film salt aksiyon da değil.aslında özellikle ikinci yarıda aksiyon biraz artıyor ancak keşke daha fazla kullansalardı bu tarz sahneler,o zaman bari kaliteli aksiyon izlemiş olurduk hiç yoktan.çok merak edenler gidebilir ama beklentileri karşılar mı bilmiyorum.
Doug Liman için ciddi şüphelerim var.The Bourne Identity iyi bir filmdi ama Paul Greengrass çok daha güzel iki devam filmi çekti ki nadir karşılaşlan bir durumdur bu.Mr.and Mrs.Smith faciasından sonra Liman beklentileri yine tam olarak karşılayamıyor.En kötü değil ama olabilecek en yavan hali bu olsa gerek filmin.Hayden Christensen ın yetersiz oyunculuğu da cabası.Elimizde bir tek Samuel L. Jackson kalıyor filmden sonra.
Beklentilerinize göre değerlendirmenizin değişebileceği bir yapım.Ben zaten iyi bir kurgu,başarılı oyunculuklar beklemiyordum ; sağlam aksiyonu ve sürükleyiciliği beğenimi kazanmaya yetti açıkçası.10/7
doğa üstü işınlanma yeteneği olan adamın müthil bilim kurgu hikayesi.. Sürükleyicilik harika.. Tempo süper.. Aksiyon sahneleri olağan üstü.. Türünün çok iyi bir örneği.. On numara beş yıldız bilim kurgu filmi..
film en azından gerçekçi yani 'aaa ben süper kahramanım dur insanlığı kurtarim' demiyo gidip banka soyuyor:D aksiyonu bol (özellikle ajanlarla savaş sahnesinde)sürekliyiva bir film(o çantılı ip fırlatan alete hasta oldum)10/8
İzlenebilir bir film. Sinema tadında olmasa da hoş vakit geçirtiyor. Bu tarzda ilk kez bir film izliyorum ve dalında bir iilk. İlk 20-25 dk sı sıkabilir sonradan anlam kazanıyor.
Jumper’ı izlemeyi düşünen arkadaşlar için Shoot’Em Up’ta yapılan uyarıları yapmakta fayda var. Elbette Shoot’Em Up kadar uçlarda gezinmiyor film ve esasen de farklı bir tarzı var Jumper’in ancak 'mantık aranmaması' gerektiği noktasında her iki filmde paralel bana kalırsa...Jumper, fantastik bir aksiyon filmi özetle. Filmi izlerken açık noktaları kapatma, kimi sorulara cevap verme gibi bir derdi yok filmin. Aslında amacına ulaşıyor da. The Bourne Identy ve Mr. & Mrs. Smith filmlerini de yönetmiş olan Doug Liman Jumper’in yönetmeni. Bir aksiyon olarak gayet başarılı olduğu söylenebilir filmin ve bence aksiyon olarak ele alınıp beklentilerin ona göre şekillendirilmesi gerek...Okuduğum bir yorumda, filmin bazı sorunları olduğundan söz edilmiş ki kanımca yerinde. Zira sözünü ettiğim yazıda Jumper 'derinlikten uzak', 'dramatik yanı ihmal edilmiş' olmakla itham edilmekte film. Dediğim gibi bunlar bence de doğru ama, bu hususları aramazsanız bence bir eksiği yok filmin. Jumper’da bir düper kahramanın anlatılmadığı açıkça ortada. O yüzden süper kahraman misyonundan söz etmek yersiz Jumperler için. Ama yine de, sonradan ortaya çıkan Jumper’in filmin kahramanını nasıl bulduğu, muhafızların neden bu adamları ortadan kaldırmaya çalıştığı, kimin bu görevi muhafızlara verdiği gibi basit birkaç soruya tatmin edici cevaplar verilse fena olmazdı, bunu da kabul etmek gerekir yani. Oldukça kısa sayılabilecek filme, tüm bu eksiklikler için bir 10-15 dakika daha eklense hem boşluklar doldurulmuş olurdu hem de daha ciddi bir film çıkardı ortaya...Kamera ve ışık kullanımı tatmin edici filmde. Oyuncuların da performansları film için yeterli düzeyde, Hayden Christensen, Jamie Bell, Rachel Bilson gayet iyiler bence. Samuel L. Jackson’u ise söylemeye gerek yok, diğerlerinden farkı açıkça ortada...İzlemeyi düşünen arkadaşlar için en başta yazdığımı tekrar ederek bitirelim; mantık aramayıp eğlenceli bir aksiyon izlemek isterseniz iyi seçim Jumper. Ama birtakım boşlukların cevabını arayacaksanız boşuna aramayın, filmde yok çünkü...
Gişede neredeyse bütçesinin 3 katı ciro yapan bu film 225 milyon $'ı hak ettimi derseniz. İzlerken de hak vereceksiniz. Haketmemiş. Filmin ilkyarısı güzel bir yapım görüntüsündeyken, ikinci yarısı anlamsız atraksiyonlar, saçma diyaloglar ve fiyasko bir finişle sonuçlanıyor. StarWars'un genç A.Skywalker'ı C.Haydensen'i Virgin Territory filmindede izlemiştim. Ekranlara yakışan bir yüzü ve iyi bir oyunculuğu var. Ama kadroda nitelik olarak ona eşlik eden sadece Samuel Jackson var. Dünyanın değişik yerlerinden görüntülerin filmi süslediği aşikar. Lakin boş vaktiniz yoksa, tavsiye dışıdır. Ya da ilk yarım saatini izleyip kapatın. Gerisi bunalım.
Bir yerden başka bir yere anında gidebilen "Jumper"lardan birisi olan David Rice, mutlu bir hayat sürmektedir. Fakat bu "Jumper"ları avlayan Roland, David'i bulduğu zaman David, başka "Jumper"ların olduğunu keşfedecek ve bu savaşa son vermeye çalışacaktır.
Jumper, mükemmel "beyninizin off tuşuna basın ve eğlenmenize bakın" filmlerinden. Farklı konusu ve yaratıcı aksiyon sahneleri, Jumper'ı sıradan bir aksiyon filminden daha fazlası yapıyor. Sonunun çok hızlı gelişmesi, mantık hataları gibi eksiklikleri var elbet ama genel anlamda, Jumper gerçekten de eğlenceli bir film.
Oyunculuklar beklenmedik bir derecede iyiydi. Star Wars prequel filmlerinden tanıdığımız Hayden Christensen, hiç de fena olmayan bir performans sergilemiş. Jamie Bell'i ise çok farklı bir rolde görmek çok iyiydi doğrusu. Samuel L. Jackson ise kötü adam olarak resmen olduğu bütün sahneleri çalmayı başarmış.
Eksikliklerini düşünmeyeceğiniz ve kafanızı rahatlıkla dağıtabileceğiniz 80 dakikalık eğlenceli bir film Jumper kısaca. Eğer izlemediyseniz, bir göz atabilirsiniz. Eğlenceli vakit geçireceğinize eminim.
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.