Dabbe'nin bütün serilerini izlemiş biri olarak, her ne kadar korku türevlerinde Hasan Karacadağ kendini geliştirmiş olsada biz mütedeyyin izleyicilerin yumuşak karnı olan efsunlu materyalleri filmlerinde ana öğe olarak kullandığından mütevellit bizleri etki altında bırakma konusunda 1-0 önde başlıyor.
Dabbe 2 gibi felaket ötesi bir filmden sonra bunu çekmesini cesaretine yada başka etik! bir anlayışına mı bağlamam gerekiyor bilemem ama salt korku yapımı adına güçlü prodüksiyon ile kimsenin izleyicilerin karşısına çıkmaması yönetmenin elini güçlendirmiş anlaşılan.
Filme gelince yine klasik Hasan Karacadağ imzası olan amatör oyuncular, basit diyaloglar, kötü efekt, zayıf senaryo ve ucuz prodüksiyon ile takdirimi kazanmış etkili reklamasyonla yine gişenin belini kırmış bir yapım.
Filmi izlerken korkmadım ama film bittikten sonra insan normal hayatta başına gelen anormal şeyleri hayra yoracağına filmin insan üzerinde bırakmış olduğu tekinsiz ve huzursuz üç harflilere yorması çok ilginç.
İmdb oy oranına aldamayın çünkü yaklaşık 500 kişilik bir ekip tarafından 10 puanla! şişirilmiş. Filme gelirsek bayanlar ve özellikle küçük kız çocuğu senaristin üzerlerinde yapmış olduğu telkinden olsa gerek naif bilinçaltılarının etkisinde kalarak bir nebze inandırıcı oynamışlar. Lakin Sinan ve avukat arkadaşı hiç mi hiç inandırıcı oynamamışlar. Sadık hoca fena değildi. Bir de kızdığım bir nokta filmin sonlarına doğru Sinan korkmuş küçük kızı sakinleştirirken kızın dudaklarından öpmesi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtti.
Açıkçası korku filmi bütçe isteyen bir yapım. Efektler olmazsa olmazı. Hele oyuncu seçimi çok önemli. Umarım Japon korku sinemasının katmanlarını altyapısına enjekte eden Hasan Karacadağ eleştirilerimizi kaale alırda bizleri bu kadar uzun negatif eleştiri yazma zahmetinden kurtarır.....