En yararlı eleştirilerEn yenilerEn çok eleştiri yazmış üyelerEn çok takip edilen üyeler
Filtrele:
Hepsi
ilkerekleme
Takipçi
413 değerlendirmeler
Takip Et!
5,0
16 Ocak 2005 tarihinde eklendi
filmin o soğuk havadaski gerilimli ortamının dehşetli müziklerle bile birleşmesi insanın gerilmesine yetiyo...john carpenter'in kendisine has anlatımıyla sunduğu film belki ilki kadar korkunç değildir(okudum yazılara dayanarak söylüyorum)ama yarattığı gerilimli ortam dahi filmi seyretmeye yeterli...her ne kadar sonu acayip bitsede...
bu fılmı yenı ızledım...yapıldıgı yılı goz onune alırsak(ben daha dogmadan:))basarılı bır fılm..ama ıtıraf etmelıyımkı benım ıcın ole cok surukleyıcı olmadı..buda bu tarz fılmlere artık alısmıs olmamdan kaynaklanıyor herhalde...5 6 sene once yorum yazsaydım farklı olacagı kesındı...ama eskı korku fılm fanlarının ıslemesını tawsıye edıyorum........
Eski filmlerden nefret ederim ve hiç izlemem ama vallahi bunu çok sevdim. Hiç eskiymiş gibi değilde son yıllarda çekilmiş gibiydi. Yaratık cidden ilginç ve kendine has bi türdü beğendim lan o görselleri yaratığı sevdim :) yaratığın oluşumu dönüşümü şekli şemali bana abes gelmedi gayette hoşuma gitti. Valla eski diye ön yargı ile izledim buna rağmen beğendim. Başrolün yakışıklılığı da ayrı bi efsane :) tekinsiz ortam aşırı soğuk ulaşım yok iletişim yok ve en önemlisi artık birbirlerine olan güvende yok. Dolayısı ile gayet gerilimli geçen dakikalar... açıkları yokmuydu filmin elbette vardı ama çokta önemli değildi. İzleyin derimmm...
Carpenter drt dörtlük gerçekten de.senarist,yönetmen,hatta müzisyen.kullandığı mekanlar,karakterler tamamen usta işi.bu filmi de beğenmeyen olmamıştır heralde.
Aklımı başımdan alan, gerilimin yüksek dozundan ötürü mahvolduğum, tokat gibi çarpan bir film The Thing. Türünün dışına taşan, sinema tarihine altın harflerle kazınmış muhteşem bir yapım olduğunu daha sonra çıkan filmlerdeki The Thing etkisinden görebiliriz. Birçok korku-gerilim filmi The Thing’ten nemalanmış fakat eserin alametifarikasını görememişler. Bu film insan doğasını bütün çıplaklığıyla aktarması sebebiyle başarılı olmuş. Sahneye böğürüp çıldıran birkaç yaratık koymak eseri ucuz bilgisayar oyunlarından bir parmak öteye taşımaz. Bu film gizli kalmış korkuların sinemaya aktarılmasının yanında birtakım alegorilere de sahip. Terk etmenin mümkün olmadığı bir ortamda istismara veya şiddete maruz kalan kişilerin yaşadığı korkuyla beslenen nefreti hissettim bu filmde. Kapana kısılmanın verdiği bunalımı çok net bir şekilde ekrana taşımış yönetmen.
Mekân her ne olursa olsun beraber yaşamak veya çalışmak zorunda olan insanların sağlık, itibar ya da kariyer açısından sürekli olarak endişe duymasının yarattığı yıkıma yönelik bir anlatı tercih edilmiş filmde. Karakterlerin güvenden yoksun olan bir topluluk içinde hayat mücadelesi verirken ruhen yıkılması da güzel bir tercih. Çünkü gerçek hayatta da yatıştırılmayıp sürekli harlanan güvensizlik ortamı insanları birbirine düşman edip vahşileştirir. Mantıklı ve tam bir lider olarak gördüğümüz Mac karakterinin dahi sonlara doğru ipi koparıp etrafı ateşe vermesi de bu sebeple bence. Korkuyu yaratan ister uzaydan düşen bir yaratık ister sıradan bir insan olsun kaosun fitilini ateşledikten sonra yaşanan bütün yıkımın sorumlusu kurbanlar oluyor.
Bu filmin tempo konusunda üniversitelerde ders olarak okutulması gerekiyor. Carpenter şüphe üzerinden öyle bir denge kurmuş ki seyirci sakin geçen sahnelerde dahi diken üstünde duruyor. Kendisi her sahnede görünmese dahi etkisi hissedilen bir antagonist yaratmak çok zekice. Bir sonraki sahnenin nasıl işleyeceği konusunda mantıklı tahminler yapamamak ise insanı çok tedirgin ediyor. Aslında hikâyenin akışı ilk birkaç sahnede kendini ele veriyor. Fakat filmin gücünü aldığı nokta kargaşa ve duygu yoğunluğu olduğu için her sahne bir öncekinden daha ilgi çekici oluyor. Bu açıdan gerilim filmi olmanın hakkını vermiş diyebiliriz. Carpenter birden fazla karakterin birbiriyle olan ilişkisini, dehşet anlarına verdikleri tepkiyi çok zekice tasarlamış. Her geçen dakika daha da şiddetlenen bir kabusa hapsolduklarının bilincinde olan karakterlerin tepkileri seyirciye direkt geçiyor. Oyuncu kadrosunun iyi bir iş çıkardığını söyleyebilirim.
Bilgisayar efektlerinin şaha kalkıp her türden filmde bolca kullanılması pratik efektlerin kıymetini dönemimizde artırmış diye düşünüyorum. The Fly filminde de olduğu gibi maket ile çekilen sahnelerin gücü günümüz filmlerinde yok. Bir aktörün plastik makyaj ile yaptığı oyunculuğu CGİ ile elde etmek faydasız bir uğraş olur diye düşünüyorum. Eskinin tiyatro ve sinema oyuncularının yeni nesil film mantığına alışamama sebebi de bu yapaylık bence. The Thing gibi emek ve özen ile çekilmiş bir film zamanın yıpratıcı gücüne direnebiliyor. Üzerinden geçen otuz dokuz yıla rağmen hala bir başyapıt olmasından ötürü izlenmeli bu film.
Özellikle karakterler arasında kurduğu güvensizlik ortamıyla geren(ki çekildiği dönemde dünyaya hakim olan havaya başarılı bir gönderme)çok başarılı maket ve makyaj çalışmasıyla iğrendiren film,oyuncuların başarılı ve öne çıkmayan performanslarıyla da parlıyor,bilgisayar oyunu her ne kadar kazık derecede zor olsa da zevkliydi,bu arada filmin muğlak finali de son celsede izleyiciyi germeyi başarıyor,kaçmayacak bir bilimkurgu-gerilim,vahşet kullanımı hassas midelere uygun değil.Saygılar.
John Carpenter ın en iyi filmi...kurt russell ın oyunculuğuna diyecek yok zaten...zamanına göre şaşırtıcı görsel efektler...en iyi korku filmlerinden biri...
Beyazperde.com'da gezintiye devam etmek istiyorsanız çerezleri kabul etmelisiniz. Sitemiz hizmet kalitesini artırmak için çerezleri kullanmaktadır.
Gizlilik sözleşmesini oku.